
Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Nedir?
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru Anayasanın 148/3 maddesinde düzenlenmiştir. İlgili madde uyarınca “Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.” denilmiştir.Görüleceği üzere bireysel başvuru yalnızca Anayasada güvence altına alınmış ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında bulunan temel haklar bakımından yapılabilir.
Bireysel Başvuru Hangi Tarihten İtibaren Kesinleşen Kararlar İçin Yapılabilir?
Anayasa Mahkemesi 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan başvuruları incelemektedir. Bu tarihten önce kesinleşen kararlar ise incelenmemektedir.
İdari ve Yargısal Yolların Tüketilmesi
İdari ve yargısal yolların tüketilmesi, ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmesi anlamına gelir. İhlal iddialarına ilişkin olarak idari başvuru yollarının ve varsa ilk derece mahkemeleri, istinaf mahkemeleri ve temyiz başvuru yollarının tüketilmesinden sonra bireysel başvuruda bulunulabilir.
Bireysel Başvuru Süreci
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapabilmek için tüm olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekmektedir. Yani idari ve yargısal hak arama yolları tamamlandıktan (temyiz, istinaf gibi) sonra başka hak arama yolları yoksa ihlal öğrenildikten sonra 30 gün içinde yapılmalıdır.
Mücbir Sebep veya Ağır Hastalık
Mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir mazeret nedeniyle 30 günlük başvuru süresinin kaçırılması hâlinde mazeretin kalktığı tarihten itibaren en geç 15 gün içinde mazerete ilişkin belgelerle başvuru yapılabilir.
Bireysel Başvuru Kimler Tarafından Yapılabilir?
Kural olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve bunlara ek olarak Türkiye’nin taraf olduğu protokollerin ortaklaşa güvence altına aldığı temel hak ve özgürlüklerden herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkes bireysel başvuruda bulunabilir. Bireysel başvurular bizzat başvurucu, başvurucunun kanuni temsilcisi ya da avukatı tarafından yapılabilir.
Başvuru Yapılacak Merci
Bireysel başvurular, Anayasa Mahkemesine doğrudan müracaatla ya da mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılabilir.
Başvuru Formunda Bulunması Gereken Belgeler
Dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da onaylı örneklerinin başvuru formuna eklenmesi şarttır. Bunun yanı sıra bireysel başvuru formuna aşağıdaki belgelerden gerekli olanlar eklenmelidir:
- Kanuni temsilci vasıtasıyla takip edilen başvurularda kanuni temsilcinin başvurucuyu temsile yetkili olduğuna dair belge (vasi aracılığıyla yapılan başvurularda vesayet kararı örneği gibi),
- Avukat vasıtasıyla takip edilen başvurularda avukatın başvurucuyu temsile yetkili olduğuna dair baro pulu ve vekâlet suret harcının ödendiğini gösteren belgenin ekli olduğu vekâletname,
- Harcın ödendiğine dair belge,
- Nüfus cüzdanı örneği,
- Başvurucu yabancı ülke vatandaşı ise geçerli kimlik belgesi,
- Tüzel kişilerde tüzel kişiliği temsile yetki belgesi,
- Nihai karar ya da işlem tebliğ edilmişse tebellüğ belgesi,
- Dayanılan belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri,
- Tazminat talebi varsa uğranılan zarar ve buna ilişkin belgeler,
- Başvuru süresinde yapılamamışsa varsa mazereti ispatlayan belgeler.
Gizlilik
Başvurucu gerekçesini de belirtmek kaydıyla kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulmasını talep edebilir.
Tedbir Talebi
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yaparken tedbir talebinde bulunulabilir. Tedbir kararı, başvurucunun yaşamına ya da maddi ve manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlikenin bulunduğu tespit edildiğinde temel haklarının korunması için verilen karardır. Bu kararın verilmesi durumunda kamu gücü işleminin icra/infaz edilebilirliği tedbiren durdurulmaktadır.
Hangi Hâllerde Başvurunun Açıkça Dayanaktan Yoksun Olduğuna Karar Verilir?
Anayasa Mahkemesi, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir. Anayasa Mahkemesi şu dört nedenden birinin varlığını saptadığı takdirde başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulmaktadır:
a) İhlal iddialarının temellendirilememesi (temellendirilememiş şikâyet),
b) İddiaların salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olması (kanun yolu şikâyeti),
c) Başvurunun karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret olması (karmaşık veya zorlama şikâyet),
d) Temel haklara yönelik bir müdahalenin olmaması veya müdahalenin meşru olduğunun açık olması (bir ihlalin olmadığının açık olduğu şikâyet).
Mükerrer Başvuru
Bir başvuru incelenmekte iken ya da neticelendikten sonra aynı olay, olgu ve ihlal iddialarına dayanılarak yeni bir başvuru yapılması hâlinde mükerrer başvuru yapılmış olur. Bu hâlde bireysel başvurunun mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine hükmedilir.
Hakkın Kötüye Kullanılması
İstismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarda bulunulması hâlinde başvurucunun bireysel başvuru hakkını kötüye kullandığı kabul edilir. Bireysel başvuru hakkının açıkça kötüye kullanıldığının tespit edilmesi hâlinde incelemenin her aşamasında başvuru reddedilir ve ilgili aleyhine yargılama giderlerinin dışında ayrıca disiplin para cezasına hükmedilebilir.
Kararın Sonuçları
Bireysel başvuruda, ihlalin tespiti ile ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa yeniden yargılama yapılması veya tazminat talep edilebilir. Mahkeme de bu yönde bir karar verecektir. Ancak tazminat talep edilmemesi halinde mahkemece re’sen tazminata hükmolunamayacaktır.
Düşme Kararı
Aşağıdaki hallerde düşme kararı verilir:
- Başvurucunun davadan açıkça feragat etmesi,
- Davasını takipsiz bıraktığının anlaşılması,
- İhlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış olması,
- Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka gerekçeden ötürü başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmemesi.
Emsal Kararlar
“Somut olayda başvurucu, başvuruya konu ihlâli, nihai kararı tebellüğ ettiği 30/10/2012 tarihinde öğrenmiştir. Bu tarihten yaklaşık sekiz ay sonra, 4/7/2013 tarihinde vekilin (müdafiin) isteği üzerine Mahkeme kaleminde yapılan tebligatın, 30 günlük bireysel başvuru süresinin başlangıç tarihine bir etkisi yoktur. Açıklanan nedenlerle, iddia edilen ihlâlin başvurucu tarafından öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün geçtikten sonra yapılan başvurunun, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “süre aşımı” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.” (Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru, Başvuru Numarası: 2013/5504, Karar Tarihi: 28.05.2014)
“Temsilci veya avukat aracılığıyla yapılan bireysel başvurularda, geçerli mazeretlerin bulunması hâlinde mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde yapılan başvuruların süresinde yapılmış olduğunun 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 64. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca kabul edilmesi gerekeceği belirtilmiştir. Ancak eksikliklerin tamamlanması hususunda mazeret olması durumunda mazaretin kalktığı tarihten itibaren kaç gün içinde eksikliklerin tamamlanacağına ilişkin bir hüküm yoktur. Bu durumda 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 64. maddesinin (2) numaralı fıkrası hükümlerinin burada kıyasen uygulanması gerekir. Diğer bir deyişle eksikliklerin mazaretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde tamamlanmış olması gerekmektedir.
Başvuru konusu olayda 4/11/2014 tarihli eksiklik bildiriminde; İçtüzük’ün 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca on beş günlük kesin süre içinde geçerli bir mazeret olmaksızın tespit edilen eksikliklerin tamamlanmaması durumunda başvurunun reddedileceği hususu, usulüne uygun olarak başvurucu vekiline 17/11/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu vekiline tebliğ edilen eksikliklerin en geç 2/12/2014 tarihinde tamamlanarak gönderilmesi gerekirken on beş günlük kesin süreden sonra 5/2/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır. Başvurucu vekili, mazaret bildirmiş ve buna ilişkin bir sağlık raporu ibraz etmiştir.
Başvurucu vekilinin Anayasa Mahkemesine sunduğu raporda; 31/10/2014 ile 4/11/2014 tarihleri arasında kalça kırığı ameliyatı geçirdiği, taburcu edildiği tarihten itibaren doksan günlük istirahatinin sonunda kontrolünün yapılmasının uygun olacağı belirtilmiştir. Başvurucu vekilinin kalça kırığı ameliyatı geçirdiği ve kendisine doksan günlük istirahat süresinin önerildiği hususları dikkate alındığında başvurucu vekilinin rahatsızlığının İçtüzük’ün 64. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen ağır bir hastalık kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Mazeretin kalktığı tarih ise doksan günlük istirahatin bittiği 4/2/2015 tarihidir. Başvurucu vekili de mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde 5/2/2015 tarihinde eksiklikleri tamamlamıştır.
Başvurucu vekili süresi içinde eksiklikleri tamamlamamış ise de sunduğu sağlık raporlarına göre mazeretinin geçerli olduğu değerlendirildiğinden mazeretin kabulüne karar vermek gerekir.” (Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru, Başvuru Numarası: 2014/16516, Karar Tarihi: 08.03.2018)
“Anayasa ve 6216 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Mahkemenin zaman bakımından yetkisine ilişkin bu düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir.
Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için kesin tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir.
Başvuru konusu olayda başvurucu 30/5/2012 tarihinde 1632 sayılı Kanun’un 171. maddesi uyarınca disiplin amiri tarafından altı gün oda hapsi cezası ile cezalandırılmış, anılan Kanun’un 188. maddesi uyarınca aynı gün yaptığı itiraz ise 15/6/2012 tarihinde üst disiplin amiri tarafından reddedilmiştir. Başvurucu hakkında verilen ceza, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurulara ilişkin zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten önce kesinleşmiştir.
Başvurucu hakkında verilen oda hapsi cezası Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi başladıktan sonraki tarih olan 30/10/2012 ila 5/11/2012 tarihleri arasında infaz edilmiş ise de infazın verilen cezanın kesinleşmesi üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu işlemin 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemezliğine karar verilmesi gerekir.” (Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru, Başvuru Numarası: 2012/832, Karar Tarihi: 12.02.2013)
Av. Gökhan AKGÜL & Av. Züleyha APAYDIN

Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru ve Antalya Avukat Desteği
Kişi hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği durumlarda Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru, temel bir hak arama yoludur. Ancak bu süreç, hukuki bilgi ve tecrübe gerektirdiği için başvuruların usulüne uygun şekilde hazırlanması büyük önem taşır.
Antalya’da faaliyet gösteren hukuk büromuzda deneyimli avukatlarımız, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru sürecinde müvekkillerine profesyonel destek sağlamaktadır. Hak kayıplarının önüne geçmek ve başvurunun kabul edilebilirliğini artırmak için, Antalya bireysel başvuru avukatı ile çalışmanız, sürecin başarıyla yürütülmesine katkı sağlayacaktır.