
Boşanma süreci yalnızca kadın açısından değil, erkek açısından da önemli hukuki sonuçlar doğuran çok yönlü bir süreçtir. Boşanma davasında tarafların kusur durumu, maddi ve manevi tazminat talepleri, nafaka, velayet, çocukla kişisel ilişki, aile konutu, mal rejiminin tasfiyesi, katılma alacağı, değer artış payı ve kişisel malların korunması gibi birçok hukuki mesele gündeme gelebilir.
Türk hukukunda boşanma hukukuna ilişkin haklar kural olarak kadın veya erkeğe özgü değildir. Eşlerin cinsiyetinden bağımsız olarak, kanunda öngörülen şartları taşıyan taraf bu haklardan yararlanabilir. Dolayısıyla ekonomik olarak dezavantajlı duruma düşen erkek de yoksulluk nafakası talep edebilir; boşanmada karşı tarafa göre daha az kusurlu olan erkek maddi ve manevi tazminat isteyebilir; çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa velayet babaya verilebilir ve baba ile çocuk arasında yeterli kişisel ilişki kurulması sağlanabilir.
Bu nedenle boşanma sürecindeki erkek bakımından yalnızca “nafaka ödeyen taraf” veya “tazminat ödeyen taraf” şeklinde bir yaklaşım hukuken doğru değildir. Somut olayın özelliklerine göre erkek de boşanma davasında önemli hak ve taleplere sahip olabilir.
1. Erkeğin Boşanma Davası Açma Hakkı
TMK m. 166:
“Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.”
Dolayısıyla boşanma davası açmak bakımından kadın ve erkek arasında bir fark bulunmamaktadır.
Erkek; eşinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranması, hakaret etmesi, fiziksel veya psikolojik şiddet uygulaması, evlilik birliğinin gereklerini yerine getirmemesi, ekonomik şiddet uygulaması, ortak konutu terk etmesi, aile birliğine ilişkin yükümlülüklerini ihlal etmesi veya somut olayın özelliklerine göre evlilik birliğini temelinden sarsan diğer davranışları nedeniyle boşanma talep edebilir.
Özel boşanma sebepleri
Erkeğin somut olayın özelliklerine göre Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen özel boşanma sebeplerine dayanması da mümkündür.
Bunlar arasında;
- Zina (TMK m. 161),
- Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162),
- Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163),
- Terk (TMK m. 164),
- Akıl hastalığı (TMK m. 165),
- Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166)
bulunmaktadır.
Özellikle zina iddiasına dayalı boşanma davasında TMK m.161’deki sürelerin dikkate alınması gerekir.
2. Boşanma Davasında Erkeğin Kusurunun Doğru Belirlenmesini İsteme Hakkı
Boşanma davalarında kusur belirlemesi son derece önemlidir. Çünkü kusur; boşanmanın fer’î sonuçlarından özellikle maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası bakımından doğrudan sonuç doğurabilir.
Mahkeme, tarafların hangi davranışlarının boşanmaya sebep olduğunu somut olarak belirlemelidir.
Erkeğe, karşı tarafın usulüne uygun şekilde ileri sürmediği veya ispatlanamayan bir vakıa nedeniyle kusur yüklenmesi mümkün değildir.
Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bir kararında davalı kadın tarafından dayanılmayan veya usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen vakıaların erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceğini kabul etmiştir.
Bu nedenle erkek, kendisine yüklenen kusurlu davranışlara karşı;
- Vakıanın hiç gerçekleşmediğini,
- Vakıanın karşı tarafça ileri sürülmediğini,
- Vakıanın süresinde ileri sürülmediğini,
- Delillerle ispatlanmadığını,
- Kusur olarak kabul edilen davranışın boşanmaya etkili olmadığını
ileri sürebilir.
3. Erkeğin Maddi Tazminat Talep Etme Hakkı
Boşanma davalarında maddi tazminat yalnızca kadın tarafından talep edilebilecek bir hak değildir.
TMK m. 174/1 uyarınca boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen ve kusursuz veya daha az kusurlu olan taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.
Kanun hükmü şöyledir:
“Mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.”
Bu nedenle;
- Kadının erkeğe göre daha ağır kusurlu olması,
- Erkeğin boşanma nedeniyle evlilik birliğinden doğan mevcut veya beklenen menfaatlerinin zarar görmesi,
hâlinde erkek lehine maddi tazminata hükmedilebilir.
Örneğin erkeğin evlilik birliği içerisinde eşinin ekonomik katkısından veya evlilik birliğinin devamından kaynaklanan mevcut veya beklenen menfaatlerini kaybetmesi, somut olayın özelliklerine göre maddi tazminat kapsamında değerlendirilebilir.
Yargıtay da erkeğin boşanma nedeniyle eşinin maddi desteğinden yoksun kalmasını TMK m.174/1 kapsamında değerlendirmiş ve şartların oluşması hâlinde erkek lehine maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğini kabul etmiştir.
4. Erkeğin Manevi Tazminat Talep Etme Hakkı
TMK m.174/2 uyarınca boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan uygun miktarda manevi tazminat isteyebilir.
Kanun hükmü şöyledir:
“Boşanmaya sebep olmuş olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”
Dolayısıyla erkeğin kişilik haklarına;
- Hakaret,
- Aşağılama,
- Ağır küçük düşürücü davranışlar,
- Fiziksel şiddet,
- Psikolojik şiddet,
- Ağır sadakat ihlali,
- Kişilik haklarına saldırı niteliğindeki diğer davranışlar
ile saldırıda bulunulması hâlinde, olayın özelliklerine göre erkek lehine manevi tazminata hükmedilebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 05.07.2021 tarihli kararında da davalı kadının boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu olduğu kabul edilerek davacı erkek lehine TMK m.174/1-2 koşullarının oluştuğu belirtilmiştir.
5. Boşanma Kesinleştikten Sonra Erkeğin Tazminat Talep Etmesi
Boşanmanın kesinleşmesi, bütün hakların aynı anda ortadan kalktığı anlamına gelmez.
TMK m.178 önem taşımaktadır:
“Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.”
Bu nedenle boşanma kararında talep edilmemiş veya ayrı davaya konu edilmesi mümkün olan bazı talepler bakımından kesinleşme tarihi ve zamanaşımı süreleri dikkatle değerlendirilmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.03.2021 tarihli, 2021/1110 E., 2021/2529 K. sayılı kararında, boşanma sonrasında erkek tarafından maddi ve manevi tazminat talep edilen bir uyuşmazlık değerlendirilmiştir. Kararda, boşanma sonucunda erkeğin kadının maddi desteğinden yoksun kalmasının maddi tazminat bakımından değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
6. Erkeğin Yoksulluk Nafakası Talep Etme Hakkı
Yoksulluk nafakası erkek veya kadın için ayrı ayrı düzenlenmiş bir hak değildir.
TMK m.175 şöyledir:
“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”
Dolayısıyla ekonomik olarak yoksulluğa düşecek erkek de şartları taşıması hâlinde kadın eşinden yoksulluk nafakası talep edebilir.
Burada iki önemli şart bulunmaktadır:
- Erkeğin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmesi,
- Erkeğin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması.
Yoksulluk nafakasında nafaka yükümlüsü olan eşin kusuru aranmaz.
ÖNEMLİ GÜNCEL NOT
TMK m.175’teki “süresiz olarak” ibaresi son yıllarda Anayasa Mahkemesi önüne taşınmıştır. AYM’nin 27.03.2025 tarihli, E.2025/91, K.2025/82 sayılı kararında başvuru, itiraz konusu kuralın başvuran mahkemenin baktığı davada uygulanma imkânı bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu karar, TMK m.175’teki “süresiz olarak” ibaresinin iptal edildiği anlamına gelmemektedir.
2026 yılı itibarıyla konuya ilişkin yeni bir AYM itiraz başvurusunun da gündemde olduğu görülmektedir.
7. Kadının Yoksulluk Nafakası Talebinin Reddedilmesini İsteme Hakkı
Erkeğin önemli haklarından biri de, şartları bulunmayan bir yoksulluk nafakası talebine karşı çıkabilmesidir.
Kadın;
- Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmüyorsa,
- Düzenli ve yeterli gelire sahipse,
- Malvarlığı ekonomik olarak kendisini geçindirmeye yeterliyse,
- Yoksulluk nafakasının diğer şartları oluşmamışsa,
erkeğin yoksulluk nafakası ödeme yükümlülüğü doğmayabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının düzenli ve sürekli gelir elde ettiği ve boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği durumlarda TMK m.175 koşullarının oluşmayacağını ve kadının yoksulluk nafakası talebinin reddedilmesi gerektiğini kabul eden kararlar vermiştir.
8. Nafakanın Kaldırılmasını veya Azaltılmasını Talep Etme
Boşanma sonrasında hükmedilmiş yoksulluk nafakası her koşulda değişmez değildir.
TMK m.176 uyarınca;
- Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi,
- Evlilik olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması,
- Yoksulluğunun ortadan kalkması,
- Haysiyetsiz hayat sürmesi
hâllerinde nafakanın kaldırılması gündeme gelebilir.
Ayrıca tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde nafakanın artırılması veya azaltılması istenebilir.
Dolayısıyla boşanmadan yıllar sonra ekonomik koşulları değişen erkek, şartların oluşması hâlinde nafakanın azaltılması veya kaldırılması için dava açabilir.
9. Tedbir Nafakası Bakımından Erkeğin Hakları
Boşanma davası devam ederken de erkek bakımından ekonomik tedbirler gündeme gelebilir.
TMK m.169 uyarınca boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır.
Bu kapsamda erkek;
- Barınma,
- Geçim,
- Çocukların geçici bakımı,
- Malların yönetimi
konularında gerekli geçici hukuki korumaların uygulanmasını isteyebilir.
10. Erkeğin Velayet Talep Etme Hakkı
Velayet bakımından da kadın ve erkek arasında kanundan kaynaklanan bir üstünlük bulunmamaktadır.
TMK m.182 uyarınca boşanmaya karar veren mahkeme, çocukların haklarını ve özellikle sağlık, eğitim ve bakım durumlarını gözeterek velayet konusunda gerekli düzenlemeyi yapar.
Velayetin belirlenmesinde temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Bu nedenle;
- Çocuğun yaşadığı ortam,
- Çocuğun eğitim durumu,
- Anne ve babanın bakım ve gözetim imkânları,
- Çocuğun fiziksel ve psikolojik ihtiyaçları,
- Anne veya babanın çocuğun gelişimine etkisi,
- Çocuğun mevcut yaşam düzeni,
- İdrak çağındaki çocuğun görüşü,
- Sosyal inceleme raporları,
- Ebeveynlerin yaşam koşulları
birlikte değerlendirilir. Dolayısıyla “çocuklar otomatik olarak anneye verilir” şeklinde bir hukuki kural bulunmamaktadır.
11. Velayetin Babaya Verilmesi
Babanın;
- Çocuğa fiilen daha iyi bakım sağlaması,
- Çocuğun uzun süredir baba yanında yaşaması,
- Annenin velayet görevini gereği gibi yerine getirmemesi,
- Annenin yaşam koşullarının çocuğun üstün yararına aykırı olması,
- Babanın çocuğun eğitim, sağlık ve sosyal gelişimi bakımından daha uygun koşullara sahip olması
gibi somut olguların bulunması hâlinde velayetin babaya verilmesi mümkündür.
Ancak mahkeme yalnızca “baba daha çok kazanıyor” veya “anne çalışıyor” gibi tek bir kriter üzerinden karar veremez. Esas olan çocuğun üstün yararıdır.
12. Baba ile Çocuk Arasında Kişisel İlişki Kurulması
Velayet anneye verilmiş olsa bile baba, çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.
TMK m.323 şöyledir:
“Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.”
Bu nedenle baba;
- Hafta sonu,
- Yatılı görüşme,
- Bayramlar,
- Yarıyıl tatili,
- Yaz tatili,
- Özel günler
bakımından çocuğun yaşı ve üstün yararı dikkate alınarak uygun kişisel ilişki kurulmasını talep edebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.11.2021 tarihli, 2021/7529 E., 2021/8628 K. sayılı kararında, ana ve babanın çocukla düzenli kişisel ilişki kurma hakkına sahip olduğu ve baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin yetersiz olması hâlinde daha uzun ve uygun süreli kişisel ilişki kurulması gerektiği belirtilmiştir.
13. Çocuğun Görüşünün Dikkate Alınmasını İsteme Hakkı
İdrak çağındaki çocuğun görüşü de velayet değerlendirmesinde önem taşır.
Çocuğun görüş oluşturabilecek yaş ve olgunlukta olması hâlinde, çocuğun görüşünün alınması ve üstün yararıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Ancak çocuğun söylediği her şeyin otomatik olarak kabul edilmesi söz konusu değildir. Mahkeme çocuğun görüşünü diğer delillerle birlikte değerlendirmelidir.
14. İştirak Nafakası ve Babanın Hakları
Velayet babaya verilirse, çocuğun bakım ve eğitim giderleri yalnızca babanın sorumluluğunda kalmaz.
TMK m.182/2 uyarınca velayetin kendisine verilmemiş olan eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
Bu nedenle velayet babaya bırakılmışsa, şartları oluştuğunda anne tarafından çocuk lehine iştirak nafakası ödenmesine karar verilebilir.
Bu husus “nafaka sadece erkeğin ödeyeceği bir yükümlülüktür” şeklindeki yanlış algının hukuki açıdan doğru olmadığını göstermektedir.
15. Erkeğin Mal Rejiminin Tasfiyesinden Doğan Hakları
Boşanmanın en önemli ekonomik sonuçlarından biri mal rejiminin tasfiyesidir.
Eşler arasında başka bir mal rejimi seçilmemişse yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır.
TMK m.202:
“Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır.”
TMK m.218 uyarınca edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile kişisel malları kapsar.
16. Erkeğin Kişisel Mallarının Paylaşıma Dahil Edilmemesi
Her mal boşanma nedeniyle otomatik olarak ikiye bölünmez.
TMK m.220 kişisel malları düzenlemektedir.
Kanuna göre;
- Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar,
- Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan mallar,
- Bir eşin sonradan miras yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
- Karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen malvarlığı değerleri,
- Manevi tazminat alacakları,
- Kişisel malların yerine geçen değerler
kişisel mal sayılır.
Dolayısıyla erkek, örneğin evlilikten önce sahip olduğu bir taşınmazın, miras yoluyla elde ettiği bir taşınmazın veya kişisel malının yerine geçen bir değerin tasfiye hesabına dahil edilmesine karşı çıkabilir.
17. Erkeğin Miras Yoluyla Edindiği Mallar
Evlilik sırasında miras yoluyla erkeğe geçen bir taşınmaz veya para kural olarak erkeğin kişisel malıdır.
Örneğin erkek evlilik sırasında babasından miras yoluyla bir taşınmaz almışsa, taşınmazın kendisi kural olarak edinilmiş mal değildir.
Ancak kişisel malın gelirleri ve kişisel mal ile edinilmiş mal arasındaki değer değişimleri bakımından ayrıca hesaplama yapılması gerekebilir.
Bu nedenle “evlilik sırasında alınmış” olması tek başına yeterli değildir. Malın hangi yolla edinildiğinin de belirlenmesi gerekir.
18. Erkeğin Evlilik Öncesi Malları
Evlilikten önce erkeğin adına kayıtlı bulunan taşınmaz, araç, şirket payı, banka hesabı veya diğer malvarlığı değerleri, kural olarak mal rejiminin başlangıcındaki kişisel mal niteliğindedir.
Ancak bu malların evlilik süresince elde edilen gelirleri ve mallarda yapılan katkılar ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle boşanma sürecinde erkeğin evlilik tarihinden önceki malvarlığının belgelenmesi önemlidir.
19. Mal Rejimi Hangi Tarihte Sona Erer?
Bu konuda özellikle dikkat edilmesi gereken hüküm TMK m.225‘tir.
Kanunun ikinci fıkrasına göre:
“Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma ile sona erdirilmesine karar verilmesi hâlinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.”
Bu nedenle mal rejiminin tasfiyesinde yalnızca boşanma kararının kesinleşme tarihi değil, boşanma davasının açıldığı tarih de büyük önem taşır.
20. Erkeğin Katılma Alacağı Hakkı
Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eşin diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkı bulunabilir.
TMK m.236:
“Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar.”
Bu nedenle boşanma sonrasında yalnızca kadın erkeğin mallarından alacak talep etmez.
Erkeğin de kadının edinilmiş malları bakımından şartları oluşmuşsa katılma alacağı talep etmesi mümkündür.
Örneğin kadın adına kayıtlı bir taşınmaz, araç veya banka varlığı edinilmiş mal niteliğindeyse ve diğer şartlar mevcutsa erkek de tasfiye sonucunda katılma alacağı talep edebilir.
21. Erkeğin Değer Artış Payı Alacağı
TMK m.227 uyarınca eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç veya uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, malın tasfiye sırasında değer kazanması hâlinde yaptığı katkı oranında alacak hakkına sahip olabilir.
Örneğin erkek;
- Kadının adına kayıtlı evin alınmasına para vermişse,
- Kadının taşınmazının kredi ödemelerine katkıda bulunmuşsa,
- Kadının adına kayıtlı malın iyileştirilmesi için önemli miktarda harcama yapmışsa,
somut olayın koşullarına göre değer artış payı alacağı gündeme gelebilir.
22. Erkeğin Malvarlığının İspatlanması
Mal rejimi davalarında belgeler son derece önemlidir.
Erkeğin;
- Evlilik tarihi,
- Boşanma dava tarihi,
- Taşınmazın edinim tarihi,
- Tapu kayıtları,
- Banka hesap hareketleri,
- Kredi sözleşmeleri,
- Satış sözleşmeleri,
- Miras belgeleri,
- Bağış belgeleri,
- Araç kayıtları,
- Şirket ortaklık kayıtları
gibi belgeleri muhafaza etmesi önem taşır.
Özellikle bir malın kişisel mal olduğunu ileri süren eş bakımından ispat meselesi somut olayın özelliklerine göre önem kazanır.
TMK m.222 uyarınca belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden taraf, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Ayrıca bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.
Bu nedenle erkeğin “bu mal benim kişisel malımdır” şeklindeki iddiasını destekleyen belgeleri sunması önemlidir.
23. Aile Konutu ve Erkeğin Hakları
Aile konutu bakımından da erkek eşin mülkiyet hakkı bulunmaktadır.
Ancak aile konutu üzerinde TMK m.194’te özel bir koruma bulunmaktadır.
Kanuna göre eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Dolayısıyla taşınmaz erkeğin adına kayıtlı olsa dahi taşınmazın aile konutu niteliği taşıması bazı hukuki sınırlamalar doğurabilir.
Bu nedenle aile konutu ile erkeğin mülkiyet hakkı birlikte değerlendirilmelidir.
24. Erkeğin Ziynet ve Kişisel Eşyaları Üzerindeki Hakları
Boşanma davalarında ziynet ve düğünde takılan ekonomik değer taşıyan eşyalar bakımından da uyuşmazlık çıkabilmektedir.
Burada güncel Yargıtay uygulaması önemlidir. Özellikle Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 yılında verdiği kararlarla düğünde takılan veya verilen ekonomik değere sahip eşyaların kime ait olduğuna ilişkin önceki bazı kabullerin yeniden değerlendirilmesi gündeme gelmiştir.
Bu nedenle ziynet uyuşmazlıklarında yalnızca “düğünde takılan her şey kadına aittir” şeklinde genel bir ifade kullanılması doğru değildir. Eşyanın niteliği, kime takıldığı/verildiği, örf ve adet, tarafların iradesi ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.
25. Boşanma Sonrasında Erkeğin Soyadı ve Kişisel Hukuk Alanındaki Hakları
Boşanmanın kesinleşmesiyle evlilik sona erer ve eşlerin birbirlerine karşı evlilikten kaynaklanan kişisel hak ve yükümlülüklerinde önemli değişiklikler meydana gelir.
Boşanmanın kesinleşmesi;
- Evlilik birliğini sona erdirir,
- Mal rejiminin tasfiyesini gündeme getirir,
- Velayet ve kişisel ilişki düzenlemelerini kesinleştirir,
- Nafaka ve tazminat sonuçlarını doğurur,
- Eşlerin birbirleriyle olan yasal mirasçılık ilişkisini sona erdirir.
26. Boşanma Sonrasında Mirasçılık
Boşanmanın kesinleşmesiyle eşlerin birbirlerinin yasal mirasçısı olma sıfatı sona erer.
Ayrıca boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarrufların etkisi bakımından da TMK’nın ilgili hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle boşanan kişinin vasiyetname, miras sözleşmesi ve diğer ölüme bağlı tasarruflarını da gözden geçirmesi önemlidir.
27. Erkeğin Boşanma Sonrasında Nafakanın Kaldırılması İçin Dava Açabilmesi
Boşanma sonrasında erkek tarafından ödenmekte olan yoksulluk nafakasının koşulları değişmişse nafakanın kaldırılması veya azaltılması istenebilir.
Örneğin nafaka alan eş;
- Yeniden evlenmişse,
- Evlilik olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşamaya başlamışsa,
- Yoksulluğu ortadan kalkmışsa,
TMK m.176 kapsamında nafakanın kaldırılması gündeme gelebilir.
Ayrıca tarafların ekonomik durumlarının değişmesi hâlinde nafakanın azaltılması da talep edilebilir.
28. Erkeğin Delil Sunma ve Savunma Hakkı
Boşanma davasında erkek de iddialarını delillerle ispatlama hakkına sahiptir.
Somut olayın özelliklerine göre;
- Tanık,
- Yazışmalar,
- Fotoğraflar,
- Videolar,
- Banka kayıtları,
- Telefon kayıtları,
- Sosyal medya içerikleri,
- Hastane kayıtları,
- Kolluk tutanakları,
- Bilirkişi incelemesi,
- Sosyal inceleme raporu,
- Tapu kayıtları,
- SGK kayıtları,
- Vergi kayıtları
gibi deliller gündeme gelebilir.
Ancak delilin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekir.
Hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin boşanma davasında kullanılabilirliği ayrıca değerlendirilmelidir.
29. Erkeğin Karşı Dava Açma Hakkı
Kadının açtığı boşanma davasında erkek yalnızca savunma yapmakla yetinmek zorunda değildir.
Erkek, şartları varsa karşı boşanma davası açabilir.
Bu durumda mahkeme tarafların her iki davasını birlikte değerlendirerek;
- Kusur durumunu,
- Boşanma sebeplerini,
- Tazminat taleplerini,
- Nafaka taleplerini,
- Velayeti,
- Diğer fer’î sonuçları
birlikte değerlendirebilir.
Karşı dava, özellikle erkeğin kendi boşanma talebini ve karşı taraftan kaynaklanan kusurlu davranışları mahkeme önüne taşıması bakımından önemlidir.
30. Erkeğin Boşanma Davasında Taleplerini Açıkça İleri Sürmesi
Mahkeme, kural olarak tarafların talepleriyle bağlıdır.
Bu nedenle erkek;
- Boşanma,
- Maddi tazminat,
- Manevi tazminat,
- Yoksulluk nafakası,
- Velayet,
- Kişisel ilişki,
- Mal rejiminden kaynaklanan alacaklar
bakımından hangi talepte bulunduğunu usulüne uygun biçimde ortaya koymalıdır.
Özellikle maddi ve manevi tazminat taleplerinin boşanma davasında açıkça ileri sürülmesi ve miktarlarının belirlenmesi önemlidir.
31. Boşanma Sonrası Mal Paylaşımı Davası
Boşanma davası ile mal rejiminin tasfiyesi aynı hukuki konu değildir.
Boşanma davasında evlilik birliğinin sona erip ermeyeceği ve boşanmanın fer’î sonuçları incelenirken, mal rejiminin tasfiyesinde;
- Hangi malların edinilmiş mal olduğu,
- Hangi malların kişisel mal olduğu,
- Artık değer,
- Katılma alacağı,
- Değer artış payı,
- Denkleştirme,
- Borçlar
ayrıca hesaplanır.
Bu nedenle erkek boşanma kararının ardından kendisine ait kişisel malların korunması ve varsa kadından olan katılma alacağı veya değer artış payı alacağının hesaplanması için ayrıca hukuki girişimde bulunabilir.
32. Boşanma Sonrasında Erkeğin Hukuki Haklarını Koruması İçin Dikkat Etmesi Gerekenler
Erkeğin boşanma sürecinde özellikle şu hususlara dikkat etmesi gerekir:
1. Kusur iddialarını dikkatle incelemelidir.
Kendisine yöneltilen her kusur iddiasına somut olarak cevap verilmelidir.
2. Kendi kusurlu davranışları varsa bunların boşanmaya etkisi değerlendirilmelidir.
3. Maddi ve manevi tazminat hakkı olup olmadığı belirlenmelidir.
4. Ekonomik durumuna göre yoksulluk nafakası hakkı değerlendirilmelidir.
5. Çocukların velayeti bakımından somut deliller hazırlanmalıdır.
6. Baba-çocuk kişisel ilişkisinin yeterli şekilde düzenlenmesi talep edilmelidir.
7. Evlilik öncesi mallar belgelenmelidir.
8. Miras veya bağış yoluyla edinilen mallar belgelenmelidir.
9. Taşınmazların edinim tarihleri belirlenmelidir.
10. Banka hareketleri ve kredi ödemeleri incelenmelidir.
11. Kadının adına kayıtlı edinilmiş mallar bakımından erkeğin katılma alacağı araştırılmalıdır.
12. Erkeğin yaptığı katkılar bakımından değer artış payı alacağı değerlendirilmelidir.
13. Boşanma kararının kesinleşme tarihi ve dava tarihleri dikkatle takip edilmelidir.
14. Nafaka şartları değişmişse nafakanın azaltılması veya kaldırılması değerlendirilmelidir.
Erkeğin Boşanma Davasındaki Hakları Hakkında Yargıtay Kararları
1. Erkeğin maddi ve manevi tazminat hakkı
“…Davacı erkeğin başkaca bir kusurlu davranışı da ispatlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında davalı kadının boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru olmayıp hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Davalı kadının kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları davacı erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil eder nitelikte olduğu gibi, davacı erkeğin boşanma sonucu eşin maddi desteğinden yoksun kalacaktır. Davacı erkek yararına TMK 174/1-2. madde koşulları oluşmuştur. Bu husus gözetilmeden tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır…”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 05.07.2021 Tarihli, 2021/3069 Esas, 2021/5659 Karar)
2. Boşanma sonrasında erkeğin maddi tazminat talebi
“…Dava erkek tarafından, Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2 ve 178. maddelerine dayalı olarak boşanmadan sonra açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir…”
“…boşanmaya sebebiyet veren olaylarda maddi tazminat isteyen davacı erkeğin, davalı kadından daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı, boşanma sonucu erkeğin, en azından anılan yönlerden davalı kadının maddi desteğini yitireceği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece … davacı erkek yararına uygun miktarda maddi tazminata hükmedilecek yerde yazılı gerekçe ile talebinin reddine karar verilmesi usûl ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.03.2021 Tarihli, 2021/1110 Esas, 2021/2529 Karar)
3. Babanın çocukla kişisel ilişki kurma hakkı
“…Çocuk ile ana ve babası, düzenli kişisel ilişki elde etme ve bu ilişkiyi sürdürme hakkına sahiptir. Ana ve babası ayrı olan çocuğun ebeveynleriyle düzenli kişisel ilişki kurması ve bu ilişkiyi sürdürmesi çocuk için bir hak olduğu gibi, ana ve baba için de haktır. Kişisel ilişki sadece çocuğun yüksek yararı gerektirdiği takdirde kısıtlanabilir veya kaldırılabilir. …”
“…Çocuk ile babası arasında yeterli kişisel ilişki kurulamadığı taktirde güven duygusunun oluşamayacağı açıktır.”
“…Bu sebeple çocuk ile baba arasında daha uzun ve uygun süreli kişisel ilişki düzenlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 22.11.2021 Tarihli, 2021/7529 Esas, 2021/8628 Karar)
4. Baba ile çocuk arasında hafta sonu ve tatillerde kişisel ilişki
“…Davacı baba ile müşterek çocuk arasında boşanma davasında tesis edilen kişisel ilişki yeterli olmadığı gibi babalık duygularını tatmin etmekten de uzaktır. Çocukla davacı baba arasında babalık duygularını tatmine elverişli olacak yeterlilikte, müşterek çocuğun hafta sonları yatılı kalacağı, bayram ve tatillerde de davacının müşterek çocukla kişisel ilişkisini sağlayacak nitelikte kişisel ilişki kurulması yönünde karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir…”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2016 Tarihli, 2016/5359 Esas, 2016/6666 Karar)
5. Çocuğun baba yanında bulunmasının velayet bakımından değerlendirilmesi
“…Yapılan yargılama 2006 doğumlu ortak çocuk Gökmen’in velayeti, çocuğun baba yanında olduğu ve alıştığı ortamdan ayrılmaması gerekçesi ile her ne kadar babaya bırakılmış ise de…”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 26.02.2020 Tarihli, 2020/139 Esas, 2020/1587 Karar)
Bu kararın tamamında Yargıtay ayrıca diğer koşulların araştırılması gerektiğini belirttiğinden, kararın “velayet kesin olarak babaya verilmelidir” şeklinde değil, çocuğun baba yanında bulunmasının velayet değerlendirmesinde dikkate alınabilecek bir olgu olduğu şeklinde kullanılması daha doğrudur.
6. Erkeğe usulüne uygun ileri sürülmeyen vakıalarla kusur yüklenememesi
“…Davalı kadın cevap dilekçesinde herhangi bir delile dayanmamıştır. Sonradan delil listesi verilmesi veya dayanılmayan delilin bildirilmesi için ön inceleme aşamasında verilen süre sonuç doğurmaz ve davalı kadının süresinde bildirmediği tanıklarının beyanları ve delilleri kusur belirlemesinde dikkate alınamaz…”
“…Bu durumda mahkemece, davalı yanca usulüne uygun şekilde süresinde ileri sürülmeyen delilleri ve tanık beyanları esas alınarak davacı erkeğe kusur yüklenilmesi doğru olmamıştır.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 01.11.2017 Tarihli, 2016/6757 Esas, 2017/12046 Karar)
7. Erkeğin yoksulluk nafakası hakkı
“…Davalı-karşı davacı erkeğin yoksulluk nafakası için gelecek yıllarda TÜİK tarafından belirlenecek ÜFE oranında artış talebinin kabul edilmesi gerekirken, reddi doğru olmamıştır.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 12.02.2016 Tarihli, 2016/437 Esas, 2016/2341 Karar)
Bu karar, yoksulluk nafakasının erkek lehine de hükmedilebileceğini ve erkek lehine hükmedilen nafakanın gelecekteki artışının da talep edilebileceğini göstermesi bakımından önemlidir.