HAKSIZ TUTUKLAMA, GÖZALTI VE EL KOYMA TAZMİNAT DAVASI

Haksız Tutuklama, Gözaltı ve El Koyma Nedir?

Tutuklama, gözaltı ve el koyma 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun “Koruma Tedbirleri” başlıklı dördüncü kısmında düzenlenmiştir. Bu tedbirler soruşturma veya kovuşturma aşamasında uygulanabilecek tedbirler olup ölçülü ve orantılı olarak uygulanmalıdır. Aksi takdirde haksız olarak uygulanmış olup ciddi bir hak kaybına yol açabilecektir. Bu durumda tazminat davası açılabilecektir.

Haksız Tutuklama, Gözaltı ve El Koymaya Karşı Tazminat Hakkı

Hukuk düzeni, kişi özgürlüğü ve güvenliğini anayasal güvence altına almıştır. Buna rağmen bazı durumlarda bireyler gözaltına alınabilir, tutuklanabilir ya da eşyalarına el konulabilir. Ancak bu işlemlerin yasal çerçevede ve usulüne uygun şekilde yapılması gerekir. Aksi halde kişi, haksız gözaltı, tutuklama veya el koyma nedeniyle devlet aleyhine tazminat davası açma hakkına sahip olur. Bu hak CMK’da açıkça düzenlenmiş olup hangi durumlarda istenebileceği 141. Maddede açıklanmıştır. Buna göre;

Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

  • Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
  • Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
  • Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
  • Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
  • Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
  • Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
  • Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,
  • Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
  • Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
  • Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde el konulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
  • Yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,
  • Konutunu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını devletten isteyebilirler.

Bu haller dışında suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.

Zamanaşımı

Haksız tutuklama, gözaltı ve el koyma nedeniyle açılacak tazminat davalarında CMK’nın 142. maddesi uyarınca, ilgilinin tazminat isteme hakkı, kararın kendisine tebliğinden itibaren 3 ay içinde ve her hâlükârda karar tarihinden itibaren 1 yıl içinde kullanılmalıdır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir, yani süresi içinde başvuru yapılmaması halinde dava açma hakkı kaybedilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tazminat istemi CMK’nın 142/2. Maddesi uyarınca, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. 

Tazminat Komisyonu

Aşağıdaki istemler bakımından 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Buna rağmen ağır ceza mahkemesine yapılan istemler Komisyona gönderilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise ağır ceza mahkemesi görev alanına girmeyen istemleri ayırmak suretiyle Komisyona gönderir. Bu hâllerde ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır. Bu istemler CMK madde 141’de yer alan aşağıdaki durumlardır:

  • Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
  • Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
  • Konutunu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişiler.

Dilekçede Yer Alması Gereken Bilgi ve Belgeler

Tazminat istemine ilişkin açılacak dava veya başvuruda aşağıdaki bilgi ve belgelerin yer alması gerekmektedir:

  • Açık kimlik bilgileri,
  • Adres,
  • Zarara uğranılan işlem ve zararın nitelik ve niceliği,
  • Bunlarla ilgili diğer belgeler.

Dilekçedeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere reddolunur.

Tazminatın İcra Edilmesi

Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirimin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.

Tazminat Miktarı

Tazminat miktarı, yargı mercileri tarafından somut olayın koşullarına göre belirlenecektir. Ancak hükmedilecek tazminat miktarı Anayasa Mahkemesinin benzer davalarda verdiği tazminat miktarına göre kayda değer ölçüde düşük olmamalıdır. Anayasa Mahkemesinin gözaltının hukukiliği ile ilgili iddialarda bir günlük gözaltı süresi için ödenmesine karar verdiği tazminat miktarı yargı merciinin karar tarihi olan 2025 yılı için asgari 3.330 TL’dir.

Tazminatın Geri Alınması

Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı sonradan kaldırılarak, hakkında kamu davası açılan ve mahkûm edilenlerle, yargılamanın aleyhte yenilenmesiyle beraat kararı kaldırılıp mahkûm edilenlere ödenmiş tazminatların mahkûmiyet süresine ilişkin kısmı, Cumhuriyet savcısının yazılı istemi ile aynı mahkemeden alınacak kararla kamu alacaklarının tahsiline ilişkin mevzuat hükümleri uygulanarak geri alınır. Bu karara itiraz edilebilir. İftira konusunu oluşturan suç veya yalan tanıklık nedeniyle gözaltına alınma ve tutuklama halinde; Devlet, iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunan kişiye de rücu eder.

Tazminat İsteyemeyecek Kişiler

Haksız tutuklama, gözaltı ve el koyma durumlarında tazminat isteminde bulunamayacak kişiler CMK’nın 144. Maddesinde açıkça sayılmıştır. Buna göre;

Kanuna uygun olarak yakalanan, adli kontrol altına alınan veya tutuklanan kişilerden aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler:

  • Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenler.
  • Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülenler.
  • Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler.
  • Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına, adli kontrol altına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar.

Emsal Kararlar

“Tazminat talebinin dayanağı olan … 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/84 Esas sayılı ceza dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 12.09.2017 – 14.09.2018 tarihleri ve 15.09.2018 tarihinde yeniden gözaltı ve tutuklanmasına karar verilip tutukluluğunun devam ettiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’a tâbi olduğu anlaşılmıştır.

Davacı Vekilinin davanın kabulü gerektiğine yönelik talebi yönünden;

Uyap sisteminden yapılan kontrolde; Davacının tazminat talebinin dayanağı olan … 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/84 Esas – 2019/125 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/459 Esas 2019/51 Karar sayılı dosyasında 18.10.2018

havale tarihli dilekçe ile 5237 sayılı Kanunun 141 ve devamı maddesi gereğince haksız ve hukuka aykırı tutuklama, uzun tutukluluk ve makul sürede hakim karşısına çıkartılmama sebebiyle tazminat talep ettiği, inceleme konu davada ise aynı 5237 sayılı Kanunun 141 ve devamı maddesi gereğince haksız ve hukuka aykırı yakalama ve gözaltına alma kararları sebebiyle tazminat talebinde bulunduğu ve dosyanın derdest olduğu, her iki davanın tazminat nedenlerinin farklı olması nedeniyle mükerrer davadan bahsedilemeyeceği, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını yargıya bir görev olarak yükleyen Anayasanın 141/son maddesi hükmü gereğince her iki dava dosyasının … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/459 Esas sayılı dava dosyasında birleştirilip esas hakkında karar verilmesinin lüzumu,

Kabul ve uygulamaya göre de;

Davacının 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen “Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğun devamına karar verilenler,” hükmü uyarınca tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.

5271 sayılı Kanun’un “Tazminat istemi” kenar başlıklı 142 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren

üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir. …

Ancak asıl davanın sonucuna bağlı olmayan ve asıl davada verilecek kararları etkilemeyecek talepler yönünden mutlaka davanın esasıyla ilgili verilen karar veya hükmün kesinleşmesi zorunlu değildir. 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesin birinci fıkrasının (a) bendinde, ” kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğun devamına karar verilen” kişilerin tazminat isteminde bulunabileceğinin belirtildiği, tazminat talebinin dayanağı olan dava dosyasında davacının kanuna aykırı şekilde yakalandığı ve gözaltına alındığı nedenine dayanan tazminat talebi ile ilgili olarak asıl davada hüküm verilmesinin veya verilen hükmün kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı, zira bu hususa ilişkin tazminat taleplerinin asıl davanın sonucunu etkileyici veya asıl davanın sonucuna bağlı olmadığından davacının talebinin 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında kalıp kalmadığı araştırılmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi nedeniyle hukuka aykırı bulunmuş ve tebliğnamede esastan ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/7989 E., 2023/759 K., 13.03.2023 T.)

“Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/664 E., 2025/5551 K., 23.06.2025 T.)

“Soruşturma makamlarına göre PKK/KCK terör örgütü tarafından devlet okullarının boykot edilmesi, işlerliğinin zayıflatılması ve devam eden süreçte demokratik özerkliğin inşasının oluşturulması yönünde yapılan çağrılar kapsamında Diyarbakır EĞİTİMSEN Şube Başkanlığı 20/10/2012 tarihinde başvurucuya “Anadil hakkı ve mali kayıplarımıza tepki için pazartesi-salı rapor-sevk alarak okullara gitmiyoruz.” şeklinde bir SMS yollamış, başvurucu da bu çağrıya uyup 22/10/2012 ile 23/10/2012 tarihlerinde rapor alarak okula gitmemiştir. Bu kapsamda başvurucunun PKK tarafından yapılan çağrılara uyarak okul ve ders boykotu eylemlerine katıldığı ve öğrencilerin eğitim öğretim hakkını engelleyerek terör örgütü adına suç işlediği ileri sürülmüştür.

Başvurucu savunmalarında suçlamaları kabul etmediğini, 22/10/2012-23/10/2012 tarihlerinde iddia edildiği gibi çağrı üzerine değil gerçekten rahatsız olduğu için rapor aldığını, rapor aldığı gün yüksek ateş ve öksürük şikâyeti olduğunu ve akciğer grafisi çektirdiğini hatırladığını, dolayısıyla hiçbir eyleme katılmadığını, EĞİTİMSEN üyesi olduğunu, 20/10/2012 tarihinde gelen SMS’nin bu nedenle gönderilmiş olabileceğini ifade etmiştir.

Başvurucunun 22/10/2012-23/10/2012 tarihleri için almış olduğu rapor ile ilgili herhangi bir idari soruşturma yapılmamış olduğu, ceza soruşturması 2014 yılında başlatılmış olmasına rağmen başvurucunun gözaltına alındığı tarihe kadar geçen süreçte bu raporun doğru olmadığını ve başvurucunun PKK terör örgütü ile irtibatını gösterecek herhangi bir delilin ortaya konulamadığı görülmektedir. Bu itibarla gözaltı tedbirinin uygulanması için gerekli olan suç şüphesini doğrulayan olguların bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Son olarak önemine binaen başvurucu hakkındaki gözaltı tedbirinin ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bu kapsamda gözaltının ölçülülüğü ve dolayısıyla gerekliliği açısından suç tarihi ile gözaltı tarihi arasında uzun bir sürenin bulunması önem arz etmektedir

Somut olayda başvurucuya isnat edilen temel fiil 22/10/2012-23/10/2012 tarihlerinde rapor alarak okula gitmemesidir. Bu eylemle ilgili olarak başvurucu hakkında 2014 yılında soruşturma başlatılmıştır. Bu soruşturmalar kapsamında daha önce başvurucunun ifadesi alınmamış, başvurucu hakkında gözaltı tedbirine ya da başka bir tedbire başvurulmamıştır. Başvurucuya isnat edilen eyleme ilişkin bilgi ve bulgular soruşturma makamlarının elinde olmasına rağmen başvurucu, bu ilk soruşturmadan 2 yılı aşkın bir süre sonra 21/9/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucunun isnat edilen eylemin üzerinden 2 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra gözaltına alınmasının neden gerekli olduğu somut olayın özelliklerinden anlaşılamamaktadır. Bu nedenle gözaltına alınma işleminin hukuki olmadığı sonucuna varılmıştır.

Somut olayda başvurucunun Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen esaslara aykırı bir işleme tabi tutulduğu sonucuna varıldığından Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası somut olayda uygulanabilir niteliktedir.

Ancak derece mahkemesi başvurucuya Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen esaslara aykırı bir işleme tabi tutulduğu gerekçesiyle ve hukuka aykırı bu işlemin karşılığı olarak bir tazminat ödememiştir. Derece mahkemesi tarafından hükmedilen tazminatın başvurucunun beraat etmesine istinaden verildiği ve başvurucunun gözaltına alınmasının hukuka aykırılığına yönelik herhangi bir tespit içermediği görülmektedir. Sonuç olarak somut olayda başvurucuya kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali için bir tazminat imkânı sağlanmamıştır.

Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 19. maddesinin -üçüncü fıkrasıyla bağlantılı olarak- dokuzuncu fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.”(Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru, Başvuru Numarası: 2018/36169, Karar Tarihi: 10.05.2022)

Av. Gökhan AKGÜL & Av. Züleyha APAYDIN

ANTALYA CEZA AVUKATI – ANTALYA CEZA HUKUKU AVUKATI

Haksız tutuklama ve haksız gözaltı, kişilerin özgürlüklerinin hukuka aykırı şekilde kısıtlanması anlamına gelir ve bu durum ciddi hak ihlalleri doğurur. Türk Ceza Kanunu ve ilgili mevzuat gereği, haksız yere tutuklanan veya gözaltına alınan kişilerin maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Bu tür durumlarda sürecin titizlikle yürütülmesi, hak kaybı yaşanmaması ve adaletin sağlanması için alanında deneyimli bir avukat ile çalışmak büyük önem taşır. Antalya’da bulunan hukuk büromuzda haksız tutuklama ve gözaltı davalarında uzmanlaşmış avukat kadromuz ile siz müvekkillerimizin yasal haklarını koruyarak gerekli başvuruları yaparak ve tazminat sürecini etkili şekilde yönetiriz. Hukuki danışmanlık ve vekillik hizmetlerimiz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir