ÇOCUĞUN CİNSEL İSTİSMARI SUÇU

Çocuğun cinsel istismarı suçu, çocukların bedensel ve ruhsal bütünlüğüne yönelik en ağır suçlardan biridir. Türk Ceza Kanunu bu suçu, koruma altına almak ve mağdur çocukların haklarını güvence altına almak amacıyla 103. maddede özel olarak düzenlemiştir.

Türk Ceza Kanunu m.103:

(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. On iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;

a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılır.

(2)Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.

(3) Suçun;

a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,

d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”

Bu düzenleme, çocuğun cinsel dokunulmazlığını ihlal eden her türlü davranışı cezalandırmayı hedeflemektedir. İşbu metinde, çocuğun cinsel istismarı suçunun hukuki tanımı, unsurları ve cezai hükümleri ayrıntılı biçimde incelenecektir.

SUÇUN KANUNİ TANIMI  

Türk Ceza Kanunu’ nun 6. maddesinin 1/ b bendinde çocuk, “henüz 18 yaşını doldurmamış kişi” olarak tanımlanmıştır. Bu yaş sınırı, çocuğun cinsel istismarına ilişkin hukuki değerlendirmelerde temel ölçüt olarak ele alınmıştır. Bununla birlikte; kanun, çocukların korunması hususunda daha hassas bir yaklaşım benimseyerek cinsel istismar suçu bakımından çocukların yaş gruplarını kendi içinde üç ayrı kategoriye ayırmıştır:

1-15 yaşını tamamlamamış çocuklar: Bu yaş grubundaki çocuklara yönelik her türlü cinsel davranış, rıza aranmaksızın mutlak surette cinsel istismar olarak kabul edilmektedir.

2-15 yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklar: Bu durumda da çocuğa yönelik gerçekleştirilen her cinsel davranış, rıza aranmaksızın cinsel istismar suçunu oluşturmaktadır. Çocuğun maruz kaldığı fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek durumda olup olmadığı mahkeme tarafından aldırılacak ATK raporu veya hastaneden alınacak uzman raporlar neticesinde ortaya konulmaktadır.

3-15 yaşını tamamlamış olmakla birlikte 18 yaşını doldurmamış çocuklar: On beş yaşını geçmiş ve olayları kavrama yetisi gelişmiş çocuklarla yaşanan cinsel durumlar her zaman “istismar” suçu kapsamında değerlendirilmez. Bu yaş grubundaki çocuklara yönelik bir eylemin cinsel istismar suçu sayılabilmesi için, davranışın zorla, tehditle, aldatma yoluyla ya da çocuğun karar verme gücünü zayıflatan başka yollarla gerçekleştirilmiş olması gerekir. Burada hukukun koruduğu şey çocuğun fiziksel bütünlüğünden ziyade, onun kendi cinsel kararlarını özgürce verebilme hakkıdır. Örneğin; 16 yaşında bir gence karşı baskı kurularak ya da kandırılarak gerçekleştirilen bir cinsel eylem açıkça cinsel istismar suçuna sebebiyet vermektedir. Ancak aynı yaşta bir çocuk, herhangi bir baskı ya da yönlendirme olmaksızın, tamamen kendi isteğiyle bir cinsel ilişkiye girerse bu durum doğrudan cinsel istismar suçu kapsamında değerlendirilemez. Söz konusu durumda “Reşit Olmayanlarla Cinsel İlişki” suçunun gündeme gelmesi ihtimali mevcuttur.

SUÇUN UNSURLARI

1-Fail: Çocuğun cinsel istismarı suçu, toplumda sıkça sanıldığı gibi yalnızca erkekler tarafından işlenebilecek bir suç değildir. Hukuken bu suçun faili; kadın, erkek ya da trans bir birey olabilir. Önemli olan failin cinsiyeti değil, eylemin Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanan suçun unsurlarını taşıyıp taşımadığıdır. Dolayısıyla, bir kadının da yasal sınırlar içindeki bir çocuğa yönelik cinsel içerikli eylemi, koşullar sağlandığında cinsel istismar suçu kapsamında değerlendirilir.

2-Mağdur: Cinsel istismar suçunun mağduru, Türk Ceza Kanunu kapsamında yalnızca çocuk olabilir dolayısıyla da 18 yaşını doldurmuş bir kişiye yönelik cinsel eylemler, diğer koşullar da sağlanıyorsa ancak cinsel saldırı ya da cinsel taciz suçu çerçevesinde değerlendirilebilir.

3-Fiil: Cinsel istismar suçunun oluşabilmesi için failin mağdura yönelik cinsel amaç taşıyan davranışlarda bulunması gerekir. Kanunda, “cinsel davranış” kavramını bilinçli olarak geniş tutulmuştur. Suçun kapsamı; fiziksel hareketlerden ziyade eylemin taşıdığı cinsel davranış ve failin amacı üzerinden değerlendirilmeye alınmaktadır. Yargıtay kararları da bu anlayışı destekleyerek, failin eyleminin objektif olarak cinsel içerik taşıması ve şehvetle gerçekleştirilmesi durumunda suçun varlığını kabul etmektedir. Söz konusu fiilin suç oluşturması bakımından önemli olan failin eylemi cinsel amaçla gerçekleştirilme kastında hareket etmiş olmasıdır. Örneğin, tıbbi amaçla yapılan bir muayene cinsel istismar sayılmazken, aynı davranışın cinsel tatmin amacıyla yapılması suç teşkil etmektedir.

4-Suçla Korunan Hukuki Değer: Bir suçun hukuki konusu, o suçun işlenmesiyle zarar gören hukuki değer ya da menfaattir. Başka bir ifadeyle belirtmek gerekirse suçun hukuki konusu, kanun koyucunun koruma altına almak istediği ve suçun ihlal ettiği temel hak veya çıkardır. Çocuğun cinsel istismarı suçu ile de korunmak istenen şey, yaş ve zihinsel gelişim itibariyle cinselliği sağlıklı biçimde kavrayabilecek ve değerlendirebilecek yeterliliğe sahip olmayan çocuğun cinsel dokunulmazlığıdır. Bu yüzden çocuğun rızasının bulunup bulunmaması işbu suçun oluşumu bakımından önem teşkil etmez.

SUÇUN BASİT VE NİTELİKLİ HALİ

Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinin 1. fıkrasında çocuğun cinsel istismarı suçunun basit hali düzenlenmiştir. İlgili düzenleme ile mağdur çocuğun bedenine organ veya sair cisim sokulmaksızın gerçekleştirilen tüm cinsel nitelikli eylemlerin çocuğun cinsel istismarı suçunun basit halini oluşturacağı belirtilmiştir.

Bu suç tipi, failin cinsel amaç taşıyan ve mağdurun cinsel dokunulmazlığına yönelik gerçekleştirdiği eylemlere dayanmaktadır. Eylemin “basit cinsel istismar” mı yoksa “sarkıntılık” düzeyinde mi kaldığı ise her somut olay bakımından ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Belirleyici unsurlar arasında; temasın süresi, yoğunluğu, devamlılık gösterip göstermediği, mağdurun vücudunda yöneldiği bölgeler ve eylemin gerçekleşme biçimi yer almaktadır.

Eğer failin davranışları ani, kesintili, yüzeysel ve tekil bir nitelik taşıyorsa, bu durum cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kaldığını gösterir ve daha hafif bir cezayı gerektirir. Ancak eylem mağdurun vücuduna yönelmiş, cinsel tatmine yönelik yoğun bir kastla gerçekleştirilmiş, birden fazla teması içeren ve süregiden bir nitelik taşıyorsa failin eylemlerinin basit cinsel istismar suçu kapsamında ele alınması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay da kararlarında bu ayrıma özellikle dikkat çekmekte; failin davranış tarzı, eylemler arasındaki süreklilik ve mağdurun yaşı gibi unsurları birlikte değerlendirerek, fiilin hukuki niteliğinin doğru şekilde belirlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Cinsel istismar fiilinin, mağdurun bedenine organ veya herhangi bir cismin sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi halinde, artık basit cinsel istismar değil, nitelikli cinsel istismar suçu gündeme gelir. Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen bu durum, suçun daha ağır bir biçimi olarak kabul edilmekte ve faile verilecek cezanın daha yüksek seviyeden belirlenmesini gerektirmektedir. İlgili kanun hükmünde yer alan “vücuda organ veya sair bir cisim sokulması” ifadesi; mağdurun bedenine vajinal, anal ya da oral yoldan bir organın (örneğin parmak, dil) veya herhangi bir nesnenin (örneğin tahta parçası, plastik şişe, kalem gibi) zorla sokulması durumunu kapsamaktadır. Bu suç tipinin oluşabilmesi için failin cinsel haz ya da tatmin amacı taşıması şart değildir.

SUÇUN DAHA AĞIR CEZAYI GEREKTİREN HALLERİ

Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesi, çocuklara yönelik cinsel istismar suçunun çeşitli ağırlaştırıcı halleri olduğunu ve bu durumlarda cezanın artırılacağını açıkça belirtmektedir.

TCK m.103/ (3) Suçun;

a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,

d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. Bu düzenlemeler, çocukların korunmasında özel bir önem taşıyan ağırlaştırıcı unsurları ortaya koymaktadır. Suçun birden fazla kişi tarafından işlenmesi, toplu yaşam alanlarının kötüye kullanılması veya aile ve bakım ilişkisine dayanılarak işlenmesi gibi haller, failin sorumluluğunu artırır ve toplumsal güvenliği koruma amacıyla cezanın yükseltilmesini gerektirir. Aynı şekilde, failin kamu görevlisi olması ve sahip olduğu yetkiyi kötüye kullanması, mağdur üzerindeki etkiyi artıran bir diğer ciddi durumdur. Cebir, tehdit veya silah kullanımı ise suçun şiddet boyutunu büyütmekte, bu nedenle cezai yaptırımın ağırlaştırılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu hükümler, çocukların güvenliğinin sağlanması ve suçun failine karşı caydırıcılığın artırılması için kanunda açık bir şekilde düzenlenmiştir.

MAĞDURUN YAŞINDA YANILMA-HATA

Çocuğun cinsel istismarı suçu, kasten işlenebilecek suçlardan olup taksirle işlenebilmesi mümkün değildir. İşbu nedenle fail, mağdur 15 yaşını doldurmamış olmasa dahi, 15 yaşını doldurmuş olduğu düşüncesiyle mağdur ile rızası dahilinde cinsel ilişkide bulunursa kast unsuru somut olay bakımından oluşmadığından fail hakkında beraat kararı verilmesi gerekecektir. Söz konusu fiilin, kast unsuru taşıyıp taşımadığı her somut olay bakımından ayrı ayrı ele alınacaktır.

 “…madde hükmünden ve yukarıda anılan karar ışığında yargılamaya konu eylemde; SSÇ’lerin yaşı hususunda hataya düşerek 15 yaşından büyük olduğunu düşündükleri katılan mağdureye karşı, cinsel ilişki boyutuna varmayan eylemlerinin bulunduğu anlaşılmakla; SSÇ’lerin, 5237 Sayılı TCK’nin 103/1 maddesi kapsamındaki Çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturmayacağı anlaşıldığından SSÇ’lerin atılı suçtan 5237 Sayılı TCK’nin 30/1, 103/1 ve 5271 Sayılı CMK’nin 223/2-a maddeleri gereğince ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerekmiştir.” şeklinde karar verilmiştir…Suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda ilk derece mahkemesi tarafından bozma üzerine gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükümlere yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir…” (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/14107 E., 2023/2680 K. 03.05.2023 T.)

“…Katılanın kolluk görevlilerine ibraz ettiği, üzerinde kendi fotoğrafı bulunup…adına düzenlenmiş olan nüfus cüzdanında doğum tarihinin 1991 yazdığının anlaşılması, tanık … … tarafından 1991 doğumlu …olarak çevrede tanındığının beyan edilmesi, sanıkların 14.11.2012 günlü sorgularında mağdurenin yaşının küçük olduğunu bilmedikleri yönündeki savunmaları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında sanıkların olay tarihinde mağdurenin yaşında hata yaptıklarının kabulü ile haklarında 5237 sayılı TCK’nun 30 ve 102/1. maddeleri uygulanmak suretiyle hükümler kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek aynı Kanununun 103/2-3, 35. maddelerine göre mahkumiyet kararları verilmesi, gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321 maddesi uyarınca BOZULMASINA..” (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2016/ 4633 E., 2020/4042 K., 14.10.2020)

ŞİKAYET SÜRESİ, ZAMANAŞIMI VE GÖREVLİ MAHKEME

Cinsel istismar suçları şikayete tabi olmayıp savcılık tarafından resen soruşturulmaktadır. İşbu durumun tek istisnası, sarkıntılık suretiyle cinsel istismar suçunda suçun failinin de yaşının küçük çocuk olması halidir. Bu durumda suç, şikayete tabi olup şikayet süresi suçun işlendiği tarihten itibaren 6 aydır. İlgili süre zarfında mağdurun velisi veya vasisi tarafından şikayetçi olunmadığı takdirde soruşturma yapılmaz. Cinsel istismar suçları, uzlaşma kapsamında yer alan suçlardan değildir. İşbu suç bakımından temel şekli ile dava zamanaşımı süresi 15 yıldır. Sarkıntılık suretiyle cinsel istismar suçu bakımından görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemeleri, sarkıntılık suçu dışında kalan tüm cinsel istismar suçları bakımından ise görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemeleri’dir.

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI, ERTELEME VE ADLİ PARA CEZASI

Çocuğun cinsel istismarı suçunu düzenleme altına alınan Türk Ceza Kanunu madde 103 ile; çocuğu cinsel yönden istismar eden kişinin sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması halinde ise üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir. Yine ilgili kanun maddesinde mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması halinde verilecek cezanın istismar suçu bakımından on yıldan, sarkıntılık durumunda ise beş yıldan az olamayacağı belirtilmiştir. Bu suçlara ilişkin olarak hükmolunan hapis cezaları, cezanın süresine bakılmaksızın adli para cezasına çevrilemez; ertelenemez ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.

ÇOCUĞUN CİNSEL İSTİSMARI- BERAATE İLİŞKİN KARARLAR

“…Sanık Hakkında Katılan Mağdure …’e Karşı Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Olayın intikal şekli ve süresi, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca sanığın, mağdureden para alırken kolunu sıvazlama şeklindeki eyleminin cinsel amaçla gerçekleştirdiğinin belirlenememiş olması ve katılan mağdurenin aşamalarda sanığın elinin göğsüne kasıtlı olarak değmediğine, elinin çarptığını düşündüğüne dair beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur…” (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/13141 E., 2024/10008 K., 25.11.2024 T.)

“…İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü: Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdure …’e ait genital ve fiziksel raporlar, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, mağdure … ile …’nin başka delillerle desteklenmeyen soyut ve çelişkili beyanları dışında, suça sürüklenen çocukların üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi, Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA..” (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2016/ 12405 E., 2020/4609 K., 02.11.2020 T.)

“…Sanık hakkında olay tarihinde kız arkadaşı olan on beş yaşından küçük mağdureyle buluşmasının ardından aracıyla gittikleri ıssız yerde onu öpmesi şeklindeki eyleminden dolayı çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından açılan kamu davalarına bakan mahkemece mağdurenin yaşı hususunda sanığın hataya düştüğünün kabul edilmesi karşısında, olayda mağdurenin herhangi bir delille desteklenmeyen beyanları dışında eylemlerin zorla gerçekleştirildiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı da gözetilerek değişen vasfa göre sanığın kanuni unsurları itibarıyla oluşmayan çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafisi ile katılan mağdure vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA..” (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2016/8657 E., 2020/5107 K., 18.11.2020 T.)

“…Mağdurenin aşamalardaki beyanları, tanık ifadeleri, savunma, mahkeme kabulü ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, elektrik sayacı kutusu imal eden sanığın, olay günü yanında gözlüğü bulunmadığı için okuyamadığı sayaç kodlarını okuması için mağdureyi kucağına alması şeklindeki eylemini cinsel amaçla gerçekleştirdiği hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafisi ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA…” (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/24509 E., 2021/9117 K., 10.11.2021 T.)

“…Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurelerin gerçekleştiğini iddia ettikleri ilk olaydan yaklaşık bir hafta sonra tekrar sanığın kullandığı araca binmek istemeleri, mağdurelerin aşamalardaki çelişkili anlatımları, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafisi ile katılan mağdure … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA…” (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/9847 E., 2022/8868 K., 11.10.2022 T.)

DİĞER YARGITAY KARARLARI

“…Mağdurenin aşamalardaki anlatımları, tanık beyanları, savunma ile tüm dosya kapsamına göre sanığın farklı zamanlarda mağdurenin cinsel organına dokunması ve arkasına geçip sarılarak kalçası ile cinsel organına dokunması şeklindeki fiziksel temas içeren eylemlerinin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle zincirleme sureti ile sarkıntılık düzeyinde kaldığı gözetilmeyip, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 08.03.2019 gün ve 2018/3261 Esas, 2019/707 Karar sayılı vaki istinaf başvurusunun kabulüyle hükmün kaldırılarak sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine dair kurulan hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 302/2-4. madde ve fıkrası gereğince BOZULMASINA…” (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2019/ 6239 E., 2020/ 3755 K., 07.10.2020 T.)

“… Sanığın, mağdur …’ya da birkaç kez cinsel amaçla sarıldığı, mağdurun bu durumdan rahatsız olduğunun anlaşıldığı ve mağdurun bu şekilde beyanda bulunduğu, mağdurun, sanığın birkaç kez kendisine sarılıp özel bölgelerinden rahatsız olması ve bu durumu belli etmesi sonrasında sanığın mağdur …’ya yönelik eylemlerini durdurduğu, anlatıldığı şekilde sanığın mağdur …’ya cinsel amaçla sarılmak ve bu sarılmalar esnasında mağdurun özel bölgelerine dokunmak suretiyle mağdur …’ya yönelik sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği anlaşıldığından sanığın eylemine uyan TCK’nın 103/1-3.cümle maddesi uyarınca cezalandırılması gerekmiş, sanığın mağdureye yönelik öğretici yükümlülüğü bulunduğu anlaşıldığından 103/3-d maddesi uyarınca sanığın cezasında yarı oranında artırım yapılmış, sanığın eylemini aynı suç işleme iradesi altında muhtelif zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirdiği anlaşıldığından sanığın cezasında TCK’nın 43. Maddesi oranınca 1/4 oranında artırım yapmak gerekmiş, sanığın yargılama aşamalarında sanığın pişmanlık göstermediği anlaşıldığından sanık hakkında TCK’nın 62 maddesi uygulanmamıştır. Sanık kamu görevlisi olmakla birlikte, eylemini bu hususu idrak etmesi mümkün olmayan çocuklara karşı işlediği ve dahi eyleme özgü TCK 103/3.c bendinin uygulanması gerekmekle, hakkında TCK 103//3.d bendi uygulanmamıştır.” şeklindeki gerekçeyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir…Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün ONANMASINA…” (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/ 10555 E., 2023/ 7773 K., 27.11.2023 T.)

“…Tüm dosya kapsamına göre sanığın, olay günü on altı yaşı içerisinde bulunan mağdurenin sokakta aniden önüne çıkarak omzuna dokunup kendi cinsel organını tutması şeklindeki eyleminin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesinden dolayı sarkıntılık düzeyinde kaldığı…” (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/4441 E., 2022/4849 K., 24.05.2022 T.)        

“…İlk Derece Mahkemesince ”Sanık … ve katılan mağdur …’nın uzak akraba oldukları, … Mahallesi, ….Cadde’de karşı karşıya müstakil evlerde aileleri ile birlikte yaşadıkları, akrabalık ve komşuluk ilişkileri nedeniyle ailece birbirlerine gidip geldikleri, sanığın mağdura yönelik eylemlerinin şaka yollu başlayıp kısa zamanda cinsel niteliğe dönüştüğü, ailelerinin de bulunduğu ortamlarda cinsel amaçla mağdurun vücuduna, ön ve arka özel bölgelerine dokunduğu, çimdiklediği (etini başparmakla işaret parmağı arasında kıstırarak sıkıp acıttığı), mağduru akraba ve komşu olmaları ayrıca internette aynı oyunu oynamalarından dolayı oyun oynama, bilgisayara yükleme yapma, kargo kutularını açmaya yardım etme bahaneleri ile evlerine çağırdığı; Sanığın 2020 yılı Ekim ya da 2021 yılı Ocak ayında oyun oynamak için mağduru evlerine çağırdığı, motosikletini koyduğu müştemilatta mağdurun alt kıyafetini çıkarttığı, açtığı ön özel bölgesini mağdurun arka özel bölgesine dokundurduğu; bu eylemlerini daha sonra bir-iki ay kadar aralıklarla iki kere odasında yeniden gerçekleştirdiği; 2021 yılı Mart ayında odasında yine aynı şekilde ön özel bölgesini mağdurun arka özel bölgesine değdirdiği; 2021 yılı Mart ya da Nisan ayında evin üst katında bilgisayar bulunan odada mağdurun ön özel bölgesini ağzına aldığı; 2021 yılı Haziran ayında mağduru kargo paketlerini açmak bahanesi ile çağırdığı, üst kattaki odada kendisinin ve mağdurun alt kıyafetlerini çıkarttığı, ön özel bölgesini mağdurun arka özel bölgesine dokundurarak boşaldığı; Evlerinde yaşanan bu olayların bazılarında sanığın kendi ön özel bölgesi ile mağdurun arka özel bölgesine jel sürdüğü; bu dönemde zaman zaman üzerlerinde kıyafetler varken de mağduru kendisine çekerek ona sarıldığı ve dokunduğu; yine odasında mağdura kıyafetleri üzerinden ön özel bölgesine dokundurttuğu; Mağdurun arkadaşları olan tanıklar … ve …’ın mağdurun telefonlarına gelen mesajlardan rahatsız olmasını fark etmeleri ve sebebini sormaları üzerine mağdurun tedricen yaşadığı istismarı kendileri aktarması, onların ailelerine iletmesi ve onların da mağdurun velileri olan katılanlar … ve …’yı bilgilendirmeleri ile 30.06.2021 tarihli ihbar ile soruşturmanın başladığı, Bu şekilde sanığın on beş yaşını tamamlamamış mağdura karşı gerçekleştirdiği sarkıntılık düzeyini aşan cinsel davranışları ile TCK 102/1-a.maddesi yollaması ile 103/1-1.cümle maddesinde öngörülen çocuğun cinsel istismarı, ayrıca yaşı itibarı ile rızası geçerli olmayan mağduru yasal olmayan cinsel amaçlı eylemleri için evine çağırıp bir yere gitme hürriyetinden yoksun bırakarak TCK 109/1, 3-f, 5.maddelerinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarını, TCK 43/1.maddesinde öngörüldüğü gibi aynı suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kez, zincirleme şekilde işlediği…” şeklindeki gerekçe ile atılı suçtan mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, 5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve sanık müdafii ile katılan mağdur vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan mağdur vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir…” (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/11244 E., 2023/8881 K., 26.12.2023 T.)

Av. Gökhan AKGÜL & Av. Yasemin ERAK

ANTALYA CEZA AVUKATI – ANTALYA AĞIR CEZA AVUKATI

Çocuğun cinsel istismarı, hem hukuki hem de toplumsal açıdan en ağır suçlardan biridir ve mağdur çocukların haklarının korunması için hızlı ve etkili bir hukuki süreç yürütülmesi gerekir. Bu tür davalarda delillerin doğru toplanması, ifadelerin hassasiyetle alınması ve sürecin uzmanlıkla takip edilmesi büyük önem taşır. Antalya avukat desteği ile mağdur ve ailesi, haklarını en güçlü şekilde savunabilir ve adaletin yerini bulmasını sağlayabilir. Çocuğun cinsel istismarı davalarında uzman bir avukat, hem ceza davası sürecinde hem de mağdurun psikolojik ve sosyal haklarının korunmasında profesyonel danışmanlık sunar. Antalya’da bulunan hukuk büromuzda birçok deneyim edinmiş ve profesyonel avukat ekibimiz ile her zaman hizmetinizdeyiz, bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir