ORTAKLIKTAN ÇIKMA DAVASI

Limited Şirketlerde Ortaklıktan Çıkma Davası

Kanun koyucu sermayenin korunması ilkesi kapsamında anonim şirketlerde ortaklıktan çıkmaya ilişkin bir düzenlemeye yer vermemiştir.[1] Limited şirketlerde ortaklıktan çıkma davası 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 638. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

  • Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.
  • Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.
  • Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.

Görüleceği üzere limited şirketlerde her ortak, haklı sebep bulunması halinde ortaklıktan çıkma davası açabilir. Dolayısıyla şirket sözleşmesinde bulunmasa dahi haklı sebep bulunması halinde her ortak şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.


[1] Tayfun Ercan, Zeliha Çimrin, Limited Şirketlerde Ortaklıktan Çıkma Ve Çıkarılma, Seçkin Yayıncılık, 2024, s.60.

Haklı Sebep

6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda haklı sebebe ilişkin bir tanıma yer verilmemiştir. Ancak doktrinde yer alan birçok tanıma göre her ortağın dürüstlük kurallarına uygun hareket etmesi gerektiği belirtilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. Maddesinde dürüstlük kuralının tanımı yapılmıştır. Buna göre “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.”

Bununla birlikte her ne kadar limited şirketlerde ortaklıktan çıkma davası için haklı sebepler Kanun’da açıkça sayılmamışsa da TTK’nın 245. Maddesinde kollektif şirketler bakımından haklı sebep kavramı düzenlenmiştir. Buna göre;

“Haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır; özellikle;

a) Bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması,

b) Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi,

c) Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması,

d) Bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi,

gibi hâller haklı sebeplerdendir.

(a), (b) ve (c) bentleri gereğince kendisinde fesih sebebi doğmuş olan ortağın dava hakkı yoktur.”

Sonuç olarak, haklı sebebin belirli bir tanımı olmasa da Yargıtay uygulamaları ve doktrindeki görüş çerçevesinde hâkim, haklı sebep olup olmadığını değerlendirecektir. Şirket sözleşmesinde haklı sebebe ilişkin bir düzenleme varsa hâkim bunu göz önünde bulunduracaktır.

Esas Sermaye Payının Devri Halinde Ortaklıktan Çıkma

Esas sermaye payının devri hususu TTK’nın 595. Maddesinde düzenlenmiştir. Pay devrinin yasaklanması halinde dahi ortaklardan her biri haklı sebebe dayanarak ortaklıktan çıkma davası açabilir. Nitekim TTK 595/5 maddesinde “Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır.”denilerek bu hak saklı tutulmuştur.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Ortaklıktan çıkma davasında görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.

Emsal Kararlar

“…6102 sayılı TTK’nın 638/2 .maddesi kapsamında, her ortağın haklı sebeplere dayanmak şartıyla şirketten çıkmasına izin verilmesini mahkemeden talep edebileceği… davacının haklı neden olarak ileri sürdüğü hususlarda kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekirken mevcut delil durumuna göre bu koşulun gerçekleşmediği, ayrıca şirket ortaklığından ayrılmaya izin verilmesi istemli davanın, salt şirkete yöneltilerek açılması yeterli iken davada taraf sıfatı olmayan ortağa davanın yöneltilmesi doğru olmadığından mahkemece ortağa yönelik açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin de doğru olduğu…” (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3860 E., 2022/7704 K., 02.11.2022 T.)

“… ortaklar arasında ortaklık ilişkisinin devam edebilmesi için güvene dayalı bir ilişki tesis edilmesi gerektiği, süreç içerisinde taraflar arasında bu anlamda bir birliktelik kalmamış ise ortaklığı yürütmenin taraflara ve şirkete herhangi bir faydasının kalmayacağı, zira limited şirketlerin nitelikleri itibariyle ortaklık yapısında kişi unsuru ağır bastığı … davacının şirketin kurucu ortaklarından olduğu, kurulduğundan itibaren hiç kâr dağıtmayan, sürekli sermaye ihtiyacı doğan bu kapsamda davacının da şirkete süreç içerisinde borç para vermesine rağmen kârlık elde etmeyen şirket için ve bu kardan istifade edemeyen davacı için hakim ortaklara ve şirkete güven duygusunun zedelenmemiş olmasını beklemenin kabul edilemeyeceği, bu sebeple davacı için şirketten ayrılmayı haklı gösterecek tüm koşulların oluştuğunun kabul edildiği, Mahkemece, 6102 sayılı TTK 638/2. Maddesi uyarınca haklı sebebin varlığı gözetilerek davacı ortağın ortaklıktan çıkma talebinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte…” (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/6313 E., 2022/4505 K., 06.06.2022)

“… evlilik birliği içinde kurulan şirketin tarafların ayrılması nedeniyle varlığını devam ettirme imkanı bulunmadığı, ancak TTK hükümlerine göre aslolanın şirketin varlığını devam ettirmesi olduğunu ve tek kişi tarafından şirket kurulmasına cevaz verilmesi göz önüne alındığında ve talebin şirkette çıkmaya ilişkin olduğu da gözetildiğinde şirketin feshi ve tasfiyesine mahkeme kendiliğinden karar verme imkanı bulunmadığı, somut olayda şirketten çıkmaya ilişkin haklı nedenin bulunduğu…” (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/2571 E., 2017/5023 K., 04.10.2017 T.)

“… davacı taraf TTK’nın 638/2. Maddesi uyarınca şirket ortaklığından çıkmaya izin talebi değerlendirildiğinde anılan maddenin limited şirketlere ilişkin olduğu ve anonim şirketlere uygulanamayacağı, anonim şirketlerde, ortağın doğrudan doğruya haklı sebepler ileri sürerek ortaklıktan çıkmayı talep hakkının bulunmadığı, anonim şirketlerde TTK’nın 531. Maddesi uyarınca haklı sebeplerin bulunması halinde şirket ortağının şirketin fesih ve tasfiyesini talep hakkının mevcut olduğu bu sebeple öncelikle fesih ve tasfiye için haklı sebeplerin mevcudiyeti kanıtlandıktan sonra mahkemenin fesih ve tasfiye yerine çıkmaya hükmedebileceği…” (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/527 E., 2017/3549 K., 08.06.2017 T.)

Av. Gökhan AKGÜL & Av. Züleyha APAYDIN

ANTALYA TİCARET AVUKATI – ANTALYA TİCARET HUKUKU AVUKATI

Ortaklıktan çıkma davası, şirket ortakları arasında yaşanan anlaşmazlıklar, güven ilişkisinin zedelenmesi veya ortaklık faaliyetlerinin sürdürülemez hale gelmesi durumlarında başvurulan hukuki bir yoldur. Bu dava, ortaklardan birinin haklı sebeplerle ortaklıktan ayrılmasını sağlayarak hem kendi haklarını korumasına hem de şirketin sağlıklı şekilde devam etmesine yardımcı olur. Süreç, Türk Ticaret Kanunu’nda belirlenen özel şartlara tabidir ve detaylı hukuki bilgi gerektirir. Ortaklıktan çıkma davası avukatı, müvekkilinin haklarını en iyi şekilde savunmak, delilleri toplamak ve dava sürecini en etkin biçimde yönetmek için profesyonel destek sunar. Antalya’da bulunan hukuk büromuzda deneyimli ve profesyonel avukat kadromuz ile birlikte ortaklıktan çıkma davanızda sürecin hızlı ve hukuka uygun şekilde sonuçlanmasını sağlamaktayız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir