
SUÇUN KANUNİ TANIMI
Kısırlaştırma Suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Kişilere Karşı Suçlar” başlığı altında madde 101’ de düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesinde;
TCK m. 101- (1) Bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştıran kimse, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil, kısırlaştırma işlemi yapma yetkisi olmayan bir kimse tarafından yapılırsa, ceza üçte bir oranında artırılır.
(2) Rızaya dayalı olsa bile, kısırlaştırma fiilinin yetkili olmayan bir kişi tarafından işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
ifadelerine yer verilmiş; kısırlaştırma fiilinin ancak mağdurun rızası doğrultusunda yetkili bir kimse tarafından gerçekleştirilmesi gerektiği aksi takdirde gerçekleştirilecek fiilerin suç oluşturacağı belirtilmiştir.
Aynı şekilde 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’un 4. maddesinde “Sterilizasyon, bir erkek veya kadının çocuk yapma kabiliyetinin cinsi ihtiyaçlarını tatmine mani olmadan izalesi için yapılan müdahale demektir. Sterilizasyon ameliyatı, tıbbi sakınca olmadığı takdirde reşit kişinin isteği üzerine yapılır. Bir ameliyatın seyri sırasında tıbbi zaruret nedeniyle bir hastalığın tedavisi için kastrasyonu gerektiren hallerde, kişinin rızasına bakılmaksızın kastrasyon ameliyesi yapılabilir.” ifade edilmiş; kısırlaştırma fiilinin mağdurun rızası ve yetkili kişi tarafından gerçekleştirilmesi halinde hukuka uygun olduğu izah edilmiştir.
SUÇUN UNSURLARI
Kısırlaştırma Suçu hem objektif hem de subjektif unsurları ile birlikte değerlendirildiğinde şu temel yapı taşlarına sahiptir:
1-Fail: Kısırlaştırma suçunun faili bakımından kanun koyucu özel bir nitelik aramamış olup işbu suçun failinin herkes olabilmesi mümkündür.
2-Mağdur: Söz konusu suç bakımından mağdur, kadın veya erkek fark etmeksizin üreme yeteneğine sahip kişidir. Mağdurun üreme yeteneğine sahip olması suçun oluşumu bakımından zorunludur. Failin üreme yeteneğine haiz olmayan mağdura yönelik gerçekleştirdiği eylemlerin TCK m. 101 kapsamında ele alınabilmesi mümkün değildir. İlgili durumda failin eylemleri, yaralama suçu çerçevesinde değerlendirilecektir.
3-Fiil (Hareket) Unsuru: TCK m. 101 bakımından hareket unsuru; bir erkek veya kadını kısırlaştırmaya yönelik fiildir. Fail, kısırlaştırma fiilini tek bir eylem değil birden fazla eylemle gerçekleştirebilir. Bu yönüyle suç, serbest hareketli bir suçtur.
Suçun oluşumu bakımından esas önemli husus, failin eylemleri ile mağdurun kısırlaşması sonucu arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Failin eylemi ile mağdurun kısırlaşması sonucu arasında herhangi bir nedensellik bağı söz konusu değilse failin eylemlerinin suç oluşturması mümkün değildir.
4-Suçla Korunan Hukuki Değer: Kısırlaştırma Suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Kişilere Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiş olup işbu suç tipi ile korunan hukuki değer, başta kişilerin vücut ve beden bütünlükleri olmakla birlikte üreme hakkıdır.
5-Manevi Unsur: Suç yalnızca kasten işlenebilmekte olup taksirle işlenebilmesi kanunen mümkün değildir. Failin mağdurun üreme yeteneğini ortadan kaldırma kastı ile hareket etmesi gerekmektedir.
CEZAYI ARTIRAN HALLER
TCK m. 101’ de düzenlenen kısırlaştırma suçu, bazı durumlarda daha ağır cezayı gerektirir nitelikli hallerle birlikte düzenlenmiştir. İlgili kanun düzenlemesinde; kısırlaştırma fiilinin işlem yapma yetkisi olmayan bir kimse tarafından işlenmesi halinde verilecek cezanın üçte bir oranında artırılacağı ifade edilmiştir.
ŞİKAYET SÜRESİ, ZAMANAŞIMI VE GÖREVLİ MAHKEME
TCK m. 101 kapsamında düzenlenen işbu suç, şikayete tabi olmayıp soruşturma işlemleri savcılık tarafından re’sen gerçekleştirilir. Suçun soruşturulması için şikayet süresi olmamasına rağmen dava zamanaşımı 8 yıllık süreye tabidir. Görevli mahkeme ise Asliye Ceza Mahkemesi’ dir.
ADLİ PARA CEZASI, CEZANIN ERTELENMESİ VE HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARI
TCK m. 101 uyarınca; bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştıran kimse üç yıldan altı yıla kadar hapis cezasına, rızaya dayalı olsa bile kısırlaştırma fiilinin yetkili olmayan bir kişi tarafından işlenmesi halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Cezanın alt ve üst sınırları ele alındığında; hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı ve cezanın ertelenmesi kararı verilebilmesi mümkündür.
YARGITAY KARARLARI
“…Doğumevi’nde kadın doğum uzmanı doktor olarak görev yapan sanığın, 01/08/1998 tarih ve 23420 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Hasta Hakları Yönetmeliğine aykırı hareket ederek sezeryan yöntemiyle doğumunu gerçekleştirdiği katılan … ve eşinin onayını almadan katılanın tüplerini bağlamak (tüp ligasyonu) suretiyle kısırlaştırarak görevini ihmal ettiği iddia edilen olayda, sanık tarafından yapılan işlemin kısırlaştırma niteliğinde olup olmadığı, yapılan bu işlem sebebiyle katılanın çocuk doğurma yeteneğini geri dönülmez şekilde kaybedip etmediği ve söz konusu işlemin yapılmasında tıbbi bir zorunluluk bulunup bulunmadığı hususlarında Adli Tıp Kurumundan rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeyerek eksik araştırma ve yetersiz rapora dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA…” (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2015/ 10129 E., 2017/ 1263 K., 04.04.2017 T.)
“…Sanıkların aşamalardaki savunmaları ve tüm dosya içeriği karşısında, mağdurenin olay tarihindeki tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakı da temin edilip dava dosyasına eklendikten sonra, mağdurenin dosya ile birlikte adli tıp kurumuna sevki sağlanarak, doktor olan sanık Hakan tarafından yapılan işlemin kısırlaştırma niteliğinde olup olmadığı, yapılan bu işlem sebebiyle mağdurenin çocuk doğurma yeteneğini geri dönülmez şekilde kaybedip etmediği ve söz konusu işlemin yapılmasında tıbbi bir zorunluluk bulunup bulunmadığı hususlarında rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanıklarının hukuki durumlarının tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeyerek eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması…” (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2014/ 2748 E., 2014/ 6813 K., 22.05.2014 T.)
Av. Gökhan AKGÜL & Av. Yasemin ERAK
KISIRLAŞTIRMA SUÇU VE ANTALYA CEZA AVUKATI DESTEĞİ
Kısırlaştırma suçu, kişinin rızası olmadan üreme yetisinin ortadan kaldırılması anlamına gelir ve Türk Ceza Kanunu’na göre ağır suç kapsamında değerlendirilir. Bu tür davalarda mağdurların haklarının korunması ve suçluların cezalandırılması için deneyimli bir Antalya avukatı ile çalışmak büyük önem taşır. Antalya’da bulunan hukuk büromuzda uzman ceza hukuku avukatları, delil toplama, dava takibi ve tazminat süreçlerinde profesyonel destek sağlayarak mağdurların hukuki haklarının etkin şekilde korunmasını sağlar. Hukuki destek için iletişim kısmından bizlere ulaşabilirsiniz.