
Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu Nedir?
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu, kanun koyucu tarafından somut bir tehlike olarak görülen bir suçtur. Bu suçun faillerini cezalandırma gereği, temelde kamu barışını, toplum huzurunu koruma ve nefret söylemlerini sınırlama amacı taşımaktadır. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu, Türk Ceza Kanununun “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı 3. kısmının, “Kamu Barışına Karşı Suçlar” başlıklı 5. bölümünde yer alan madde 216’da düzenlenmiştir;
(1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Alıntılanan kanun hükmünden anlaşıldığı üzere, bu suçun işlendiği 3 ayrı suç tipi söz konusu olmaktadır. Bu tiplerin her biri kanunda detaylı olarak belirtilmiş ve cezaları düzenlenmiştir.
1.Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etme Suçu Nedir?
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik; toplumun sosyal sınıf, ırk, din, mezhep ve bölge gibi unsurları bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesim aleyhine çeşitli söylemlerle kışkırtılmasıdır. Bu suç tipi hakkında Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 10.04.2014 tarihli, 2013/16829 Esas, 2014/9196 Karar nolu kararında, bu suçun meydana gelmesi için gereken koşulları sıralamıştır: ’’TCK.nun 216/1 maddesinde düzenlenen halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu somut tehlike suçu olup fiil, sayı ve şahıs olarak belirli olmayan toplum kesimi üzerinde kin ve nefret duygularının oluşmasına veya mevcut duyguların pekişmesine etkide bulunmalıdır.’’
2.Halkın Bir Kesimini Alenen Aşağılama Suçu Nedir?
Halkın belirli bir kesimini aşağılama; kanun koyucunun da belirttiği gibi failin kişi veya kişileri, onların sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılıklarına dayandırarak aşağılaması anlamına gelmektedir. Ayrıca bu suçun varlığı için TCK 216/1’de değinilen ‘’halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu’’ndaki gibi kin ve nefret duygularının oluşması veya mevcut duyguların pekişmesine etkili olması yani kamu barışının bozulması şartı aranmamakta, alenen aşağılama yeterli görülmektedir.
3.Halkın Bir Kesiminin Benimsediği Dini Değerlerini Aşağılama Suçu
Nedir?
TCK madde 216/3’te değinilen bu suç türü failin, toplumun bir kesiminin inandığı dini değerleri hakkında alay ederek aşağılaması ile gerçekleşmektedir. Bilinmelidir ki TCK 216/1’dekine benzer olarak işlenen ilgili suç, mahkeme tarafından, fiilin kamu barışını bozmaya yönelik olması halinde cezalandırılacaktır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 30.06.2021 tarihli, 2020/9093 Esas, 2021/17158 Karar nolu kararında, ‘’Sanığın İslam dinini benimseyen kişileri hedef alarak sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı “…Hele islamı savunanlardan daha çok nefret ediyorum. Hepiniz katilsiniz, pisliksiniz, şimdi defol” şeklindeki paylaşımın 5237 sayılı TCK’nın 216/2. maddesinde düzenlenen halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama suçunu oluşturduğu gözetilmeden…’’’’ şeklindeki söyleminin ardından sanığa verilen kararı bozmuştur.
4.Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etme Suçunun Cezası Nedir?
TCK madde 216’da bahsedildiği üzere; halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme suçu 1 yıldan 3 yıla, halkın bir kesimini alenen aşağılama suçu 6 aydan 1 yıla ve halkın bir kesimini dini değerleri sebebiyle aşağılama suçu 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır.
5.Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etme veya Aşağılama Suçunu Artıran
Nitelikli Hal Nedir?
TCK madde 218’de düzenlendiği gibi; halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme veya
aşağılama suçu, basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, failin alacağı cezada yarı oranda artırıma gidilmektedir. Örneğin, nitelikli hal bulunmadığı durumda failin alacağı hapis cezası 1 yıl ise, nitelikli halin yani ilgili suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi söz konusuysa bu süre 1.5 yıl olacaktır.
Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etme veya Aşağılama Suçu Davalarında
Yargılama Usulü
Bu suçun iddia edildiği ceza davaları, savcılığın soruşturma ve kovuşturma aşamaları ile gerçekleşmektedir. Savcılık, suçun varlığından haberdar olmasıyla birlikte soruşturmaya başlayarak, lehe ve aleyhe tüm delilleri toplamaktadır. Soruşturma aşamasının sona ermesiyle savcılık makamı yeterli delil elde ederse iddianame düzenlemekte, delillerin yetersiz olması durumunda ise takipsizlik kararı vermektedir. Kovuşturma aşaması ise savcılık tarafından düzenlenen iddianame ile başlamaktadır. Bu aşama ile kamu davası başlamıştır ve sonucunda faile hüküm verilecektir. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme veya aşağılama suçuna dayandırılacak ceza davasında görevli mahkemenin asliye ceza mahkemesi olduğu bilinmelidir. Bu hususta taraf/taraflar ilgili davayı açacak ve takip edecek ceza avukatına, Antalya ceza avukatına ihtiyaç duyabilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
- Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etme veya Aşağılama suçu Şikayete
Bağlı Bir Suç Mudur?
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme veya aşağılama suçunun içerdiği 3 suç
tiplerinden hiçbiri şikayete bağlı suçlar arasında değildir. Bu suç savcılık tarafından resen soruşturulduğundan, bir şikayet süresi de bulunmamaktadır.
- Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etme Suçunun Tabi Olduğu İnfaz
Usulü Nasıldır?
Yukarıda ifade edildiği gibi, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme suçunun 3 farklı tipi vardır ve bunlardan 2’si olan halkın bir kesimini alenen aşağılama ve halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılama suçlarının cezası 6 aydan 1 yıla hapis cezası olarak belirlenmiştir. Bu suçlar, alt-üst ceza sınırlarına ve Türk Ceza İnfaz hesaplamasına göre yatarı bulunmayan suçlardır. Ancak 1 yıldan 3 yıla kadar istenebilecek hapis cezasına sahip TCK madde 216/1’te değinilen halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu, üst sınırdan ceza verilmesi veya nitelikli halin bulunması durumunda yatarı olabilecek bir suçtur. Ek olarak, failin daha evvelden gelen bir sabıka kaydının bulunmaması halinde 2 yıl altında cezalandırılma yapılacak olursa, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmektedir.
- Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etme veya Aşağılama Suçuna
Teşebbüs Edilebilir Mi?
TCK madde 35 teşebbüsü, ‘’Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle
doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.’’ şeklinde tanımlamıştır. Buna karşın, TCK madde 216’deki 2. ve 3. fıkralarda yer alan suçlar, sırf hareket suçları olduklarından sebeple bu suçlara teşebbüs kural olarak mümkün değildir. Ancak; ilgili fıkralarda değinilen suçların basın ve yayın yoluyla işlenecekken yayımın engellenmesi durumundaki gibi hareketlerin kısımlara bölünebildikleri oranda, teşebbüsün varlığından söz edilebilir.
- Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etme veya Aşağılama Suçuna
İştirak Edilebilir Mi?
Teorik olarak iştirak; asli iştirak, azmettirme ve yardım etme şekillerinde
gerçekleşmektedir. Kanun koyucu iştirak hakkında (TCK madde 37), birden fazla
kişinin ortak bir suçu işleme amacıyla bir araya gelmeleri ve suçu birlikte işlemeleri doğrultusunda bir açıklama yapmıştır. Birden fazla kişinin halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme veya aşağılama suçuna ortak olması yani iştirak etmesi de mümkündür.
- Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etme veya Aşağılama Suçuna
İçtima Mümkün Mü?
İçtima, suçun fail tarafından tek hareketle birden fazla suçun veya aynı suçun birden fazla kişiye karşı işlenmesi olarak ifade edilmektedir. TCK madde 44’de içtimanın tanımını şu şekilde yapmaktadır: “İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşumuna sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.” Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçunun tek hareketle farklı bir suç/suçlarla birlikte işlenmesi halinde sanığa, en ağır cezayı içeren suç göz önünde tutularak ceza verilmektedir. Ek olarak, bu suçun birden fazla kişiye karşı işlenmesi halinde de sanığın cezasında artırım yoluna gidildiği bilinmelidir.
- Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etme veya Aşağılama Suçu
Uzlaştırmaya Tabi Mi?
Uzlaştırmaya tabi suçlar; Türk Ceza Kanunu madde 253’te düzenlenmiş olup, bu
suçlar arasında hırsızlık, dolandırıcılık, hakaret ve tehdit gibi daha az ciddi olarak nitelendirilebilecek suçlar bulunmaktadır. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme veya aşağılama suçu ise uzlaştırmaya tabi suçlardan değildir.
- Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etme veya Aşağılama Suçunda
Tutukluluk Durumu Nasıldır?
Bu suç tipinde tutuklama tedbiri; değerlendirmede istisnai durumlar olabilecek olsa dahi, genel itibariyle uygunsuz ve ölçüsüz olarak görülmekle birlikte, onun yerine adli kontrol tedbirlerine yönelimin artırılması gerektiği düşünülmektedir. Buna yönelik olarak Anayasa Mahkemesi, 12.01.2021 tarihli, 2020/13412 Başvuru numaralı bireysel başvuru kapsamında değerlendirilen kararında, faile verilen tutukluluk kararını şu ilkeler çerçevesinde bozmaya hükmetmiştir: ‘’Başvurucu; tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesini gösteren delillerin somut olgularla ortaya konulamadığını, tutuklama nedenleri yönünden dayanılan gerekçelerin yerinde olmadığını zira delillerin internet ortamında yapılan paylaşımlardan ibaret olduğunu, bunların soruşturma makamlarınca zaten tespit edildiğini, delilleri karartma imkânının bulunmadığını, öte yandan kendisine isnat edilen halkı kin ve düşmanlığa
tahrik etme suçunun üst sınırının 3 yıl hapis cezası olduğunu ve bu suçun tutuklama yasağı sınırının biraz üzerinde nispeten hafif bir suç olduğunu, cezanın üst sınırı dikkate alınarak kaçma şüphesinin bulunduğu tespitinin isabetsiz olduğunu, ayrıca tutuklama kararında ölçülülük ve adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağına ilişkin değerlendirmelerin de tamamen keyfî ve temelsiz olduğunu, ölçülülük ilkesinin gözardı edildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.’’
- Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etme veya Aşağılama Suçunda
Zamanaşımı Nedir?
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme veya aşağılama suçunda dava zamanaşımı
süresinin 8 yıl olduğu bilinmektedir. Bahsedilen dava zamanaşımı süresi, suçun
işlendiği tarihten itibaren başlamaktadır. Bu suça ilişkin ceza zamanaşımı ise 10 yıl olarak düzenlenmiştir.
Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etme veya Aşağılama Suçuna İlişkin Bazı
Yargıtay Kararları
- ‘’Sanığın kavga sırasında, katılanın şahsına hitaben, ” a… k…. …” şeklindeki
beyanının, halkın bir kesimini hedef almasının söz konusu olmadığı, bu
nedenle eyleminin sövme kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde TCK’nın 216/2. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi,’’ (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 20.10.2020 tarihli, 2019/569 Esas, 2020/17273 Karar nolu karar) - ‘’Dava konusu olay, bir televizyon kanalında yayınlanan programın sunucusu olan sanığın yayın esnasında “Zeytindalı Harekatı” ile ilgili değerlendirmelerde bulunulurken, “…sivil öldürecek olsak…’den başlarız… Nişantaşı… … Dimi yani? Bir sürü hain var… Türkiye Büyük Millet Meclisi var… Hani öyle bir şey yok ki… Yani bunu…” şeklinde sözler sarf ederek atılı suçu işlediğine ilişkindir.’’ (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 06.03.2024 tarihli, 2021/17054 Esas, 2024/2179 Karar nolu karar)
- ‘’Sanık tarafından “10 Kürt çocuğunun polis tarafından katledildiği…. Bu tehdit kürtlere karşı savaş ilanıdır….” şeklindeki paylaşımın Türkiye Cumhuriyeti Devleti emniyet teşkilatını Kürtlere karşı katliam yapan kurum olarak göstermek suretiyle, TCK’nın 301/2 maddesindeki suçun unsurlarının oluştuğunun kabulü yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan hüküm kurulması…’’ (Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 02.03.2018 tarihli, 2017/2825 Esas, 2018/639 Karar nolu karar)
- ‘’Sanığın, İslam dininin peygamberi Hz. …’i aşağılamaya yönelik
paylaşımlarının, 5237 sayılı Kanun’un 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrası
kapsamında, Ülkemizin çoğunluk yapısı itibariyle İslam dinine mensup olan halk nazarında paylaşıma karşı yapılan ihbar da dikkate alındığında kamu barışını bozmaya elverişli olduğu ve bu nedenle objektif cezalandırılabilme koşulunun da oluştuğunun anlaşılmakta ise de; sanık hakkında Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 23.05.2022 ve 02.10.2023 tarihli raporlara göre anılan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık müdafiinin temyiz itirazı reddedilmiştir.’’ (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 12.12.2024 tarihli, 2024/21515 Esas, 2024/9647 Karar nolu karar) - ‘’Somut olayda; sanığın “olay ve olgular” bölümünde detaylandırılan
ifadelerinin belli bir şahsa, siyasi partiye ve destekleyenlere yöneldiği, siyasi partinin ve destekleyenlerin sosyal sınıf olmadığı, maddede belirtilen diğer gruplardan birine de uymadığı nazara alınarak unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.’’ (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 27.11.2024 tarihli, 2024/21541 Esas, 2024/9084 Karar nolu karar) - ‘’Ankara 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.03.2023 tarihli kararında, sanığın
bir salon toplantısındaki söyleşideki sözlerinin “aleniyet” unsurunu taşımadığı, sözlerinin videoya çekilip “youtube” adlı internet sitesine konulmasında bilgisinin bulunduğuna dair savunmasının aksine delil de olmadığı anlaşıldığından sanığın beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.’’ (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 22.01.2024 tarihli, 2023/5159 Esas, 2024/533 Karar nolu karar) - ‘’Somut olayda; sanığın “olay ve olgular” bölümünde detaylandırılan
paylaşımlarında açıkça İslam dininin önemli değerleri olan Allah, Hz.
Peygambere ve Kuran-ı …’i alenen aşağıladığı, sosyal medya hesabının herkese açık olduğu, paylaşımların çokça yorum ve tepki aldığı ve paylaşımlardan rahatsız olan bir vatandaşın ihbarı ile soruşturma sürecinin başladığı anlaşılmaktadır. 5237 sayılı Kanun’un 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen suç tehlike suçudur. Dolayısıyla kamu barışının bozulma ihtimali suçun işlenmesi için yeterlidir. Bu unsurun gerçekleşmesi için açık ve yetkin bir tehlike yahut zarar olması gerekmez.’’ (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 14.10.2024 tarihli, 2023/5065 Esas, 2024/7635 Karar nolu karar) - ‘’… objektif ve tarafsızlıktan uzak, incitici, saygınlığı zedeleyici, rahatsız edici fakat şiddet içermeyen ve şiddet kışkırtıcılığı bulunmayan beyanlar da düşünce özgürlüğü kapsamında olup suça konu sözlerin söylendiği yer ve zaman gözetildiğinde yakın tehlikeye neden olmadığı cihetle mahkemece mevcut kanıtlar değerlendirilip gerektirici nedenleri açıklanmak suretiyle suçun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, o yer C.Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün (ONANMASINA)’’ (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 28.02.2012 tarihli, 2009/19091 Esas, 2012/6024 Karar nolu karar)
ANTALYA CEZA AVUKATI – ANTALYA AVUKAT
Türk Ceza Kanunu’nda yer alan halkı kin ve düşmanlığa sürükleme suçu, toplumsal barışı tehlikeye atacak şekilde, belirli bir gruba veya topluluğa karşı nefret, düşmanlık veya ayrımcılık yaratmayı amaçlayan davranışları ifade eder. Bu suç, halk arasında düşmanlık yaratmayı ve toplumsal huzursuzluğu körüklemeyi amaçlayan söylemler veya eylemlerle işlenebilir. Suçun cezası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinde düzenlenmiştir ve fail, hapis cezası ile cezalandırılabilir.
Bu tür suçlarla karşılaşan bireyler, profesyonel bir ceza avukatına başvurarak hukuki süreçlerini doğru bir şekilde yürütebilirler. Ceza avukatı, halkı kin ve düşmanlığa sürükleme suçunun işlendiği durumlarda, suçun unsurlarını titizlikle inceleyerek savunma yapabilir veya suç duyurusunda bulunabilir. Ceza avukatı, sanığın veya mağdurun haklarının korunmasını sağlayarak, hukuki sürecin doğru bir şekilde işlemesine yardımcı olur. Eğer siz de halkı kin ve düşmanlığa sürükleme suçuna dair bir dava süreci geçiriyorsanız, deneyimli bir ceza avukatından profesyonel destek almanız önemlidir.