GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI SUÇU

SUÇUN KANUNİ TANIMI

Göçmen Kaçakçılığı Suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Uluslararası Suçlar” başlığı altında madde 79’ da düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesi;

TCK m. 79- Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;

a) Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlayan,

b) Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan,

Kişi, beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 22/7/2010 – 6008/6 md.) Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.

(2) (Ek fıkra: 22/7/2010 – 6008/6 md.) Suçun, mağdurların;

a) Hayatı bakımından bir tehlike oluşturması,

b) Onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi,

hâlinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır.

(3) (Değişik:6/12/2019-7196/56 md.) Bu suçun; birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde verilecek ceza yarısına kadar, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır.

(4) Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

SUÇUN UNSURLARI

Göçmen Kaçakçılığı Suçu hem objektif hem de subjektif unsurları ile birlikte değerlendirildiğinde şu temel yapı taşlarına sahiptir:

1-Fail: İlgili kanun hükmünde suçun faili bakımından özel bir şart aranmamış olup suçun failinin herkes olabilmesi mümkündür.

2-Mağdur: Söz konusu suç bakımından mağdur, toplumu oluşturan herkestir.

3-Fiil (Hareket) Unsuru: TCK m. 79 bakımından hareket unsuru; bir yabancıyı yasal olmayan yollardan ülkeye sokma, yabancının yasal olmayan yollardan ülkede kalmasını sağlama veya Türk vatandaşının ya da yabancının yasal olmayan yollardan ülke dışına çıkmasına imkan sağlama fiilleridir. Suç seçimlik hareketli olup seçimlik hareketlerden herhangi birinin gerçekleştirilmiş olması suçun oluşumu için yeterlidir.

Ancak belirtmek gerekir ki; suçun oluşumu açısında mağdurun uyruğu ve hangi ülke sınırlarının suça konu edildiği önem teşkil etmekte olup yabancı uyruklu göçmenin kendi vatandaşlığını taşıdığı ülkeye gidebilmek amacıyla fail ile anlaşması halinde failin eylemlerinin TCK m. 79 hükmü kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Konuya ilişkin;

“…TCK’nın 79. maddesinde unsurları belirtilmekle beraber bir tanımı yapılmamış olan göçmen kaçakçılığı, Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek Kara, Deniz ve Hava Yoluyla Göçmen Kaçakçılığına Karşı Ek Protokolün 3. maddesinde, “Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak mali ve diğer bir maddi çıkar elde etmek için, bir kişinin vatandaşlığını taşımadığı veya daimi ikametgâh sahibi olmadığı bir taraf devlete yasadışı girişinin temini” şeklinde tanımlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek Dört Numaralı Protokolün 3. maddesinde ise hiç kimsenin, uyruğunda bulunduğu devletin ülkesine girme hakkından yoksun bırakılamayacağı düzenlenmiştir.

Bu düzenlemeler ile yabancı uyruklu göçmenin kendi vatandaşlığını taşıdığı ülkeye gidebilmek amacıyla sanık ile anlaşmış olması dikkate alındığında, söz konusu yabancının TCK’nın 79. maddesindeki suçun konusunu oluşturmadığı ve göçmen kaçakçılığı suçunun yasal unsurlarının somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla, Dairemizin istikrar kazanan “bir kimsenin uyruğu bulunduğu devlet ülkesine yasadışı yollarla sokulması” eyleminin göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturmayacağı biçimindeki kabulü de dikkate alındığında, CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi…” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2022/ 4591 E., 2022/ 8192 K., 23.03.2022 T.)

4-Suçla Korunan Hukuki Değer: Göçmen Kaçakçılığı Suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Uluslararası Suçlar” başlığı altında düzenlenmiş olup işbu suç tipi ile korunan hukuki değer, başta göçmenlerin vücut bütünlükleri ve malvarlığı dokunulmazlıkları olmakla birlikte uluslararası toplum ve kamu düzenidir. 

5-Manevi Unsur: Suç yalnızca kasten işlenebilmekte olup taksirle işlenebilmesi kanunen mümkün değildir. Suçun oluşumu için failin, doğrudan ya da dolaylı olarak maddi menfaat elde etme gayesiyle hareket etmesi gerekmektedir. Maddi menfaat amacı olmaksızın gerçekleştirilen eylemlerin suçun oluşumuna sebebiyet vermesi mümkün değildir.

Suçun oluşumu bakımından maddi menfaatin elde edilmiş olması da zorunlu olmayıp maddi menfaat elde edilmemiş olsa dahi failin maddi menfaat gayesi ile hareket etmiş olması suçun oluşumu açısından yeterli olacaktır.

SUÇUN NİTELİKLİ HALİ

TCK m. 79’ da düzenleme altına alınan göçmen kaçakçılığı suçu, bazı durumlarda daha ağır cezayı gerektirir nitelikli hallerle birlikte düzenlenmiştir. Kanun maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen nitelikli haller uyarınca; göçmen kaçakçılığı suçu neticesinde mağdurların hayatı bakımından bir tehlike oluşması veya suçun onur kıcı muameleye maruz bırakılarak işlenmesi halinde verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar; suçun; birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde verilecek ceza yarısına kadar, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek ceza  ise yarısından bir katına kadar artırılacaktır.

SUÇUN TEŞEBBÜS AŞAMASINDA KALMASI HALİ

TCK m.79/1 hükmünde “Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur” düzenlemesine yer verilmiştir. Kanun metni uyarınca; suçun icrasına yönelik elverişli hareketler tamamlanmamış olsa dahi suç tamamlanmış kabul edilecektir.

“…Sanıkların göçmen kaçakçılığı eyleminde, suç tarihinde yürürlükte olan 6008 sayılı Yasa’nın 6. maddesiyle değişik TCK’nın 79/2. maddesine göre, suç teşebbüs aşamasında kalsa dahi tamamlanmış gibi cezaya hükmedilmesi gerekirken sanıkların cezalarında teşebbüs nedeniyle indirime gidilmek suretiyle eksik ceza tayin edilmiş..” (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2020/ 1131 E., 2020/ 8519 K., 02.07.2020 T.)

GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI SUÇU İLE İNSAN TİCARETİ SUÇU ARASINDAKİ FARKLILIKLAR

TCK m. 80- Zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri ülkeye sokan, ülke dışına çıkaran, tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden ya da barındıran kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası verilir.

(2) Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan fiiller var olduğu takdirde, mağdurun rızası geçersizdir.

(3) Onsekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hallerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verilir.

(4) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.

TCK m. 80 hükmü ile düzenleme altına alınan insan ticareti suçu, TCK m. 79 düzenlemesinde yer alan göçmen kaçakçılığı suçu ile benzer icrai hareketlere sahip olsa da her iki suç tipi açısından farklılık söz konusudur. Yargıtay’ ın yerleşik içtihatları uyarınca iki suç tipi arasındaki farklılıkların belirlenmesindeki kıstaslar;

  1. Kast Unsuru Bakımından: Göçmen kaçakçılığı suçu bakımından failin kastı, maddi menfaat elde etme gayesidir. İnsan ticareti suçu açısından ise fail “zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak” amacıyla hareket etmektedir.
  2. Süreklilik Bakımından: Göçmen kaçakçılığı suçunda failin seçimlik hareketlerden herhangi birini gerçekleştirmesi halinde suç sübut bulacak ve sona erecektir. Buna karşın insan ticareti suçunda mağdur bir yerden başka yere götürülse dahi failin kontrolü altında olmaya devam edecek olup sürekli sömürü söz konusudur. 
  3. Mağdurun Rızası Bakımından: Göçmen kaçakçılığı suçundan mağdurun rızası mevcut olmasına karşın insan ticareti suçunda mağdurun rızası mevcut olmayıp tehdit, baskı, cebir veya şiddet söz konusudur.

ŞİKAYET SÜRESİ, ZAMANAŞIMI VE GÖREVLİ MAHKEME

TCK m. 79 kapsamında düzenlenen işbu suç, şikayete tabi olmayıp soruşturma işlemleri savcılık tarafından re’sen gerçekleştirilir. Görevli mahkeme ise Asliye Ceza Mahkemesi’dir.

ADLİ PARA CEZASI, CEZANIN ERTELENMESİ VE HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARI

TCK m.79 uyarınca; doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan; bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlayan veya Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan kişi, beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Cezanın alt ve üst sınırları ele alındığında; hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı ve cezanın ertelenmesi kararı verilebilmesi mümkün değildir.

DİĞER KARARLAR

“…Sanığın, açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen Abu Ali isimli şahsın maddi menfaat karşılığı ülkeye soktuğu düzensiz 16 Suriyeli göçmeni Reyhanlı ilçesinden alıp İstanbul’a götürürken Bilecik’te yakalandığı olayda; göçmenlerin beyanında kendilerini ülkeye kaçak yollardan maddi menfaat karşılığı sokan…isimli şahsın 3 gün bir çadırda kalmalarını sağladıktan sonra onun bulduğu sanığın kullandığı minibüse bindiklerini, sanığın yolda kendilerine kolluk görevlileri durdurmak istediği sırada araca Bozüyük’ten bindiklerini söylemelerini istediğini beyan etmeleri karşısında; sanığın açık kimlik bilgileri belirlenemeyen…isimli şahısla iştirak halinde Suriyeli düzensiz göçmenleri ülkeye sokması şeklindeki eyleminin göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturduğu gözetilmeden yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi Nedeniyle karar hukuka aykırı bulunmuştur…” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2024/ 1294 E., 2025/ 6710 K., 15.04.2025 T.)

“…Somut olayda; sanık hakkında, 11.09.2012 tarihinde … Havalimanı 2. Dış Hatlar Terminalinde…’ya çıkış yapmak isterken pasaport kontrolünde pasaportunda sahte … vizesi bulunduğunun tespit edildiği iddiası ile açılan davada; savunmasında, …vatandaşı olduğunu, …’deki karışıklık nedeniyle Türkiye’ye ailesi ile birlikte sığındıklarını, … ilinde akrabalarının yanında iken tanımadıkları bir adamın kendisinin de dahil olduğu tüm aile bireylerine Avrupa vizesi çıkaracağını söylediği, babasının bu adam ile görüştüğünü, vize çıkarılması karşılığında babasının bu adama 700.000…Lirası verdiği, olay günü onları …’den alıp … havalimanına getirdikleri ve burada vizesi alınmış pasaportlarını ve biletleri kendilerine verdiklerini, uçağa binemeden tüm aile bireylerinin yakalandığını, vizenin sahte olduğunu bilmediğini belirtmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi ve sanığın göçmen kaçakçılığı suçunun konusu olup olmadığı, bu bağlamda sahtecilik suçuna ait kastının tespiti bakımından, aynı tarihlerde … havalimanından sahte belgeler ile yurtdışına çıkmak isterken yakalanan göçmen kişiler olup olmadığı araştırılıp varsa bu kişilere, sanığın ailesine ve bunlara sahte vize düzenleyip onları havalimanına getiren kişilere dava açılıp açılmadığı araştırılarak, açılmış tüm dava dosyaları ve bunlara ait belgeler getirtilip beyanları incelenerek, sanığın anılan Protokol kapsamında kalabilecek bir göçmen kaçakçılığı ve sahte belge temini suçunun konusu olarak bu işe karışıp karışmadığının saptanması ve sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, yasaya aykırı…” (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2014/ 8657 E., 2016/ 6223 K., 29.06.2016 T.)

“…Tüm dosya kapsamı, 17.01.2018 tarihli olay ve yakalama tutanağı, göçmen şahısların beyanları, teşhis tutanakları, Hatay Göç İdaresi’nin cevabi yazısı ve sanıkların savunmaları karşısında, geçici koruma statüleri bulunmayan Suriye uyruklu göçmenleri, sanık …’in, Hatay ilinde yeralan evinde bir hafta süreyle barındırması ve sonrasında anlaştığı sanık …’in göçmenleri Hatay İlinden Ankara İline nakletmeye çalışması biçiminde iştirak halindeki eylemlerinin göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturduğundan bahisle haklarında mahkumiyet kararları verilmesine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin takdir ve gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Sanıklara yükletilen göçmen kaçakçılığı eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı belirlenerek yapılan incelemede sair temyiz sebepleri yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır…” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2024/ 3554 E., 2025/ 6071 K., 07.04.2025 T.)

“…Madde metninde unsurları belirtilmekle beraber bir tanımı yapılmamış olan göçmen kaçakçılığı, Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek Kara, Deniz ve Hava Yoluyla Göçmen Kaçakçılığına Karşı Ek Protokolün 3. maddesinde, “Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak mali ve diğer bir maddi çıkar elde etmek için, bir kişinin vatandaşlığını taşımadığı veya daimi ikametgah sahibi olmadığı bir taraf devlete yasadışı girişinin temini” şeklinde tanımlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek Dört Numaralı Protokolün 3. maddesine göre ise hiç kimse, uyruğunda bulunduğu devletin ülkesine girme hakkından yoksun bırakılamayacaktır. İnceleme konusu somut olayda; Nahçıvan/Azerbaycan uyruklu göçmenlerin kendi vatandaşlıklarını taşıdıkları ülkeye gidebilmek amacıyla sanığın aracının kasa kısmına gizlendikleri ve geçiş sırasında kolluk görevlileri tarafından yakalandıkları olayda, söz konusu göçmenlerin 5237 sayılı Kanun’un 79. maddesindeki suçun konusunu oluşturmadığından göçmen kaçakçılığı suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, mahkumiyetine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür…” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2024/ 11873 E., 2025/ 2922 K., 18.02.2025 T.)

“…Sanığın atılı suçlamayı reddetmesi, kaçak göçmenler ile … dışındaki diğer suç faillerinin, sanığın göçmen kaçakçılığı eylemine yönelik bir anlatımlarının bulunmaması, örgüt yöneticisi olan … ifadesinde, göçmen kaçakçılığı için sanık ile yüz yüze ve telefonda görüşmeler yaptığını belirtmiş ise de, bu görüşmelerin 09/06/2015 tarihinde gerçekleştirilen göçmen kaçakçılığı eylemine yönelik olduğuna dair bir anlatımının bulunmaması, TAPE içeriklerinden de bu durumun anlaşılamaması, kaldı ki TAPE’lere yansıyan konuşmaların son olarak 26/05/2015, yüz yüze yapıldığı tespit edilen görüşmenin ise 25/05/2015 tarihli olması, çok sayıda göçmen kaçakçılığı eyleminin konu edildiği dosyada sanığa atfedilen eylem sayısının tek olması ve gerçekleştirilen eylem ile en son telefon görüşmesinin yapıldığı 26/05/2015 tarihi arasında, sanığın isnad edilen eylemi gerçekleştirdiğine yönelik olarak dosya kapsamında başkaca bir delile ulaşılamaması karşısında, sanığın göçmen kaçakçılığı suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve cezalandırmaya yeterli delillerin nelerden ibaret olduğu açıklanmadan CMK’nın 230/1-b maddesine aykırı olarak mahkûmiyet kararı verilmesi, 2-Kabule göre de; Temel cezanın belirlenmesinde, suçun işleniş biçimi, failin kasta dayalı kusurunun yoğunluğu, olayın meydana geliş şekliyle göçmen sayısı dikkate alınarak teşdiden uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı ve sanık …’in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA…” (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2019/ 636 E., 2019/ 6676 K., 03.04.2019 T.)

“…1- Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında göçmen kaçakçılığı suçlarından kurulan hükümler yönünden; Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanıkların maktüller ve mağdurları yurt dışından ülkemize soktukları hususunda maddi bir delil bulunmadığı ancak ülkemize yasal olmayan yollardan giren maktül ve mağdurlar ile … ilinden Yunanistan’ a götürülmek üzere maddi bir menfaat karşılığında anlaştıkları, bu anlaşma doğrultusunda mağdurlar ve maktüllerin kapalı bir tır ile … ilinden hiç mola vermeksizin İstanbul’ a getirildikleri, İstanbul da Furkan çiftliğine getirildikleri sırada maktüllerin vefat etmiş olduklarının anlaşılması üzerine sanıklardan …’ in olayı kolluk kuvvetlerine haber vermesi ile sanıkların eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığının anlaşılması karşısında, sanıklar …, …, …, … ve …’ nun 5237 sayılı TCK’nın 79/1-a-son, 35 ve 43. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi,

2- Sanıklar …, … ve … hakkında bilinçli taksirle öldürme suçlarından kurulan hükümler yönünden, Dosya kapsamına göre, mağdur göçmenler ile maktul göçmenleri aynı yolla …’a getirip, … gölünün karşısına geçirip buradan plakası tespit edilemeyen bir tıra doldurarak 17-18 saatlik durmaksızın süren yolculuk neticesi sanık …’ e ait Furkan çiftliğinin yakınlarındaki olay yerine getirdikleri, tırı durdurup arka kapılarının açıldığında bitkin haldeki göçmenlerin tırdan indikleri, ancak tırın dorsesinin gerisinde kalan maktul göçmenlerin Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Morg ihtisas Dairesinin otopsi raporlarına göre kapalı ortamda havasız kalmaya bağlı asfiksi sonucu hayatlarını kaybettikleri, tırdan inen mağdur göçmenlerin sanık …’ in çiftliğine doğru koştukları, bu sırada sanıklar … ve …’in çiftlikte bulundukları ve tırla getirilen göçmenlerin bir kısmının ölmüş olması nedeniyle sanık …’ nun olay yerinden kaçtığı, sanık …’in ise polisi arayarak ölenlerin olduğunu bildirdiği, kaçak göçmenleri getiren tırla birlikte sanıklar …, … ve … ‘ nin olay yerinden kaçtıkları anlaşılan olayda, Sanıklar …, … ve …’ nin, göçmen maktüllerin ölebileceklerini öngörebilir durumda bulunmaları nedeniyle, olayda olası kastla hareket ettiklerinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden; maktüllere yönelik eylemlerinden dolayı ayrı ayrı (13 kez) TCK’ nın 81, 21/2. maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin, kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA…” (Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2019/ 631 E., 2021/ 11035 K., 22.06.2021 T.)

“…İnceleme konusu somut olayda; Kenan Mehdiyev isimli göçmenin kendi vatandaşlığını taşıdığı ülkeye gidebilmek amacıyla sanığın aracının bagajına gizlendiği ve geçiş sırasında kolluk görevlileri tarafından yakalandığı olayda, söz konusu göçmenin TCK’nın 79. maddesindeki suçun konusunu oluşturmadığından göçmen kaçakçılığı suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır…” (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2020/ 970 E., 2020/ 7492 K., 16.06.2020 T.)

“…Sanık …’ün sevk ve idaresi altında bir araya gelen sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve …’ün göçmen kaçakçılığı yapmak amacıyla eylem ve fikir birliği içinde hareket ettikleri, bu kapsamda; sanık …’ün maddi menfaat elde etmek maksadıyla yasal olmayan yollardan kişilerin yurt dışına çıkmasını sağlamak için faaliyet gösterdiği, bu faaliyetlerin yürütülmesi için diğer sanıkları emir ve talimatları ile yönlendirdiği, sanıklar arasındaki işbölümü, irtibat ve organizasyonu sağladığı, bu şekilde örgütü yönettiği, sanıklar …, … ve …’in yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmak isteyen kişileri örgüte temin ettikleri, sanıklar …, … ve …’ün göçmenlerin yasa dışı yollardan nakledilmesi görevini üstlendikleri, sanıklar … ve …’nin göçmenleri nakledecek araç ve şoförleri tedarik ettikleri, 18.03.2008 tarihinde de sanık …’ün, sanık …’nin sağladığı araç ile sanık …’un temin ettiği 23 yabancı uyruklu şahsı yasa dışı şekilde yurt dışına çıkarmaya çalışırken yakalandığı, bu suretle örgütün suç işleme amacı, hiyerarşik ilişki ve süreklilik unsurlarının oluştuğu, sanıkların işbirliği ve eylemli paylaşım anlayışı içerisinde disiplinli biçimde hareket ettikleri, aralarında gizliliği sağlayacak tedbirleri almış oldukları, yakalanmalarına kadar da örgütsel ilişki ve eylemlerini devam ettirdiklerinin ihbar tutanağı, araştırma, tespit ve fiziki takip tutanakları, iletişim tespit tutanakları, yakalama ve arama tutanakları, 18.03.2008 tarihinde de sanık …’ün organizasyonu dahilinde, sanık …’ün sanık … tarafından sağlanan araç ile sanık …’un temin ettiği 23 yabancı uyruklu şahsı yasa dışı şekilde yurt dışına çıkarmaya çalışırken yakalandığı, bu süretle örgütün suç işleme amacı, hiyerarşik ilişki ve süreklilik unsurlarının oluştuğu, sanıkların işbirliği ve eylemli paylaşım anlayışı içerisinde disiplinli biçimde hareket ettikleri aralarında gizliliği sağlayacak tedbirleri almış oldukları, yakalanmalarına kadar da örgütsel ilişki ve eylemlerini devam ettirdiklerinin ihbar tutanağı, araştırma, tespit ve fiziki takip tutanakları, iletişim tespit tutunakları, yakalama ve arama tutunakları, 18.03.2008 tarihli olay tespit tutanağı, sanık …’un kolluk ifadesi, tanıklar … ve …’in soruşturma aşamasındaki anlatımları ile tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında; sanık …’ün suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve göçmen kaçakçılığına teşebbüs, sanıklar …, … ve …’un suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve göçmen kaçakçılığına teşebbüs, sanıklar …, …, …, … ve …’in suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından mahkumiyetleri gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı gerekçe ile beraatlerine hükmolunması…” (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2013/ 11248 E., 2014/ 3978 K., 04.04.2014 T.)

“…Sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde …..plakalı aracın motorlu araç trafik ve tescil belgelerini ve plakalarını sahte olarak oluşturup kullanmak suretiyle üzerilerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediklerinin iddia ve kabul olunduğu somut olayda; sanıkların yapmış oldukları savunmalarında üzerilerine atılı suçlamayı kabul etmediklerini beyan etmeleri, sahte plaka ve belgelerin düzenlendiği aracın da …’in hakimiyetindeyken yakalanması ve araç içerisinde sanıkların bulunmadığının anlaşılması karşısında; her ne kadar sanıklar hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan yargılama yapılıp mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de; resmi belgede sahtecilik ve göçmen kaçakçılığı suçlarının unsurlarının farklı olduğu sanıkların göçmen kaçakçılığı suçunu işlemiş olmalarının resmi belgede sahtecilik suçunuda işledikleri anlamına gelmeyecegi bu haliyle sanıkların üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediklerine dair göçmen kaçakçılığı suçundan verilen mahkumiyet kararı dışında somut delillerin nelerden ibaret olduğu gösterilip resmi belgede sahtecilik suçunun ne şekilde oluştuğunun karar yerinde tartışılması suretiyle sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması…” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2022/ 4591 E., 2022/ 8192 K., 23.03.2022 T.)

Av. Gökhan AKGÜL & Av. Yasemin ERAK