
Adli Kontrol
Adli kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanması yerine bazı tedbirlerle kontrol altında tutulduğu bir uygulamadır. Bu uygulama CMK’nın 109. Maddesinde “Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.” Şeklinde tanımlanmıştır. CMK’nın 100. Maddesinde belirtilen tutuklama sebepleri aşağıdaki gibidir:
- Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
- Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
- Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
- Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
- Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)
- Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
- Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),
- İşkence (madde 94, 95)
- Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
- Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
- Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
- Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
- Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
- Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
- 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
- 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
- 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
- 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
- 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
- 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
- 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar.
- Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu.
- Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu.
- Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.
Bununla birlikte kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
Adli Kontrol Türleri Nelerdir?
Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
- Yurt dışına çıkamamak.
- Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
- Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
- Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
- Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
- Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
- Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
- Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
- Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
- Konutunu terk etmemek.
- Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.
- Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.
Hastalık, Engellilik ve Gebelik
Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.
Adli Kontrol Süresi
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez. Bu süreler çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.
Adli Kontrol Kararına Nasıl İtiraz Edilir?
Adli kontrol kararına karşı CMK’nın 111/2 maddesi uyarınca itiraz edilebilir. İtiraz süresi adli kontrol kararının öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme “Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir” hükmü uyarınca beş gün içinde karar verebilir.
Adli Kontrol Kararına Kimler İtiraz Edebilir?
Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi, eşi ve avukatı şüpheli veya sanık adına adli kontrol kararına itiraz edebilirler.
Adli Kontrol Kararına Karşı Hangi Makama İtiraz Edilir?
Soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesine itiraz edilir.
Kovuşturma aşamasında ise asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara karşı yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkında, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine itiraz edilir.
Adli Kontrol Altında Geçecek Süre
Adli kontrol altında geçecek süre CMK’da açıkça belirtilmiştir. Buna göre;
- Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir.
- Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez.
- Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.
Bunlarla birlikte şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından değerlendirme yapılır.
Adli Kontrol Kararına Uyulmaması
Adli kontrol tedbirlerine uyulmaması hali CMK’nın 112. Maddesinde yer almaktadır. Buna göre;
- Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir.
- Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir.
- Azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.
Güvence Nedir?
Adli kontrol kararları kapsamında şüpheli veya sanığın belirli bir güvence bedeli (teminat) yatırmasına karar verebilir. Bu güvence, CMK’nın 109. maddesinde düzenlenen adli kontrol tedbirlerinden biridir.
Şüpheli veya sanık tarafından gösterilecek güvence, aşağıda yazılı hususların yerine getirilmesini sağlar:
a) Şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya altına alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır bulunması.
b) Aşağıda gösterilen sıraya göre ödemelerin yapılması:
1. Katılanın yaptığı masraflar, suçun neden olduğu zararların giderilmesi ve eski hâle getirme; şüpheli veya sanık nafaka borçlarını ödememeleri nedeniyle kovuşturuluyorlarsa nafaka borçları.
2. Kamusal giderler.
3. Para cezaları.
Şüpheli veya sanığı güvence göstermeye zorunlu kılan kararda, güvencenin karşıladığı kısımlar ayrı ayrı gösterilir.
Adli Kontrol Süresi Cezadan Mahsup Edilir Mi?
Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Ancak bu hüküm aşağıdaki hallerde uygulanmaz:
- Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
- Konutunu terk etmemek.
Bununla birlikte, konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.
Adli Kontrol Kararı Sicile İşler Mi?
Adli kontrol kararları, kesinleşmiş bir hüküm ya da ceza niteliği taşımadığından, yalnızca bir tedbir olup adli sicil kaydına işlenmez.
Adli Kontrol Sebebiyle Tazminat İstenebilir Mi?
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. Maddesi uyarınca;
- Konutunu terk etmemek,
- Uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.
Emsal Kararlar
“Davacının hakkında uygulanmış olan konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol kararın 06.10.2016 tarihinde kaldırılmış olmasına rağmen durumun fark edilmeyerek 10.03.2017 tarihine kadar hukuka aykırı olarak uygulanmaya devam edilmesi nedeniyle asgari ücret üzerinden hesaplanacak maddi ve 2.000.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkin davada, yerel mahkemece 6.945,25 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedilmesi üzerine davacı ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde;
Davacı hakkında Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçları yönünden 18.07.2016 tarih ve 2016/13003 soruşturma no ile soruşturma evrakı açıldığı, bu kapsamda davacının tutuklama istemiyle Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Gebze 2. Sulh Ceza Hakimliğine mevcutlu olarak gönderildiği, Gebze 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 19.07.2016 tarih 2016/255 sorgu nolu sorgusunda davacı hakkında Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının tutuklama talebinin reddi ile CMK’nın 109/3-a maddesi gereğince yurt dışına çıkamamak suretiyle adli kontrol altına alındığı, bu karara Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından itiraz edilerek tutuklamaya yönelik davacı hakkında yakalama emri düzenlenmesi talep edilmesi üzerine yapılan itiraz neticesinde Gebze 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 21.07.2016 tarih 2016/2641 değişik iş sayılı kararı tutuklama talebinin reddine karar vererek davacı hakkında yurt dışına çıkamamak adli kontrol kararı yanı sıra CMK’nın 109/3-j maddesi gereğince davacının konutunu terk etmemek üzere adli kontrol altına alınmasına karar verildiği,
İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 25.12.2017 tarihli cevabından anlaşılacağı üzere davacının, kurumlarında, konutu terk etmemek şeklindeki adli kontrol dosyalarının infaz işlemleri 19.08.2016 tarihinde elektronik kelepçe takılmak suretiyle başlamış olduğu,
Davacı hakkında hükmedilen adli kontrol tedbiri hakkında, Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.10.2016 tarihinde 2016/5174 değişik iş sayılı kararı ile; Gebze 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 21.07.2016 tarih 2016/2641 ceza değişik iş dosyası sayılı, Gebze 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 19.07.2016 tarih 2016/255 ceza sorgu Gebze 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/255 ceza sorgu kararlarına istinaden, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 04.10.2016 tarih ve 2016/104109 sayılı yazılarıyla bulundukları talep üzerine, Gebze 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 21.07.2016 tarih ve 2016/2641 değişik iş sayılı kararı ile uygulanan CMK’nın 109/3-j maddesince verilen konutu terk etmemek adli kontrol kararının kaldırılmasına karar verildiği, fakat bu kararın ilgili kurumlara bildirilmediği,
Davacının 16.02.2017 tarihli dilekçesi ile hakkında uygulanan konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol kararının kaldırılmasına yönelik talebi üzerine Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca 10.03.2017 tarih, 2017/6298 soruşturma nolu dosyası ile davacı hakkındaki konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrolün kaldırılmasının talep edildiği ve talebi inceleyen Samsun 2. Sulh Ceza Hakimliğince 10.03.2017 tarih, 2017/1740 değişik iş sayılı kararı ile davacı hakkındaki konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol kararının Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.10.2016 tarih, 2016/5174 değişik iş sayılı kararı ile kaldırılmış olduğunun anlaşılması nedeniyle talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine davacı hakkında konutu terk etmeme kararının kaldırılmış olduğun farkına varılarak uygulanmasına devam edilen tedbirin aynı gün denetimli serbestlik yetkililerinin gelerek elektronik kelepçenin çıkarılması suretiyle tedbire son verildiği belirlenmiştir.
Buna göre; davacı hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri nedeniyle oluştuğu anlaşılan zararın CMK’nın 141/1. maddesi kapsamında açıkça lafzi olarak belirtilmediği, ancak 18.06.2014 tarih ve 6546 sayılı Kanunun 70. maddesiyle CMK’nın 141. maddesine eklenen 3. fıkradaki “Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, davacı hakkında kaldırılmış olmasına rağmen uygulanmaya devam edilen adli kontrol tedbiri nedeniyle davacı yararına (hak ve nasafet ilkelerine uygun) makul oranda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davacının talep dilekçesinde hükmedilen tazminat miktarlarına uygulanacak yasal faizinin başlangıcının belirtilmemiş olması nedeniyle faiz başlangıcının dava tarihinden başlatılmasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bu hususa ilişkin düzeltilerek onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.”( Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2019/13827 E., 2021/1802 K., 22.02.2021 T.)
“Şüphelinin “resmi belgede sahtecilik” suçlamasıyla tutuklamaya sevk edildiği, Sincan 2. Sulh Ceza Mahkemesince; şüphelinin CMK’nun 109/1. maddesi gereğince adli kontrol altına alınmasına, CMK’nun 109/3-b maddesi gereğince ikametgâhının bulunduğu en yakın zabıta karakoluna her gün saat 20.00 de olmak üzere bir kez başvurarak imzası ile başvurusunu tescil ettirmesine karar verilmiştir. Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının bu karara yönelik itirazı CMK’nun 268/3-b maddesi gereğince inceleme ile görevli Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca reddedilmiştir.
Adli kontrol kurumunu düzenleyen 5271 sayılı CMK’nun 109. maddesinin 1. fıkrasının “100 maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir” hükmü ile 4. fıkrasındaki “şüphelinin, üçüncü fıkranın ( a ) ve ( f ) bentlerinde yazılı yükümlülüklere tabi tutulması bakımından, birinci fıkrada belirtilen süre sınırı dikkate alınmaz” hükmü karşısında, tutuklama istemine konu suçun cezasının üst sınırının üç yıldan fazla olması nedeniyle, anılan adli kontrol kararı yasaya aykırı olup, itirazın bu nedenle kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.” (Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2008/13063 E., 2009/6948 K., 05.06.2009)
Av. Gökhan AKGÜL & Av. Züleyha APAYDIN
ANTALYA CEZA AVUKATI – ANTALYA AVUKAT
Adli kontrol kararı, tutuklama yerine şüpheli veya sanığın belirli yükümlülükler altında serbest bırakılmasını sağlayan önemli bir tedbirdir. Bu karar kapsamında imza yükümlülüğü, yurtdışına çıkış yasağı veya belirli yerlere başvurma gibi şartlar getirilebilir. Antalya’da adli kontrol kararı ile karşı karşıya kalan kişiler için deneyimli bir Antalya avukat, sürecin doğru yönetilmesinde büyük rol oynar. Hem özgürlük kısıtlamalarının hukuka uygunluğunun denetlenmesi hem de mağduriyetlerin önüne geçilmesi açısından uzman bir avukattan profesyonel destek almak, davanın seyrini olumlu yönde etkileyebilir.