TUTUKLU, HÜKÜMLÜ VEYA SUÇ DELİLLERİNİ BİLDİRMEME SUÇU

SUÇUN KANUNİ TANIMI

Tutuklu, Hükümlü veya Suç Delillerini Bildirmeme Suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Adliyeye Karşı Suçlar” başlığı altında madde 284’ de düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesi;

TCK m. 284- (1) Hakkında tutuklama kararı verilmiş olan veya hükümlü bir kişinin bulunduğu yeri bildiği halde yetkili makamlara bildirmeyen kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) İşlenmiş olan bir suça ilişkin delil ve eserlerin başkaları tarafından saklandığı yeri bildiği halde yetkili makamlara bildirmeyen kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) Bu suçların kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Bu suçların üstsoy, altsoy, eş veya kardeş tarafından işlenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.

SUÇUN UNSURLARI

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçu hem objektif hem de subjektif unsurları ile birlikte değerlendirildiğinde şu temel yapı taşlarına sahiptir:

1-Fail: İlgili kanun hükmünde suçun faili bakımından özel bir şart aranmamış olup suçun failinin herkes olabilmesi mümkündür. Suçun failinin kamu görevlisi olması hali, kanun metninde ayrıca düzenlenmiş olup cezada artırım sebebidir.

2-Mağdur: Söz konusu suç bakımından mağdur, kamudur.

3-Fiil (Hareket) Unsuru: İşbu suç bakımından hareket unsuru, “hakkında tutuklama kararı verilmiş veya hükümlü olan bir kişinin bulunduğu yerin veya işlenmiş olan bir suça ilişkin delil ve eserlerin saklandığı yerin bilinmesi buna karşın yetkili makamlara bildirilmemesi” şeklindeki fiillerdir.

4-Suçla Korunan Hukuki Değer: Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Adliyeye Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiş olup işbu suç tipi ile korunan hukuki değer,  kamu güvenilirliği ve işleyişindeki düzendir.

5-Manevi Unsur: Suç kasten işlenebilmekte olup taksirle işlenmesi kanunen mümkün değildir. Failin, şüpheli şahıs hakkında tutuklama kararı verilmiş olduğunu veya kesinleşmiş bir mahkeme kararı dolayısıyla hakkında belirli bir cezaya hükmedildiğini bilmesi gerekmektedir. Aynı şekilde ikinci fıkra hükümlerinin oluşabilmesi için failin, delil ve eserlerin işlenmiş bir suça ilişkin olduğunu ve başkaları tarafından saklandığı bilmesi buna karşın yetkili mercilere bildirilmemesi gerekmektedir.

CEZAYI ARTTIRAN HALLER

TCK m. 284’ de düzenlenen tutuklu, hükümlü veya delilleri bildirmeme suçu, bazı durumlarda daha ağır cezayı gerektirir nitelikli hallerle birlikte düzenlenmiştir. İlgili kanun düzenlemesinde; suçun göreviyle bağlantılı olacak şekilde kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı belirtilmiştir.

ŞAHSİ CEZASIZLIK SEBEPLERİ

TCK m. 284/4 hükmünde “Bu suçların üstsoy, altsoy, eş veya kardeş tarafından işlenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.” ifadelerine yer verilmiş olmakla birlikte ilgili suçun belirli akrabalık ilişkisi içerisinde bulunan kişiler lehine işlenmesi halinde cezaya hükmolunmayacağı belirtilmiştir.

ŞİKAYET SÜRESİ, ZAMANAŞIMI VE GÖREVLİ MAHKEME

Suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabi olmayıp soruşturma işlemleri savcılık tarafından re’sen gerçekleştirilir. Suçun soruşturulması için şikayet süresi olmamasına rağmen dava zamanaşımı 8 yıllık süreye tabidir. Görevli mahkeme ise Asliye Ceza Mahkemeleri’ dir.

ADLİ PARA CEZASI, CEZANIN ERTELENMESİ VE HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARI

TCK m. 284 uyarınca; hakkında tutuklama kararı verilmiş olan veya hükümlü bir kişinin bulunduğu yeri bildiği halde yetkili makamlara bildirmeyen ya da işlenmiş olan bir suça ilişkin delil ve eserlerin başkaları tarafından saklandığı yeri bildiği halde yetkili makamlara bildirmeyen kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Cezanın alt ve üst sınırları ele alındığında; hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı ve cezanın ertelenmesi kararı verilebilmesi mümkündür.

KONUYA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

“…Sanık … hakkında tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçundan kurulan hükme yönelik incelemeye gelince; Her ne kadar sanık … hakkında hakkında yakalama kararı bulunan …’ın bulunduğu yeri bildiği halde yetkili makamlara bildirmediği iddiasıyla kamu davası açılmış ise de; sanığın … hakkında yakalama kararı bulunduğunu bildiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, sanık hakkındaki iletişim tespiti kararının bu suçu kapsamadığı, dolayısıyla telefon görüşmelerinin bu suçun delili olamayacağı, sanığın yüklenen suçu işlediğinin sabit olmadığı anlaşıldığından, sanığın beraatine karar verilmesi yerine yazılı biçimde mahkumiyetine hükmolunması, Kanuna aykırı, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, suça sürüklenen çocuk … müdafileri ile katılan … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin busebeplerden dolayı, tebliğnamedeki düşünceye kısmen uygun olarak BOZULMASINA,” (Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2018/ 3571 E., 2019/ 5618 K., 18.12.2019 T.)

“…Sanık hakkında tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçundan kurulan hükmü yönelik temyiz incelemesinde, Sanığın, arkadaşı olan firari diğer sanık …’ı saklayarak yer temin etmesi eyleminin TCK.nın 283. maddesinde düzenlenen suçluyu kayırma suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. ve 326/son maddeleri gereğince BOZULMASINA,” (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2017/ 25720 E., 2020/ 10631 K., 27.02.2020 T.)

“…Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanıkların suç tarihi itibariyle hakkında tutuklama kararı bulunmayan …’i yetkili mercilere bildirmeme eylemlerinin TCK’nın 284/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturmayacağı gözetilmeden sanıkların beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA” (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2013/3373 E., 2013/8699 K., 06.06.2013 T.)

“…Suç tarihi itibariyle 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan TCK’nın 284/2-1 ve 31/2. maddelerinde tanımlanan tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçunun gerektirdiği cezanın üst sınırlarına göre aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerinde öngörülen 6 yıllık olağanüstü zamanaşımının, suçun işlendiği tarih olan 31/12/2012 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA…” (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2019/ 1485 E., 2019/ 7068 K., 11.04.2019 T.)

“…Sanığın eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK’nın 106/2-a maddesi kapsamındaki silahla tehdit ve TCK’nın 284/2. maddesi kapsamındaki suç delillerini bildirmeme suçları için öngörülen cezaların üst sınırına göre aynı Kanunun 66/1-e. ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmesiyle denetim süresi içinde işlenen kasıtlı suç tarihi arasındaki durma süresinin de eklenmesiyle temyiz süreci içinde gerçekleştiği anlaşıldığından, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak, başkaca yönleri incelenmeksizin hükümlerin BOZULMASINA…” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2020/ 23481 E., 2021/ 428 K., 12.01.2021 T.)

“…Sanık …’ın 2012 yılında … Açık Ceza İnfaz Kurumundan izinli olarak ayrıldığı, ancak izin süresinin bitmesine rağmen cezaevine dönmeyerek memleketi olan … Köyünün …Yaylası ve civarlarında yaşamaya başladığı, kaçak olduğu bu üç yıllık süreçte Mahmut Yılmaz’ın kimlik bilgilerine göre düzenlemiş sahte nüfus cüzdanını kullandığı, olay tarihinde sanık …’nın diğer sanık …’ın aracına bilerek ihtiyaçlarını gidermek amacıyla köyünden ilçe merkezine geldiği, inceleme dışı …’dan 1.600,00 TL karşılığında Baretta marka ruhsatsız silah satın aldığı, araçta yapılan aramada ruhsatsız silah, muhtelif sayıda mermi ve bıçak ele geçirildiği, ayrıca sanık …’a ait sürücü ön koltuğunun altında ikinci bir ruhsatsız silahın daha ele geçirildiği, aynı zamanda sanık …’ın aracına aldığı ve kaçak olduğunu bildiği sanık …’ın yerini yetkili makamlara bildirmeyerek tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçunu da işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yargılaması neticesinde, sanıkların savunmaları, ele geçirilen tabancaların ve fişeklerin 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliğe haiz olduğuna dair ANK-BLS-15/05690 sayılı uzmanlık raporu ile suç konusu nüfus cüzdanının orijinal olduğu, belgenin ön ve arka yüzü ile mevcut fotoğraf üzerindeki soğuk mühür izlerinin iz düşümlerine ve laboratuvar arşivindeki mukayese basım örneklerine uyum sağladığı, tetkik konusu nüfus cüzdanının menşeinden araştırılmasının yararlı olacağına dair ANK-BLG-15/03329 sayılı uzmanlık raporunun içeriği ve tüm dosya kapsamından toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilmek suretiyle edinilen kanaat ile sanıkların yüklenen suçları işledikleri kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararları verilmiştir…C. Sanık … Hakkında 6136 Sayılı Kanun’a Aykırılık ve Tutuklu, Hükümlü veya Suç Delillerini Bildirmeme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden 1. Hüküm tarihinde, davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi dışında Sinop Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanığın duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün tefhim olunduğu oturumda hazır bulundurulması ya da SEGBİS yöntemiyle duruşmaya katılımı sağlanıp, yüzüne karşı hüküm verilmesi gerektiği gözetilmeden, yokluğunda yargılamaya devam edilip karar verilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 193 üncü ve 196 ncı maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, 2. Sanığa isnat edilen 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici beşinci maddenin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usûlü yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu; 14.07.2021 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddenin on birinci fıkrasına eklenen “Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz” şeklindeki hükmün, ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Nedenleriyle hükümler hukuka aykırı bulunmuştur…” (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2021/ 37320 E., 2024/ 3383 K., 13.03.2024 T.)

“…Suç tarihinde orman muhafaza memurlarının orman içerisinde kontrol yaptıkları, sanıklar …, … ve …’ın pat pat diye tabir edilen araç içerisinde odun taşıdıkları, orman muhafaza memurlarının durmaları için ikaz ettikleri, sanıkların durmayarak üzeri odunla yüklü aracın yanından geçerken … plakalı hizmet aracına sol taraftan sürterek çizdikleri ve sol arka park lambasını kırdıkları, orman muhafaza memurlarının sanıklara kendilerini takip etmelerini isteyerek jandarmaya haber verdikleri, sanıkların yolun dar olduğunu dönemeyeceklerini az ileriden dönüp geleceklerini söyleyerek olay yerinden kaçtıkları, bu sırada köy muhtarı olan diğer sanık …’ın jandarma ve orman muhafaza memurlarını oyalayarak sanıkların kaçmasını kolaylaştırdığı, sanık …’ın ifadesinde sanıkları tanımadığı söylediği, böylece kamu malına zarar verme ve suç delillerini bildirmeme suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, sanıkların savunmaları, katılan beyanı ve tanık beyanları karşısında tüm dosya kapsamına göre sanıkların kaçmak isterken orman muhafaza memurlarının aracına çarptıkları, ancak bu eylemi kasten işlemedikleri, olsa olsa bilinçli taksirle işledikleri, ancak mala zarar verme suçlarının kasten işlenebileceği, taksirle işlenmesinin mümkün olmadığı gözetilerek; diğer sanık …’ın ise tanık beyanlarına göre sanıkların kaçmasını kolaylaştıracak yada delilleri bildirmeme gibi bir eyleminin olmadığı anlaşılmakla beraat yönünde mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA…” (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2014/ 15999 E., 2015/ 25841 K., 27.05.2025 T.)

Av. Gökhan AKGÜL & Av. Yasemin ERAK