SAĞLIK MESLEK GRUPLARININ SUÇU BİLDİRMEMESİ

Sağlık Meslek Gruplarının Suçu Bildirmemesi Suçu Nedir?

Sağlık meslek gruplarının suçu bildirmemesi, Türk Ceza Kanunu madde 280’de
aşağıda alıntılandığı üzere düzenlenmektedir:
(1) Görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Sağlık mesleği mensubu deyiminden tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire ve
sağlık hizmeti veren diğer kişiler anlaşılır.
Dolayısıyla, sağlık meslek gruplarının suçu bildirmemesi; sağlık sektörüne mensup çalışanların, görevleri esnasında bir suçun işlendiği yönündeki belirtiye şahit olmalarına karşın, bu durumu yetkili makamlara bildirmeme veya geç bildirme suretiyle işledikleri ihmali suç olmaktadır.

Sağlık Meslek Gruplarının Suçu Bildirmemesi Suçunun Cezası

Yukarıda yer verilen TCK madde 280 f.1 hükmü çerçevesinde; sağlık meslek
gruplarının suçu bildirmemesi suçunun cezası, 1 yıla kadar hapis cezası olarak
düzenlenmektedir.

Sağlık Meslek Gruplarının Suçu Bildirmemesi Suçunda Yetkili ve Görevli
Mahkeme

Sağlık meslek gruplarının suçu bildirmemesi suçuna yönelik ceza davalarında yetkili mahkeme suçun işlendiği yer mahkemesi iken (CMK madde 12), görevli mahkeme asliye ceza mahkemeleri olmaktadır. Bu hususta taraflar; ilgili davayı açacak ve takip edecek ceza avukatına, Antalya ceza avukatına ihtiyaç duyabilmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

1.Sağlık Meslek Gruplarının Suçu Bildirmemesi Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Verilebilir Mi?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (HAGB), sanık hakkında verilen
cezanın ilgili denetim süresince hüküm ve sonuç doğurmamasını sağlayan karar
olmaktadır. Buna yönelik olarak, hakkında HAGB kararı verilen sanığın; ilgili
denetim süresi içerisinde belirli şartları yerine getirmesi halinde, verilen ceza ortadan kalkmakta ve dava düşmektedir. Bu hususa binaen, sağlık meslek gruplarının suçu bildirmemesi suçunda da şartların tamamı sağlandığı takdirde HAGB kararı verilebilmektedir.

2.Sağlık Meslek Gruplarının Suçu Bildirmemesi Suçu Adli Para Cezasına Çevrilebilir Mi?

Adli para cezası esasen; işlenmiş bir suçtan dolayı hükmedilen hapis cezasıyla beraber veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türü olarak tanımlanabilmektedir. Bunun yanında, adli para cezasına hükmedilebilmesi; suçun kasten işlenmesine ve faile verilen cezanın 1 yılın altında olmasına yani kısa süreli hapsin varlığına bağlı bulunmaktadır. Neticeten, sağlık meslek gruplarının suçu bildirmemesi suçu; hakimin takdir yetkisi sınırları içerisinde adli para cezasına çevrilebilmektedir.

3.Sağlık Meslek Gruplarının Suçu Bildirmemesi Suçu Şikayete Bağlı Bir Suç Mu?

Sağlık meslek gruplarının suçu bildirmemesi suçu; şikayete bağlı suçlar arasında yer almamakta, savcılık tarafından resen soruşturulmakta ve dolayısıyla herhangi bir şikayet süresi de bulunmamaktadır.

4.Sağlık Meslek Gruplarının Suçu Bildirmemesi Suçunda Uzlaşma Olur Mu?

Uzlaşma; suç iddiası altında bulunan kişi ile mağdur arasında aracı olarak iletişim kurmalarını ve anlaşmalarını sağlama amacını taşımaktadır. Buna karşın; sağlık meslek gruplarının suçu bildirmemesi suçu uzlaşma kapsamında olan suçlar arasında yer almamaktadır.

Sağlık Meslek Gruplarının Suçu Bildirmemesi Suçuna İlişkin Bazı Yargıtay Kararları

  1. ‘’Ancak, 1-Suçu bildirmeme suçunun kasıtla işlenebileceği, sanığın nöbetçi
    doktor olmayıp diğer doktor törende olduğu için üzerine süt dökülmesi
    nedeniyle getirilen mağdura müdahale ettiği, nöbetçi doktor olmadığı ve iş
    yoğunluğu nedeniyle olayı kolluğa bildiremediğini savunması ve bu
    savunmasının aksinin ispat edilememesi karşısında, yetersiz gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi, 2-Kabule göre de; a)Sağlık ocağında hekim olan sanığın kamu görevi kapsamındaki tedavi görevi nedeniyle öğrendiği suçu bildirme yükümlülüğünün TCK’nın 279. maddesi kapsamında bulunduğu gözetilmeden, anılan Yasanın 280. maddesi ile hüküm kurulması, b)Sanığın sabıkasız olması, sağlık meslek mensuplarının suçu bildirmemesi suçunda giderilmesi gereken, katılan tarafından talep edilmiş ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi bir zarar bulunmaması ve manevi zararın ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel teşkil etmemesi karşısında, CMK’nın 231/5. maddesindeki koşullar irdelenmeksizin, yetersiz gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, Yasaya aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 17/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.’’ (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 17.12.2012 Tarihli, 2012/13441 Esas, 2012/30482 Karar nolu karar)
  2. ‘’Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Katılandaki yaralanmanın mahiyetinin dosya içinde bulunan epikriz formuyla uyumlu olması katılanın hastaneye müracaat ettiğinde kendi kendisini yaraladığına dair anlatımı karşısında başkaları tarafından taksirle yaralanmış olabileceğinden şüphelenmediğine ilişkin sanığın savunmasının aksine görevi sırasında bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaştığı ve buna rağmen durumu yetkili makamlara bildirmediği yönünde yüklenen suçtan mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 29.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.’’ (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 29.05.2014 Tarihli, 2013/16509 Esas, 2014/6524 Karar nolu karar)
  3. ‘’1- Trafik kazası geçiren mağdurun babası sanığın çalıştığı ….Hastanesi acile servisine mağdurun ayağının üzerinde traktör geçmesi şikayeti ile getirdiği, pratisyen hekim olan sanık tarafından yapılan muayenede sağ ayak bileğinde hassasiyet olduğu, çekilen grafisinde kırık çıkık olmadığı tespiti ile ağrı kesici krem önerilerek evine gönderildiği, ancak mağdurun ağrılarının artması yere basamaması nedeniyle mağdurun babası tarafından 23.11.2009 tarihinde …. Hastanesinde ortopedi servisine götürüldüğü, … uzmanı Dr. …tarafından yapılan muayenede kırık, çıkık olmadığı, ezilmeye bağlı diz altından itibaren bacak ve ayağın ortasına kadar ödem ve şişlik olduğu tespiti ile şişlikte artma sonucu dolaşımında sıkıntı olmaması için müşahede amaçlı yatışını yaptırdığı, mağdurun takiplerinde açıklanmayan hemoglobin değerlerinde düşüklük başlaması nedeni … hastalıkları uzmanı Uzm. Doktor…. konsültasyon istediği, yine mağdurda sebebi açıklanamayan kusma başlaması üzerine ailenin isteği ve ileri tetkik ve tedavi için 25.11.2009 tarihinde …. Hastanesine sevki yapıldığı, burada mağdurun iç kanama geçirdiği tespit edilerek yatışının yapıldığı, sanığın mağdura gerekli müdahaleyi yaptığı, kendisine getirildiği saptadığı bulgulara uygun olarak tedavi önerdiği, sanığın eyleminin tıp kurallarına uygun olduğu, eyleminin görevi ihmal suçunun unsurlarını oluşturmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, … Kanuna aykırı olup, sanık müdafi ve mahalli Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 07/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.’’ (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 07.05.2015 Tarihli, 2014/20108 Esas, 2015/7685 Karar nolu karar)
  4. ‘’1-Suç tarihinde bıçakla yaralanıp Esenler Özel Y. Polikliniğine müracaat eden iki kişiyi tedavi eden ve acil serviste nöbetçi doktor sıfatıyla görev yapan sanık T.. G..’nın, görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmemekten ibaret eyleminin, TCK’nın 280/1. maddesinde düzenlenen “sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun vasfında hataya düşülerek, aynı Kanunun 279/1. maddesinin uygulanması, 2-Aynı poliklinikte tıbbi sekreter olarak çalışan ve sadece hasta kaydı yapan sanık A.. H..’nin kamu görevlisi ve TCK’nın 280/2. maddesinde tarif edilen “sağlık mesleği mensubu” olmaması karşısında, atılı suçun yasal unsurlarının ne şekilde oluştuğu açıklanmadan mahkumiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanıklar T.. G.. ve A.. H.. ile müdafinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.’’ (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 19.01.2015 Tarihli, 2014/8297 Esas, 2015/1500 Karar nolu karar)
  5. ‘’Dosya kapsamına göre, katılanlar … ve … …’un tüp bebek tedavi yöntemi için … Tüp Bebek Merkezi’ne başvurdukları, 06.06.2017 tarihinde katılan …’un rahmine transfer işleminin gerçekleştirildiği, 22.02.2018 tarihinde sezaryenle doğumun gerçekleştirildiği, anne ve babanın kan grubu 0 Rh+ iken kız bebeğin kan grubunun A Rh+ olduğunun anlaşılması üzerine, ailenin tüp bebek merkezi ile bağlantıya geçtiği, DNA testi yapılması gerektiği hususunda doktor sanık … tarafından bilgilendirildikleri, katılan … çiftinin kendi imkanlarıyla DNA testi yaptırdıkları bebeğin anne babası olmadıklarının anlaşılması üzerine 13.03.2018 tarihinde şikayetçi oldukları olayda, İstanbul Anadolu 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.01.2020 tarihli 2018/487 Esas, 2020/232 sayılı Kararı ile sanık …’in soy bağının değiştirilmesi suçundan kasıt yokluğu sebebiyle beraatine karar verildiği, kararın katılanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 11.09.2020 tarihli ve 2020/4312 Esas, 2020/3528 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği göz önüne alındığında, suçu bildirmeme suçunun oluşabilmesi ortada icrası tamamlanmış bir suçun olması gerektiği, bu haliyle atılı sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmeme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yapılan itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesi, Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemine dayılı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.07.2020 tarihli ve 2020/919 değişik iş sayılı kararının CMK.nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahkemesince yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 23.03.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.’’ (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 23.03.2022 Tarihli, 2021/15182 Esas, 2022/4887 Karar nolu karar)