
Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik veya Tercümanlık Suçu Nedir?
Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçuna, Türk Ceza Kanunu madde 276’da şekildeki gibi yer verilmektedir:
‘’(1) Yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak veya yemin
altında tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurul tarafından
görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Birinci fıkrada belirtilen kişi veya kurullar tarafından görevlendirilen tercümanın ifade veya belgeleri gerçeğe aykırı olarak tercüme etmesi halinde, birinci fıkra hükmü uygulanır.’’
Bu hususa binaen, yukarıda alıntılanan kanun hükmünden anlaşılmaktadır ki; gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçu, bilirkişi ya da tercümanların kasti olarak gerçeği çarpıtmaları veya yanlış tercüme gerçekleştirmeleri neticesinde meydana gelmektedir.
Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik veya Tercümanlık Suçunun Cezası
TCK madde 276 f.1 hükmü çerçevesinde, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçunu işleyen fail; mahkeme tarafından 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır.
Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik veya Tercümanlık Suçunda Zamanaşımı
Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçu, zamanaşımına uymak koşulu ile her zaman soruşturulabilmektedir. Bu meseleye binaen, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçunda dava zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla, ilgili zamanaşımı süresinin dolması durumunda soruşturma gerçekleştirilmesi mümkün olmamaktadır.
Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik veya Tercümanlık Suçunda Yetkili ve Görevli
Mahkeme
Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçuna yönelik ceza davalarında yetkili mahkeme suçun işlendiği yer mahkemesi iken (CMK madde 12), görevli mahkeme asliye ceza mahkemeleri olmaktadır. Bu hususta taraflar; ilgili davayı açacak ve takip edecek ceza avukatına, Antalya ceza avukatına ihtiyaç duyabilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
1.Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik veya Tercümanlık Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Verilebilir Mi?
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (HAGB); sanığa hükmedilen 2 yıl
veya daha altında olan hapis cezasının, ilgili denetim süresince hüküm ve sonuç
doğurmamasını amaçlayan karardır. Buna göre; hakkında HAGB kararı verilen
sanığın ilgili denetim süresi içerisinde belirli koşulları yerine getirmesi halinde,
verilen ceza ortadan kaldırılmakta ve dava düşmektedir. Buna ilişkin; ceza alt
sınırından (3 yıl) kaynaklı olarak gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçunda, fail hakkında HAGB kararının verilemeyeceği bilinmelidir.
2.Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik veya Tercümanlık Suçu Adli Para Cezasına Çevrilebilir Mi?
Türk ceza hukukunda adli para cezası; işlenmiş bir suçtan dolayı hükmedilen hapis cezasıyla beraber veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca, adli para cezasına hükmedilebilmesi; suçun kasten işlenmesine ve faile verilen cezanın 1 yılın altında olmasına bağlı bulunmaktadır. Netice olarak, ceza alt sınırından (3 yıl) kaynaklı olarak gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçunun adli para cezasına çevrilebilmesi mümkün olmamaktadır.
3.Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik veya Tercümanlık Suçu Şikayete Bağlı Bir Suç Mu?
Kanunen gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçu; şikayete bağlı suçlar
arasında yer almamakta, savcılık tarafından resen soruşturulmakta ve dolayısıyla herhangi bir şikayet süresi de içermemektedir.
4.Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik veya Tercümanlık Suçunda Uzlaşma Olur Mu?
Uzlaşma ile esasen; suç iddiası altında bulunan kişi ile mağdur arasında aracı olarak iletişim kurulması ve anlaşılması hedeflenmektedir. Buna karşın, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçu uzlaşma kapsamında olan suçlar arasında bulunmamaktadır.
Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik veya Tercümanlık Suçuna İlişkin Bazı Yargıtay Kararları
- ‘’Ancak; Suça konu olay hakkında öncesine ait iki tane bilirkişi raporu
bulunması ve raporların birincisinde maktule kusur verilmemesine karşın ikinci raporda maktule 3/8 oranında kusur verilmesi üzerine sanıkların yaptığı bilirkişilik sonucu ikinci rapor esas alınarak rapor düzenlendiği ve gerçeğe aykırı bilirkişilik suçunun kasten ve mütalaanın gerçeğe aykırı olduğunu bilerek işlenmesi gerektiği gözetildiğinde sanıklar hakkında yetersiz gerekçe ile mahkumiyet hükmü kurulması, Yasaya aykırı, sanıklar … ve müdafii, … ile …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesinden başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.’’ (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 11.06.2012 Tarihli, 2011/12424 Esas, 2012/14551 Karar nolu karar) - ‘’Somut olayda; sanığın, bilirkişi olarak görevlendirilip mütalâada bulunduğu Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün TCK’nın 276/1. maddesinde sayılan yargı merci veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapma veya yemin altında tanık dinleme yetkisine sahip kişi veya kurul olarak değerlendirilemeyeceğinden sanığın kanıtlanan eyleminin TCK’nın 257/1. maddesi kapsamındaki suçu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Kabul ve uygulamaya göre de; Tayin olunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında bir gün için takdir edilen miktarın belirlenmesinde uygulanan kanun maddesinin karar yerinde gösterilmemesi, … Kanunu aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 11.06.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.’’ (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 11.06.2014 Tarihli, 2013/13377 Esas, 2014/7161 Karar nolu karar)
- ‘’1-Tüketici hakem heyetince bilirkişi olarak görevlendirilen sanık …’u
azmettirerek içerik itibariyle gerçeğe aykırı rapor düzenlettirip, raporun teslim alındığı sonucunu doğuran Sanayi ve Ticaret İl Müdürü adına sahte olarak atılan imzalı raporun dosyasına teminini sağlayan sanığın eyleminin; Tüketici hakem heyetinin yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak ya da yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurullardan olmaması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 276/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturmayacağı ancak TCK’nın 6/1-c maddesi kapsamında kamu görevlisi sayılan bilirkişi sanık …’un görevi gereğince düzenlediği, içerik itibariyle sahte olan ve sahte alındı imzası taşıyan raporun resmi belge olarak kabulünde zorunluluk bulunduğundan sanığın eyleminin TCK’nın 38/1 ve 40/2. maddeleri delaletiyle TCK’nın 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçuna temas ettiği gözetilerek, belge aslı da temin edilip iğfal kabiliyeti yönünden değerlendirildikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin
ve takdiri gerekirken suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm
kurulması, … Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla
yerinde görüldüğünden sonuç ceza yönünden kazanılmış hakkı saklı tutulmak suretiyle hükmün bu sebeplerden BOZULMASINA, 08.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.’’ (Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 08.10.2015 Tarihli, 2015/3170 Esas, 2015/4222 Karar nolu karar) - ‘’Kadastro tespit çalışmaları sırasında mahalli bilirkişi olarak görev yapan
sanıkların, kadastro tutanakları düzenlendiği sırada gerçeğe aykırı bilirkişilik yapmak suretiyle köye ait meraları kendileri ve akrabalarının üzerine geçirilmesini sağladıklarının iddia olunması karşısında; eylemin 5237 sayılı TCK.nun 276. maddesinde öngörülen “gerçeğe aykırı bilirkişilik” suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli asliye ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi, Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 07.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.’’ (Yargıtay 21. Ceza Dairesi, 07.03.2016 Tarihli, 2015/7023 Esas, 2016/2101 Karar nolu karar) - ‘’Somut olayda; Aile mahkemelerinde zabıt katipliği yapan sanığın, boşanma davasının tarafı olan katılan tarafından mahkemeye sunulan ses ve görüntü içeren CD’nın çözümü için uzmanlığı olmadığı halde bilirkişi olarak görevlendirildiği, ancak görüntüdeki bayanın … dilinde konuşması nedeniyle anlaşılmayan yerleri, Raporuna “anlaşılamayan kelimeler” olarak yazdığı, dolayısıyla ses kaydı çözümü konusunda özel eğitim ve ihtisas sahibi olmayan ve atılı suçu kasten işlediği sabit olmayan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanığın ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nın 6.maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.’’ (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 16.09.2020 Tarihli, 2017/14680 Esas, 2020/15622 Karar nolu karar)