İNTİFA HAKKI

Türk Medeni Kanunu’na göre mülkiyet hakkı, bir kişinin eşya üzerindeki en geniş yetkiyi kullanmasına imkân tanıyan ayni bir haktır. Kanunun 683. maddesi uyarınca mülkiyet sahibi, eşya üzerinde kullanma, ondan yararlanma ve tasarruf etme yetkilerine sahiptir. Mülkiyet hakkı, hem taşınır hem de taşınmaz mallar üzerinde doğrudan egemenlik sağlayan ve herkes tarafından gözetilmesi gereken mutlak bir haktır.

Mülkiyet hakkının yanı sıra, eşya üzerinde daha sınırlı yetkiler tanıyan haklara ise sınırlı ayni haklar denir. Sınırlı ayni haklar arasında en kapsamlı yetkileri sağlayan hak ise intifa hakkıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 794 ile 822. maddeleri arasında düzenlenen intifa hakkı, hak sahibine başkasına ait bir malı tam anlamıyla kullanma ve ondan yararlanma yetkisi verir. Mülkiyet hakkı dışındaki ayni haklar arasında en geniş içeriğe sahip olan bu hak, kural olarak hak sahibine maldan tam ve sınırsız şekilde faydalanma imkânı sunar. İşbu yazımızda intifa hakkının konusu, şartları, kurulumu, hak sahibi ve malikin yükümlülükleri ve sona erme halleri ele alınacaktır.

İNTİFA HAKKI KONUSU, ÖZELLİKLERİ VE KURULUMU

İntifa hakkı, bir başkasına ait eşya üzerinde tam ve geniş kapsamlı kullanım ile yararlanma yetkisi tanıyan, mülkiyet dışındaki en kapsamlı sınırlı ayni hak türüdür. Türk Medeni Kanunu’nun 794. maddesine göre intifa hakkı; taşınırlar, taşınmazlar, haklar ve bir malvarlığı bütünü üzerinde kurulabilir. Bu yönüyle yalnızca taşınmaz mallar üzerinde tesis edilebilen diğer irtifak haklarından ayrılmaktadır.

A)İntifa hakkının özellikleri:

İntifa hakkı, devredilemeyen, başkasından devir alınamayan ve bir kişiden diğerine geçemeyen şahsi bir haktır. Bu yönüyle mutlak kişiye bağlı haklar arasında sayılır. Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır: intifa hakkının kendisi devredilemezken, bu hakkın kullanımı başkasına devredilebilir.

Eğer sözleşmede aksi bir hüküm bulunmuyorsa ya da somut durumdan intifa hakkının şahsen kullanılması gerektiği sonucu çıkmıyorsa, hakkın kullanımı başkasına bırakılabilmesi mümkündür. Bu durumda malik, doğrudan devralana karşı haklarını ileri sürebilir (TMK m. 806). Örneğin, intifa hakkı sahibi, intifa konusu bir taşınmazı kira sözleşmesiyle başkasına kullandırabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, yalnızca kullanım yetkisinin devredilebilmesi hakkın kendisinin devredilememesidir.

İntifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malın zilyetliğini de elinde bulundurur. Bu nedenle malik gibi, mülkiyet hakkına bağlı bazı dava haklarını kullanabilir. Örneğin, intifa hakkı sahibinin, taşınmazın haksız işgali durumunda el atmanın önlenmesi ya da ecrimisil davası açması mümkündür.

B)İntifa hakkının kurulması:

İntifa hakkı üç farklı hukuki yolla kurulabilir:

1-Sözleşmeyle kurulan intifa hakkı: Uygulamada en sık rastlanılan intifa hakkı kuruluş yöntemi, taraflar arasında yapılan sözleşmelerdir. İntifa hakkı, taşınırlarda zilyetliğin devri, alacaklarda alacağın devri veya kıymetli evrakın teslimi, taşınmazlarda ise resmi senedin düzenlenerek tapu kütüğüne tescili ile kurulur. (TMK m. 795/1) Taşınır ve taşınmazlarda intifa hakkının kazanılması ve tescilinde aksine düzenleme olmadıkça mülkiyete ilişkin hükümler uygulanmaktadır. (TMK m.795/2)

2-Kanundan doğan intifa hakkı: Bazı özel durumlarda intifa hakkı doğrudan kanun hükmüyle kurulabilir. Örneğin Türk Medeni Kanunu’nun 240. ve 652. maddeleri ile sağ kalan eşe, aile konutu ve ev eşyaları üzerinde intifa hakkı tanınabilmesine olanak sağlanmıştır. Bu tür haklar, herhangi bir sözleşme ya da tek taraflı işleme gerek kalmaksızın doğrudan kanun tarafından tanınmakta olup Türk Medeni Kanunu’ nun 795/3. maddesi ile taşınmazlar üzerinde kurulu kanuni intifa hakkının, tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasa dahi durumu bilenlere karşı, tescil edilmiş olması halinde ise herkese ileri sürülebileceği düzenleme altına alınmıştır.

3-Tek taraflı hukuki işlemle doğan intifa hakkı: İntifa hakkının yalnızca iki taraflı hukuki bir işlem olan sözleşme ile değil vasiyetname gibi tek taraflı bir hukuki işlem ile de kurulabilmesi mümkündür. Örnek olarak belirtmek gerekirse; miras bırakan tarafından vasiyetname ile mirasçılar veya üçüncü kişi lehine intifa hakkı kurulması mümkündür.

İNTİFA HAKKI SAHİBİNİN HAKLARI

Türk Medeni Kanunu’nun 803 ila 806. maddeleri, intifa hakkı sahibine tanınan yetkileri kapsamlı biçimde ortaya koymaktadır. Bu düzenlemeler doğrultusunda, intifa hakkı sahibi; malı fiilen elinde bulundurma, onu yönetme, kullanma ve ondan ekonomik olarak yararlanma haklarına sahiptir. Ayrıca doğal ürünler ile dönemsel gelirlerden faydalanma yetkisi de intifa hakkı sahibine tanınan yetkiler arasındadır.

1-Genel yetkiler (TMK m.803): İntifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malı zilyetliğinde bulundurma, yönetme, kullanma ve ondan yararlanma yetkilerine sahiptir. Söz konusu yetkiler; malı fiilen elinde tutma, onu işletme veya kullanıma sunma, günlük amaçlarla kullanma ve ondan ekonomik fayda elde etme haklarını kapsamaktadır. Ancak bu hakların kullanımı mutlak ve sınırsız değildir. İntifa hakkı sahibi, bu haklarını kullanırken “iyi bir yönetici gibi” davranmak, malın korunması, amacına uygun kullanılması ve değerinin gereksiz şekilde azaltılmaması için gereken özeni göstermek zorundadır.

2-Doğal ürünlerden yararlanma (TMK m.804): İntifa hakkı süresi içinde olgunlaşan doğal ürünler, doğrudan intifa hakkı sahibine aittir. Ürünlerin intifa süresi içinde olgunlaşması yeterlidir; kimin ektiği veya diktiği değil, hangi tarihte ürün elde edildiği belirleyicidir. Bununla birlikte, ekimi veya dikimi malik tarafından yapılmışsa ve ürün intifa hakkı sahibince toplanmışsa, malik yaptığı giderlerin karşılığı olarak, ürünün değerini aşmamak şartıyla uygun bir bedel talep edebilir. Aynı hak, intifa hakkı sahibinin ektiği ürünün malik tarafından toplanması halinde de geçerlidir. Bununla birlikte niteliği itibarıyla malın doğal verimi ya da ürünü sayılmayan bütünleyici parçalar, malike aittir. Örneğin; taşınmazın üzerine inşa edilmiş bir yapı veya sabitlenmiş makineler gibi unsurlar bu kapsamdadır.

3-Faiz ve dönemsel gelirler (TMK m.805): İntifa hakkı bir sermaye (örneğin bir alacak hakkı ya da mevduat) üzerinde kurulmuşsa, bu sermayeden elde edilen faiz gelirleri ve diğer dönemsel kazançlar, intifa hakkının başlangıcından sona erdiği tarihe kadar intifa hakkı sahibine aittir. Burada önemli olan, gelirin ne zaman tahsil edildiği değil hangi dönem içinde doğduğudur.

4-Hakkın Kullanımının Devri (TMK m. 806): İntifa hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı ve devredilemez bir haktır. Ancak hakkın kullanımının devri mümkündür. Yani intifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malı başka bir kişinin kullanımına bırakabilir, ancak hakkın kendisini devredemez. Bu takdirde malik, haklarını devralana karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.

MALİKİN HAKLARI

İntifa hakkının kurulmuş olması, malikin mal üzerindeki çıplak mülkiyet hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Bu bağlamda, malik bazı durumlarda malın korunması ve kendi menfaatlerinin güvence altına alınması amacıyla belirli haklara sahiptir. İşbu haklar, Türk Medeni Kanunu’nun 807 ila 811. maddelerinde ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.

1-Gözetim hakkı (TMK m. 807): Malik, intifa hakkı sahibi tarafından malın hukuka aykırı ya da malın niteliğine uygun düşmeyen şekilde kullanıldığını fark ederse, buna itiraz etme hakkına sahiptir.

2-Güvence talep etme hakkı (TMK m. 808):Malik, intifa hakkının kullanımı nedeniyle kendi haklarının tehlikeye düştüğünü ispat etmesi hâlinde, intifa hakkı sahibinden güvence göstermesini talep edebilir. Ancak bazı durumlarda bu tehlikenin ayrıca ispat edilmesine gerek yoktur. Nitekim intifa hakkının tüketilebilen bir şey ya da kıymetli evrak üzerinde kurulması halinde malik, tehlikenin ispatına gerek kalmaksızın teslimden önce de güvence isteme hakkına sahiptir. Kıymetli evrakın güvenli bir yere tevdi edilmesi de güvence yerine geçen durumlardandır.

3-Bağışlama halinde (TMK m. 809): İntifa hakkı kendisinde kalmak üzere yapılan bağışlamalarda bağışlayandan güvence istenemez.

4-Güvence verilmemesinin sonuçları (TMK m.810): İntifa hakkı sahibi, kendisine tanınan uygun süre içinde güvence göstermez veya hakkın konusu olan malı malikin itiraz etmesine rağmen hukuka aykırı şekilde kullanmaya devam ederse; sulh hâkimi, yeni bir karara kadar intifa hakkı sahibinin zilyetliğini kaldırarak hakkın konusunu atayacağı bir kayyıma tevdi eder.

5-Defter tutulması talebi (TMK m. 811): İntifa hakkına konu olan mallar konusunda daha sonra çıkabilecek anlaşmazlıkları önlemek amacıyla, malik veya intifa hakkı sahibi, noterlikçe resmen defter tutulmasını her zaman talep edebilir. Bu defter, malın mevcut durumunu ve özelliklerini kayıt altına alır ve özellikle giderlerin paylaşımı gibi konularda delil niteliği taşır.

İNTİFA HAKKI SAHİBİNİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

İntifa hakkı sahibine maldan faydalanma imkânı tanınırken, bu hak kullanımının belirli yükümlülüklerle sınırlandırılması da gözetilmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 812 ila 822. maddeleri, intifa hakkı sahibinin özellikle malın korunmasına, bakım ve işletme giderlerine katlanmasına ve bazı özel durumlarda nasıl sorumluluk üstleneceğine dair esasları ayrıntılı biçimde düzenleme altına almaktadır.

1-Malın korunması (TMK m.812): İntifa hakkı sahibi, malın muhafazası ve olağan bakım ve onarımlarının yapılması ile yükümlüdür. Ancak malın korunması daha kapsamlı müdahaleler gerektiriyorsa, bu durumda intifa hakkı sahibi: durumu malike bildirmek, bunların gerçekleştirilmesine izin vermek zorundadır. Malikin gereken işleri yapmaması hâlinde ise bu işleri onun hesabına kendisi yapabilir.

2-Bakım ve işletme giderleri (TMK m.813): İntifa hakkı sahibi, intifa hakkı süresince malın: olağan bakım ve işletme giderleri, vergi, resim ve borç faizi gibi ödemelerini karşılamakla yükümlüdür. Diğer bütün yükümlülükler malike aittir. Vergi ve resim gibi ödemelerin malik tarafından yerine getirilmiş olması halinde intifa hakkı sahibi bunları malike tazmin etmekle yükümlüdür.

3-Malvarlığı üzerinde kurulu intifa hakkı ve borç faizleri (TMK m. 814): Eğer intifa hakkı bir malvarlığı bütünü üzerinde kurulmuşsa, bu malvarlığına ilişkin borçların faizlerinin ödenmesi de intifa hakkı sahibine aittir. Ancak şartlar haklı gösteriyorsa, intifa hakkı sahibi bu yükümlülükten kurtarılmasını isteyebilir. Bu durumda intifa hakkı, ancak borçların ödenmesinden sonra kalan kısım üzerinde devam eder.

4-Sigorta ettirme (TMK m. 815): Yerel adetler ve iyi yöneticilik kuralı uyarınca gerekli görülüyorsa, intifa hakkı sahibi, malı yangın ve benzeri tehlikelere karşı sigorta ettirmekle yükümlüdür. Eğer mal sigortalı ise veya intifa hakkı sigortalı bir mal üzerinde kurulmuşsa, intifa hakkı sahibi, sigorta primlerini ödeme sorumluluğuna da sahiptir.

5-Ürün elde etme sınırı (TMK m.816): Taşınmaz üzerinde intifa hakkı sahibi, yararlanmanın olağan sınırları içinde kalmakla yükümlüdür. Bu sınır aşılarak elde edilen fazla ürünler malike ait olur.

6-Ekonomik özgülenme yönü (TMK m.817): İntifa hakkı sahibinin, taşınmazın ekonomik yönelimini değiştirmesi yani taşınmaz üzerinde, malik içinönemli zararlara yol açacak nitelikte bir dönüşüm yapması mümkün değildir. Ancak intifa hakkı sahibi, maliki önceden haberdar etmek ve ekonomik özgülenme yönü korunmak kaydıyla, taş, kireç, mermer, turba gibi doğal kaynak ocakları açabilir.

7-Ormanlar (TMK m.818): Ormanlar üzerinde intifa hakkı kurulmuşsa, yararlanma özel kanunlara ve işletme planına uygun olmalıdır. Bu plan yapılırken hem malik hem de intifa hakkı sahibi, haklarının gözetilmesini isteyebilir. Eğer yangın, sel, zararlı böcek istilası gibi olağan dışı bir durumla ürün kaybı oluşmuşsa, orman yeni koşullara göre işletilir.

8-Tüketilebilen ve değeri biçilen şeyler (TMK m. 819): Tüketilebilen şeylerin mülkiyeti, aksi kararlaştırılmadıkça, intifa hakkı sahibine geçer; ancak, intifa hakkı sahibi geri verme sırasında bu şeylerin o günkü değerini ödemekle yükümlüdür. Eğer intifa konusu mal, değeri biçilerek teslim edilmiş taşınır ise, intifa hakkı sahibi bu mallar üzerinde serbestçe tasarruf edebilir. Ancak bu tasarrufu kullanırsa, geri verme sırasında biçilen değeri ödeme yükümlülüğü doğar. Bazı durumlarda ise ödeme, aynı tür ve nitelikte eşyanın verilmesiyle yapılabilir.

9-Alacaklar üzerinde intifa hakkı (TMK m.820,821,822): Alacaklar üzerindeki intifa hakkı, sadece getirilerden yararlanma hakkı tanır. Borçludan ödeme talebi yapılacaksa, bu talep hem alacaklı hem de intifa hakkı sahibi tarafından birlikte yapılmalıdır. Aynı şekilde, borçlu da bildirimlerini ve ödemelerini her iki tarafa yöneltmek zorundadır.

Borçlu, yalnızca kendisine ödeme yetkisi verilen kişiye ödeme yapabilir. Aksi hâlde borcu, alacaklı ve intifa hakkı sahibine birlikte ödemek veya hâkimin belirleyeceği yere tevdi etmek zorundadır. Bu çerçevede ödeme konusu olan sermaye, intifa hakkına tabi olur ve istenirse güvenli ve getirili bir yere yatırılabilir.

 İntifa hakkı sahibi, intifanın başlangıcını izleyen üç ay içinde, hakkın konusu olan alacakların ve kıymetli evrakın kendisine devrini talep edebilir. Ancak bu devir gerçekleşebilmesi için: intifa hakkı sahibinin devir anındaki değeri ödemeyi kabul etmesi ve bu borç için güvence göstermesi zorunludur. Eğer güvence istemekten açıkça feragat edilmemişse, devir ancak güvence verildikten sonra geçerli olur.

İNTİFA HAKKININ SONA ERMESİ

İntifa hakkını sona erdiren haller Türk Medeni Kanunu madde 796 ve 797 hükümleri uyarınca düzenlenmiştir. İlgili düzenlemelerde; intifa hakkının, gerçek kişilerde hak sahibinin ölümü, tüzel kişilerde kararlaştırılan sürenin dolması, süre kararlaştırılmamışsa kişiliğin ortadan kalkması, hakkın konusunun tamamen yok olması, kamulaştırma, cebri icra, taşınmazlarda tescilin terkini ve sebebin ortadan kalkması halinde son bulacağı belirtilmiştir.  

1-Hakkın süre bakımından sona ermesi: İntifa hakkı, gerçek kişilerde hak sahibinin ölümüyle birlikte, tüzel kişilerde ise kararlaştırılan sürenin sona ermesi halinde kendiliğinden sona ermektedir. Tüzel kişiler açısından süre belirlenmemesi halinde ise hakkın sona ermesi tüzel kişiliğin ortadan kalkması ile mümkündür. Belirtmek gerekir ki; tüzel kişiler bakımından intifa hakkı en çok yüz yıl süre ile devam edebilmekte olup söz konusu hakkın, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olması dolayısıyla mirasçılara intikali mümkün değildir.

2-Taşınmazın tamamen yok olması: İntifa hakkına konu taşınmazın herhangi bir sebeple yok olması veya yararlanılamayacak şekilde harap olması halinde intifa hakkı sona erer. Malik yararlanılamayacak derecede harap olan intifa konusu malı yararlanılacak hale getirmekle yükümlü değildir; getirmesi halinde ise intifa hakkı yeniden kurulmuş olur. (TMK m. 798/1)Taşınmazın yalnız bir kısmının yok olması halinde ise intifa hakkı taşınmazın kalan bölümü üzerinden devam edecektir. . İntifa hakkı sahibi, zararın kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat etmedikçe, malın yok olmasından veya değerinin azalmasından sorumludur.

3-Kamulaştırma: İntifa hakkı tesis edilen taşınmaz, kamulaştırıldığı takdirde intifa hakkı sona erer. Taşınmaz maliki kamulaştırma bedeli almışsa intifa hakkı kamulaştırma bedeli üzerinden devam edecektir. Kamulaştırma işlemine son verilmesi ve taşınmazın yeniden malike iade edilmesi halinde ise intifa hakkı da yeniden taşınmaz üzerinde tesis edilmiş olur.

4-Cebri icra yoluyla satış: İntifa hakkına konu taşınmaz üzerinde tesis edilmiş rehin varsa ve rehin, intifa hakkından önce tesis edilmişse taşınmazın cebri icra yoluyla satılması halinde intifa hakkı da sona erer. Ancak rehin, intifa hakkının tesisinden sonra kurulmuşsa taşınmaz cebri icra yoluyla satılsa dahi intifa hakkı hukuken geçerliliğini korumaya devam eder.

5-Terkin veya mahkeme kararı: İntifa hakkı sahibinin tapu müdürlüğüne yapacağı başvuru ile hakkın terkinini talep etmesi halinde hak kendiliğinden sona erer. Bununla birlikte, intifa hakkının terkini malikin açacağı dava yoluyla da mümkündür. İntifa hakkı sahibi, malike karşı terkin borcu altına girmesine rağmen hakkı ortadan kaldırmazsa, malik dava açarak intifa hakkının terkinini sağlayabilir.

İntifa hakkı sona erince hak sahibi, hakkın konusu olan malı hak sahibine geri vermekle yükümlüdür.

İNTİFA HAKKININ SONA ERMESİNİN SONUÇLARI

İntifa hakkının sona ermesi halinde taraflar arasında bazı hukuki sonuçlar doğar. Sona erme durumunda hem intifa hakkı sahibi hem de malik bakımından ortaya çıkabilecek hukuki sonuçlar Türk Medeni Kanunu’ nun 800 ile 802. maddeleri arasında düzenleme altına alınmıştır.

1-Geri verme yükümlülüğü (TMK m.799): İntifa hakkı sona erince hak sahibi, hakkın konusu olan malı hak sahibine geri vermekle yükümlüdür. Bu, hakkın doğal bir sonucudur.

2-Sorumluluk (TMK m. 800): İntifa hakkı sahibi, malın korunmasından sorumludur. Şayet malın yok olması ya da değerinin azalması gibi bir durum meydana gelirse, bunun kendi kusurundan kaynaklanmadığını ispat etmedikçe sorumlu tutulur. Ayrıca intifa hakkı sahibi, maldan yararlanması için gerekli olmayan şeyleri tüketmesi halinde de tükettiği şeyleri tazmin etmekle yükümlüdür. Ancak malın olağan kullanımı (örneğin zamanla yıpranma, eskime gibi durumlar) sonucu oluşan değer kayıplarından sorumlu değildir.

3-Giderler ve Yenilikler: İntifa hakkı sahibi, yükümlü olmadığı hâlde mal üzerinde yaptığı yenileme, onarım veya eklemeler için, intifa hakkı sona erdiğinde malikten tazminat talep edebilir. Bu talep, vekâletsiz iş görme hükümlerine göre değerlendirilir. Eğer malik bu tazminatı ödemezse, intifa hakkı sahibi, yaptığı eklemeleri söküp alabilir; ancak bu durumda malı eski hâline getirmek zorundadır.

Geri verme anında malik ve intifa hakkı sahibi tarafından ileri sürülebilecek bütün istem hakları, bu andan başlayarak bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

YARGITAY KARARLARI

“…Türk Medeni Kanununun 794. maddesindeki tanıma göre intifa hakkı taşınırlar, taşınmazlar hatta haklar veya bir mal varlığı üzerinde tesisi mümkün olan ve hak sahibine konusu olan şeyden yararlanma hakkı veren bir irtifak türüdür. Taşınmaz mallar üzerinde intifa hakkı, resmi senedin düzenlenerek tapuya tescili ile, taşınırlar üzerinde ise taşınır eşya zilyetliğinin intifa hakkı sahibine geçirilmesiyle kurulur. Alacaklar üzerinde intifa hakkı ise hakkın temliki, kıymetli evrakın teslimi suretiyle kurulabilir (TMK m.795). İntifa hakkı, bir süreyle sınırlı olarak kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vazgeçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü veya tüzelkişi ise tüzel kişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünüyle, harap olması sebebiyle artık ondan yararlanma olanağının kalmaması durumlarında sona erer (TMK m.796). Kanuni intifa hakları hariç (TMK m. 495 v.d.) intifa hakkının tesisi daima bir sözleşmeye dayanır. Taraflarına hak ve borçlar yükleyen bu sözleşmeyle intifa hakkı sahibi ile malik hakkın konusu olan şeydeki yararlanmanın nasıl sürdürüleceğini kararlaştırılabilir. Şayet intifa hakkının tesisine neden olan sözleşmedeki edimler yerine getirilmemiş, intifa hakkının devamı malike yüklediği külfete göre çok az yarar sağlar hale gelmişse malik bozulan yararlar dengesini ileri sürerek hakimden sözleşmeye müdahale edilmesini, intifa hakkının sona erdirilmesini isteyebilir. Kaldı ki, bu gibi durumlarda intifa hakkı sahibinin hakkın sürdürülmesini istemesi hakkın kötüye kullanılmasıdır. Her ne kadar intifa hakkının sona ermesi sebeplerini sayan Türk Medeni Kanununun 796. vd. maddelerinde eşyaya bağlı irtifak haklarında olduğu gibi şahsi bir irtifak hakkı olan intifa hakkının sona erdirilmesini malikin talep edebileceğine ilişkin bir hüküm yoksa da burada Türk Medeni Kanununun 785. maddesinin kıyasen uygulanması gerekir…” (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2016/ 7046 E., 2019/ 1554 K., 21.02.2019 T.)

“…Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelince; Milli Eğitim Bakanlığına ait intifa hakkının 22.10.1987 tarihinde tesis edildiği, tesis edilirken sürenin kararlaştırılmadığı ve tesis tarihinden itibaren yüz yıl geçmediği, davaya konu taşınmazlarda davalı … Bakanlığının fiili kullanımının bulunmaması intifa sebebinin ortadan kalkması anlamına gelmeyeceği gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulmasına karar verilmiştir…” (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2016/ 8089 E., 2019/ 2153 K., 11.03.2019 T.)

“…Medeni Kanunumuz bu düzenleme ile eşlerin birlikte yaşadıkları konut ve kullandıkları bu eşyalar ile ilgili olarak sağ kalan eşe mal rejimi hükümleri dışında mirastan bir takım haklar tanımıştır. Mal rejimi ne olursa olsun, sağ kalan eşe tereke malları arasında bulunan aile konutu ve ev eşyaları üzerinde yasal miras payına mahsuben mülkiyet hakkı, eğer haklı nedenler varsa mülkiyet yerine oturma veya intifa hakkını isteme olanağı getirmiştir. Ancak bu özgüleme ve alım hakkı bedelsiz değildir. Eğer eşin mirastan payına düşen miktar aile konutunun değerini karşılamıyorsa, eş miras payı dışında kalan aile konutunun değerini ödeyerek onun mülkiyet hakkını talep edebilecek, bakiye değeri ödeyecek gücü yok ise aile konutu üzerinde intifa veya oturma hakkı talep edebilecektir.
Bu madde gereğince, eşin miras hakkına mahsuben aile konutunun kendisine özgülenmesini talep etmesinde, öncelikle mülkiyet hakkı talebinin değerlendirilmesi gereklidir. İntifa hakkı tanınmak suretiyle özgüleme için haklı sebeplerin varlığını aramak gerekmektedir…” (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2016/ 12768 E., 2020/ 1386 K., 06.02.2020 T.)

“…TMK’nın 794. maddesindeki tanıma göre intifa hakkı taşınırlar, taşınmazlar hatta haklar veya bir mal varlığı üzerinde tesisi mümkün olan ve hak sahibine konusu olan şeyden yararlanma hakkı veren bir irtifak türüdür. Taşınmaz mallar üzerindeki intifa hakkı, resmi senedin düzenlenerek tapuya tescili ile kurulur. İntifa hakkı, bir süreyle sınırlı olarak kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vazgeçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü veya tüzel kişi ise tüzel kişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünüyle harap olması sebebiyle artık ondan yararlanma olanağının kalmaması durumlarında sona erer. (TMK m.796)İntifa hakkı devren kazanılamaz, zira bu hakkın devri mümkün değildir…” (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2016/ 5340 E., 2019/ 604 K., 21.01.2019 T.)

Av. Gökhan AKGÜL & Av. Yasemin ERAK

ANTALYA GAYRİMENKUL AVUKATI – ANTALYA TAPU AVUKATI

İntifa hakkı; taşınmazlar üzerinde sınırlı bir kullanım hakkı sağlayan önemli bir hukuki kavramdır. Bu hakla ilgili yaşanan anlaşmazlıklarda, deneyimli avukatlar, müvekkillerinin haklarını koruyarak en etkili çözümleri sunmaktadır. İntifa hakkı ile ilgili tapu işlemleri, dava süreçleri veya hakların korunması konusunda profesyonel hukuki destek almak için Antalya’da bulunan hukuk büromuzda, alanında uzman avukatlarımız ile her türlü hukuki işlemleriniz için iletişime geçebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir