VERİLERİ YOK ETMEME SUÇU

SUÇUN KANUNİ TANIMI

Verileri Yok Etmeme Suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” başlığı altında madde 138’ de düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesi;

TCK m. 138- (1) Kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olanlara görevlerini yerine getirmediklerinde bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) (Ek: 21/2/2014-6526/5 md.) Suçun konusunun Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre ortadan kaldırılması veya yok edilmesi gereken veri olması hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.

Kanun metni ele alındığında; kişisel verilerin, kanunen belirlenen sürelerin geçmesini takiben sistem içerisinde yok edilmesi gerektiği, bu yükümlülüğü yerine getirmeyen kişilerin ise TCK m. 138 kapsamında verileri yok etmeme suçundan sorumlu tutulabilecekleri anlaşılmaktadır. İşbu yazımızda verileri yok etmeme suçunun unsurları, hangi verilerin kişisel veri kapsamında ele alındığı, suçun oluşumu adına gerekli şartlar ve cezai boyut ele alınacaktır.

KİŞİSEL VERİ NEDİR ?

Kişisel veri kavramı, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda ele alınmış ve tanımlanmıştır. (KVKK m.3/d)  İlgili kanun maddesi uyarınca; kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi kişisel veridir.

Belirtmek gerekir ki; kişisel veri kavramından ele alınması gereken, kişinin yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıkladığı, sınırlı bir çevre ile paylaştığı verilerdir. Herkes tarafından bilinen ve kolaylıkla bilinmesi mümkün olan veriler, kişisel veri kapsamında değerlendirilmez. Kişiye ait banka bilgileri, yerleşim yeri adresi, parmak izi kayıtları, sağlık bilgileri, dini görüşü vb. durumlar kişisel veri kapsamında ele alınan verilerdir.

“…“kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA’sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerektiği nazara alındığında…” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2018/8295 E., 2019/ 6858 K., 29.05.2019 T.)

SUÇUN UNSURLARI

Verileri Yok Etmeme Suçu hem objektif hem de subjektif unsurları ile birlikte değerlendirildiğinde şu temel yapı taşlarına sahiptir:

1-Fail: Verileri yok etmeme suçu özgü bir suç olup fail, verileri yok etmekle yükümlü olmasına rağmen görevini yerine getirmemiş kişidir.

2-Mağdur: Söz konusu suç bakımından mağdur, verileri yok edilmemiş olan kişi veya kişilerdir.

3-Fiil (Hareket) Unsuru: TCK m. 138 bakımından hareket unsuru; verileri yok etmeme yönündeki ihmali harekettir. Kanun koyucu tarafından suçun oluşumu adına herhangi bir netice öngörülmemiştir. Bu nedenle suçun kanuni tanımında öngörülen ihmali hareketin gerçekleştirilmiş olması halinde suç oluşmuş olacaktır. 

4-Suçla Korunan Hukuki Değer: Verileri yok etmeme suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiş olup işbu suç tipi ile korunan hukuki değer, kişinin özel hayatıdır.

5-Manevi Unsur: Suç yalnızca kasten işlenebilmekte olup taksirle işlenebilmesi kanunen mümkün değildir.

CEZAYI ARTIRAN HALLER

TCK m. 138’ de düzenlenen verileri yok etmeme suçu, bazı durumlarda daha ağır cezayı gerektirir nitelikli hallerle birlikte düzenlenmiştir. İlgili kanun düzenlemesinde; suçun konusunun Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre ortadan kaldırılması veya yok edilmesi gereken veri olması hâlinde verilecek cezanın bir kat artırılacağı belirtilmiştir.

ŞİKAYET SÜRESİ, ZAMANAŞIMI VE GÖREVLİ MAHKEME

TCK m. 138 kapsamında düzenlenen işbu suç, şikayete tabi olmayıp soruşturma işlemleri savcılık tarafından re’sen gerçekleştirilir. Suçun soruşturulması için şikayet süresi olmamasına rağmen dava zamanaşımı 8 yıllık süreye tabidir. Görevli mahkeme ise Asliye Ceza Mahkemesi’ dir.

ADLİ PARA CEZASI, CEZANIN ERTELENMESİ VE HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARI

TCK m. 138 uyarınca; kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olanlara görevlerini yerine getirmediklerinde bir yıldan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Cezanın alt ve üst sınırları ele alındığında; hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı ve cezanın ertelenmesi kararı verilebilmesi mümkündür.

YARGITAY KARARLARI

“…Verileri yok etmeme suçu TCK’nın 138. maddesi;

“(1) Kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olanlara görevlerini yerine getirmediklerinde altı aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.” şeklinde iken 06.03.2014 tarihli ve 28933 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Kanun ile;

“(1) Kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olanlara görevlerini yerine getirmediklerinde bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Suçun konusunun Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre ortadan kaldırılması veya yok edilmesi gereken veri olması hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.” biçiminde değiştirilmiştir.

TCK’nın 138’inci maddesinin gerekçesinde ise; “Bu madde hükmü ile, hukuka uygun olarak kaydedilmiş bulunan verilerin kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına rağmen yok edilmemesi, bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır.” denilmiştir. Bu madde ile kanunların belirlediği süreler geçmiş olmasına rağmen verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü kişilerin bu görevlerini yerine getirmemeleri suç olarak belirtilmiştir. Yok etme; fiziki belgelerin geri dönüşü olmayacak şekilde ortadan kaldırılmasını; bilişim sisteminde yer alan bilgilerinse herhangi bir kopyası kalmayacak şekilde silinmesini ifade eder. Verileri yok etmeme suçu, kasten işlenebilir. Kast, kanunun suç olarak kabul ettiği bir fiilin ve onu meydana getirecek hareketin neticesini bilerek ve isteyerek işleme iradesidir. Bu suçun taksirle işlenebilmesi hukuken mümkün değildir. TCK’nın 138’inci maddesinde yer alan suçun tamamlanması için kişisel verilerin yükümlülüğe aykırı olarak yok edilmemesi yeterli olup, bundan bir zarar doğması gerekmez. Bu sebeple, tehlike suçu söz konusudur. Hareket ile netice arasındaki nedensellik ilişkisinin araştırılması yönünde bir zorunluluk bulunmadığından verileri yok etmeme, soyut tehlike suçudur. Zira gerçekleştirilen ihmali davranışın, kişisel veriler üzerinde bir zarar tehlikesi doğurup doğurmadığı, bu suçta ayrıca araştırılmaz. Verileri yok etmeme, özgü suç olup bu suçun konusu ise kişisel verilerdir. TCK’nın 138’inci maddesinde düzenlenen suçla korunan hukuki değer, kişinin özel hayatıdır. Ayrıca kamu kurumlarında muhafaza edilen kişisel veriler, süresi içinde yok edilmezse, kamu idaresinin güvenilirliği de zedelenecektir. Bu sebeple kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi de suçla korunan hukuki değerlerden biridir. Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sonucunda elde edilen (CMK’nın 137/3), sanık ile tanıklıktan çekinebilecek kimseler arasındaki iletişimin kayda alınması suretiyle elde edilen (CMK’nın 135/3), gizli soruşturmacı görevlendirilmesi (CMK’nın 139/6) ve teknik araçlarla izleme tedbirleri sonucunda elde edilen (CMK’nın 140/4) bilgi ve delillerin hangi şartlarda ve sürelerde yok edileceği CMK’da düzenlenmiştir. Bunlar, koruma tedbirleri mahiyetinde olup CMK’nın “Koruma Tedbirleri” başlığını taşıyan Dördüncü Kısmında yer almaktadır. CMK’nın 135/3. maddesi; “Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Tanığın beyanda bulunmak zorunda olması kuraldır; bu kuralın istisnası ise tanıklıktan çekinme hakkıdır, Dayanağını Anayasanın 38/5’nci maddesinden alan tanıklıktan çekinme hakkı, hiç kimsenin kendisini veya yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamayacağı ilkesinden kaynaklanmaktadır. Sanığın susma hakkının yanı sıra kendisini suçtan kurtarmak için soruşturma ve kovuşturma makamlarıyla iş birliğinde bulunma hakkı da vardır. CMK’nın 45. maddesinde sınırsız olarak tanıklıktan çekinme hakkı olanlar; 46. maddesinde ise belirli durumlarda tanıklıktan çekinme hakkı olanlar düzenlenmiştir. Sanık ile tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişiler arasındaki iletişimin kayda alınması yasaklanarak sanık aleyhine bir delilin kullanılmasını engellemek amaçlanmıştır. Doktrinde iletişim içeriklerinin, tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişi ile sanık arasındaki iletişimi kayda alan görevli tarafından değil, Cumhuriyet savcısı tarafından yok edileceği ifade edilmektedir…” (Ceza Genel Kurulu, 2025/ 94 E., 2025/227 K., 21.05.2025 T.)

Av. Gökhan AKGÜL & Av. Yasemin ERAK