
Tutuklama Nedir?
Tutuklama; şüpheli veya sanığın kaçmasını önleme, delillerin korunmasını sağlama gibi amaçlar çerçevesinde verilen geçici bir koruma tedbiridir. Tutuklama kararı; hakkında tutukluluğa hükmedilen kişi adına kesin bir hüküm olmamakla birlikte, yalnızca kişinin hürriyetinin kısıtlanmasını kapsamaktadır. Buna göre tutuklama kararını vermeye yetkili makam ise; gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında hakimliktir, savcılık makamının tutuklama kararına hükmetme yetkisi bulunmamaktadır.
TUTUKLAMA KARARI
a. Tutuklama Kararının Hukuki Niteliği
Tutuklama kararı niteliği gereği çeşitli özelliklere sahip olmaktadır. Bu özellikler
arasında; geçici olması, suç ve cezanın şahsiliği ilkesine uygun bulunması, araç olarak var olması, görünüşte haklılığı içermesi, şüpheli veya sanığın hukuki durumu ile orantılı-ölçülü olması bulunmaktadır.
b. Tutuklama Kararının Şartları
Mahkeme tarafından tutuklama kararına hükmedilmesi bir takım şartlara bağlıdır. Bunlardan ilki şüpheli veya sanık hakkında kuvvetli bir suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin bulunması iken ikincisi, ayrıca bir tutuklama nedeninin (CMK madde 100 f.1) mevcut olmasıdır.
c. Tutuklama Kararının Amacı
Yukarıda da bahsedildiği gibi tutuklama kararının temel olarak 2 amacı
bulunmaktadır, bu amaçlar: şüpheli veya sanığın kaçmasını önleme ve delillerin
korunmasını sağlamadır. ‘’Şüpheli veya sanığın kaçmasını önleme’’; kişinin
kaçacağına yönelik somut ve objektif değerlendirme ile birlikte, bu eylemi engelleme amacına ilişkindir. ‘’Delillerin korunmasını sağlama’’ amacı ise; delil olarak belge, beyan ve belirtiyi kapsamakta ve şüpheli veya sanığın ilgili delili karartma, yok etme gibi ihtimallerine karşın önleme niteliğinde olmaktadır.
d. Tutuklama Kararı Verilemeyecek Haller
Tutuklama kararı verilemeyecek hallere yani tutuklama yasağı hallerine, Ceza
Muhakemesi Kanunu’nda aşağıdaki gibi değinilmiştir:
- ‘’İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde tutuklama kararı verilemez.’’ (CMK madde 100 f.1)
- ‘’Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.’’ (CMK madde 100 f.4)
Tutuklama Kararına İtiraz
Tutuklama kararına itiraz, hakkında tutuklamaya hükmedilen şüpheli veya sanığın önemli haklarından biridir. Bu itirazın süresi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlendiği üzere tutuklama kararının öğrenilmesi ile birlikte 2 hafta olmaktadır (CMK madde 268).
Ayrıca tutukluluğun devamı kararına ilişkin itiraz süresi de kararın öğrenilmesinden itibaren 2 hafta olarak düzenlenmiştir. Buna yönelik tutukluluğun devamı kararına itiraz dilekçesinde ise kararın gerekçeleri ile hukuka aykırılığına, delillere ve somut olaydaki eksiklere yer verilmelidir.
Tutuklama Kararına İtirazda Görevli ve Yetkili Mahkeme
Tutuklama kararına itiraz usulünde görevli mahkeme, asliye ceza mahkemesi iken; yetkili mahkeme ilgili tutuklama kararını veren mahkemenin görevli olduğu mahkemedir. Bu hususta taraflar, ilgili itirazı gerçekleştirecek ve takip edecek ceza avukatına, Antalya ceza avukatına ihtiyaç duyabilmektedir.
Tutuklamaya Yönelik Yakalama Kararı ve İtiraz
Tutuklamaya yönelik yakalama kararı, CMK madde 98’de aşağıdaki şekilde
düzenlenmektedir:
‘’Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli
hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir.
(2) Yakalanmış iken kolluk görevlisinin elinden kaçan şüpheli veya sanık ya da
tutukevi veya ceza infaz kurumundan kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında
Cumhuriyet savcıları ve kolluk kuvvetleri de yakalama emri düzenleyebilirler.
(3) Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri re’sen veya
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir.
(4) Yakalama emrinde, kişinin açık eşkâli, bilindiğinde kimliği ve yüklenen suç ile yakalandığında nereye gönderileceği gösterilir.’’
Ek olarak, tutuklamaya yönelik yakalama kararına itiraz hakkı da bulunmaktadır. Bu hak, kanunda açıkça öngörülmese dahi şüpheli veya sanık tarafından kanun yolunun genel ilkeleri doğrultusunda kullanılabilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
1.Tutuklama Nedeni Sayılan Katalog Suçlar Nelerdir?
Tutuklama nedeni sayılan katalog suçlar, CMK madde 100’de şekildeki gibi
açıklanmıştır:
‘’Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe
sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
- Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
- Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)
- Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
- Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),
- İşkence (madde 94, 95)
- Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
- Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
- Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
- Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
- Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
- Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler
Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
g) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
h) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar.
i) Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu.
j) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu.
k) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.’’
2.Tutuklama Kararına Kimler İtiraz Edilebilir?
Tutuklama kararına itiraz etme hakkına sahip kişiler, CMK madde 261/1’de şekildeki gibi açıklanmıştır:
‘’Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi, şüpheli veya sanığa açık olan kanun
yollarına süresi içinde kendiliklerinden başvurabilirler. Şüphelinin veya sanığın
başvurusuna ilişkin hükümler, bunlar tarafından yapılacak başvuru ve onu izleyen işlemler için de geçerlidir.’’
3.Tutukluluk Süresi Nasıl Hesaplanır?
Tutukluluk süresi bir diğer ifade ile tutuklulukta geçecek süre; ağır ceza
mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en fazla 1 yıl, ağır ceza mahkemesinin
görevine giren işlerde (5235 Sayılı kanun madde 12) ise en fazla 2 yıl olmaktadır.
Bilinmelidir ki ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde öngörülen 1 yıllık süre, zorunlu hallerde gerekçeleriyle birlikte 6 ay uzatılabilir.
4.Tutukluluğun Gözden Geçirilmesi Ne Demektir?
Tutukluluğun gözden geçirilmesi esasen, tutukluluk halinin incelenmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla tutukluluğun gözden geçirilmesi ile tutukluluğun incelenmesi kavramları mahkeme tutanaklarında kullanılan ve aynı durumu ifade eden hukuki terimler olmaktadır.
5.Tutuklama Sorgusunda Şüphelinin Hakları Nelerdir?
Tutuklama sorgusu sırasında şüphelinin kullanabileceği, sahip olduğu bir takım
hakları bulunmaktadır. Bunlar: avukatın hukuki yardımından yararlanma hakkı, susma hakkı, delillerin toplanmasını isteme hakkı ve savunma hakkıdır.
6.Tutuklamaya ve Tahliyeye Nasıl Karar Verilir?
Soruşturma aşamasında savcılığın talebi üzerine Sulh Ceza Hakimliği, tutuklama kararını veya tahliye kararını vermektedir. Kovuşturma aşamasında yani dava açıldıktan sonra ise dosyaya bakmakla görevli mahkeme tutuklanmaya ya da tahliyeye karar verebilir. Soruşturma aşamasında verilen karara yapılacak itirazda Asliye Ceza Mahkemesi, kovuşturma aşamasında verilecek karara itirazda da ilgili mahkemeyi takip eden mahkeme (örnekle, 2 Asliye Ceza için 3 Asliye Ceza Mahkemesi) görevli olmaktadır.
Tutuklama Kararına İlişkin Bazı Yargıtay Kararları
- ‘’Somut olayda; davacı, şüpheli sıfatı ile soruşturma aşamasında tutuklanmış ve hemen akabinde yukarıda ayrıntıları ile yazılı sağlık sorunları meydana gelmiştir. Sağlık heyeti raporlarında, “ani ölüm riski altında olduğu” ayrıca ve açıkça belirtilmiştir. Davacının sağlık sorunlarının, gözaltına alınması ile başlayan ve tutukluluğu ile devam eden süreçte meydana geldiği; en azından, bu sürecin davacıda mevcut olabilecek rahatsızlıklara olumsuz etkide bulunduğu ve yaşamsal tehlike boyutuna ulaştığı anlaşılmaktadır. Şu durumda, ceza yargılaması bakımından koruma tedbirleri ile güdülen amaç ve yaşam hakkı arasında bir çatışma meydana gelmiştir. Bu durumun, yargılama makamları tarafından hassasiyetle değerlendirilmesi ve çatışan yararlar arasında öncelik düşüncesine dayalı bir denge kurulması gerekir. Herhalde, davacının tehdit altında olan yaşam hakkına rağmen; öngörülemeyen bir yargılama sürecinin sonuçlanmasını beklemesi gerektiği kabul edilemez. Çünkü, yaşam hakkı; en kutsal ve birincil haktır. Davacının yaşam hakkının tehlikeye düşürülmesi, elinden alınması halinde; diğer tüm temel hak ve hürriyetlerin hiçbir değeri kalmayacaktır. Dosya kapsamından, davacı ile benzer isnatlarla suçlanan başka bazı sanıkların; gerek sağlık ve gerekse farklı nedenler gerekçe gösterilmek suretiyle, halen tutuksuz yargılandıkları anlaşılmaktadır. Bu da, eşitlik ilkesinin gözardı edildiği anlamına gelmektedir.’’ (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 05.11.2010 Tarihli, 2010/4-551 Esas, 2010/598 Karar nolu karar)
- ‘’Somut olayda sanık; 31.12.2008 tarihinde gözaltına alınmış ve özgürlüğünden mahrumiyeti bu tarihte başlamıştır. Bu tarihten ilk derece mahkemesi tarafından mahkûmiyet kararı verildiği 30.09.2009 tarihine kadar (dâhil) olmak üzere 9 ay 1 gün, 30.09.2009 tarihinden temyiz incelemesi sonucu bozma kararının verildiği tarih olan 18.01.2011 tarihine kadar (dâhil) 1 yıl 3 ay 18 gün daha tutuklu kalmış bulunmaktadır. Bozma kararı tarihi itibariyle toplam tutukluluk süresi 2 yıl 18 gün olmuş, Yasanın 102/1. maddesinde belirtilen azami tutukluluk süresi dolmuş durumdadır.’’ (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 29.03.2011 Tarihli, 2011/3-49 Esas, 2011/28 Karar nolu karar)
- ‘’Daire Üyeleri ….; “Davacı 24.05.2005 tarihinden beri tutukludur. Yargılaması halen devam etmekte olup sonuçlanmamıştır. Davacı ile aynı dosyada tutuklu kalan….Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru da bulunmuş, Yüksek Mahkeme başvuruyla ilgili kararında ve benzer kararda ‘5271 sayılı Kanun’un maddesinde soruşturma ve kovuşturma evrelerinde kişilerin tutulabileceği azami kanuni süreler düzenlenmiştir. Madde metninde, ağır ceza mahkemesinin görevine giren ve girmeyen işler bakımından bir ayrıma gidilmiştir. Bireyler hakkındaki birden fazla suça ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların bir dosya üzerinden yürütülmesi veya bir dosyada birleştirilmiş olması halinde bu soruşturma ve kovuşturmaların belli bir bütünlük içinde yürütüleceği göz önüne alındığında, uygulanan bir tutuklama tedbirinin soruşturma ve kovuşturmaların tamamı açısından sonuç doğuracağı açıktır. Bu nedenle azami tutukluluk süresinin kişinin yargılandığı dosya kapsamındaki tüm suçlar açısından en fazla beş yıl olması gerektiği anlaşılmaktadır. Tutuklama tedbiri, bir yaptırım olmadığından aynı dosya kapsamındaki her bir suç için azami tutukluluk süresinin ayrı ayrı hesaplanması kabul edilemez.’’ (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.12.2022 Tarihli, 2017/862 Esas, 2022/829 Karar nolu karar)
- ‘’CMK’nın 141. maddesinde belirtilen bir kısım tazminat nedenleri konusunda karar verilmesi için, tazminat talebine dayanak teşkil eden davanın sonuçlanmasına gerek olmadığının yasal düzenlemeden açıkça anlaşıldığı, bu kapsamda davacının CMK’nın 141. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmadığı ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmediği yönündeki tazminat istemi konusundaki talebinin asıl davanın sonucunu etkileyici veya asıl davanın sonucuna bağlı talepler olmaması nedeniyle tazminat talebine dayanak teşkil eden mahkemece hüküm verilmesini veya verilen hükmün kesinleşmesini bekleme zorunluluğunun bulunmadığı, gözaltında veya tutuklulukta geçen sürelerin, davacının mahkûmiyeti hâlinde cezasından mahsubu imkânının bulunmasının da ulaşılan bu sonucu değiştirmeyeceği hususları birlikte dikkate alındığında; davanın esasıyla ilgili henüz hüküm verilmediği ve derdest davalarda koruma tedbirlerine dayalı olarak dava açılamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu
hükmünün, CMK’nın 141. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca
açılacak tazminat davaları açısından tazminat talebine dayanak teşkil eden mahkeme hükmünün kesinleşmesinin gerekli olmadığı gözetilmeden yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.’’ (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.02.2022 Tarihli, 2017/544 Esas, 2022/123 Karar nolu karar)
Tutuklama Kararına İtiraz Hakkında Bilinmesi Gerekenler – Antalya Avukat Desteğiyle Haklarınızı Koruyun
Tutuklama kararına itiraz, özgürlüğü kısıtlanan bireylerin hukuki güvenceleri açısından son derece önemli bir başvuru yoludur. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 101. ve devamı maddelerine göre verilen tutuklama kararına karşı, kişi ya da avukatı yasal süre içinde itiraz ederek kararın kaldırılmasını talep edebilir. Bu süreçte hukuki destek almak, hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından büyük önem taşır.
Antalya’da tutuklama kararlarına itiraz sürecinde tecrübeli bir Antalya avukat ile çalışmak, hem sürecin doğru yönetilmesini sağlar hem de savunma haklarınızın etkin bir şekilde kullanılmasına katkı sunar. İtiraz dilekçesinin doğru ve etkili hazırlanması, kararı veren mahkemeye veya bir üst mahkemeye sunulacak hukuki argümanların kuvvetli olması gerekmektedir.