TEFECİLİK -TCK Madde 241

Tefecilik Nedir?

Tefecilik, kazanç elde etmek amacıyla kişilere faiz karşılığında ödünç para vermektir.

Tefecilik Suçu

Tefecilik suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Dokuzuncu bölümünde “Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar” başlığı altında 241. Maddede düzenlenmiştir. Kanun’un 241. Maddesine göre “Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”

Nitelikli Haller

TCK’nın 241/2 maddesine göre “Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.”

Tefecilik Suçu Şikâyete Tabi Midir?

Tefecilik suçunun soruşturması veya kovuşturması şikâyete tabi olmayıp re’sen takip edilir.

Tefecilik Suçu Uzlaştırmaya Tabi Midir?

Tefecilik suçu uzlaştırmaya tabi değildir.

Zamanaşımı

Tefecilik suçu şikâyete tabi olmadığından dolayı genel zamanaşımına tabi olup bu süre 8 yıldır.

Cezanın Ertelenmesi

TCK’nın 51. Maddesi uyarınca “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir.” Dolayısıyla ilgili suç bakımından alt sınırdan ceza alındığı takdirde cezanın ertelenmesine karar verilebilir.

Adli Para Cezası

Tefecilik suçunun cezası iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adli para cezası olarak düzenlenmiştir. Hapis cezası ve adli para cezası yaptırımları birlikte düzenlendiği için ilgili hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir.

HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması)

İlgili suçtan alt sınırdan -iki yıl- hapis cezası alınması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. HAGB kararı verilebilmesi için;

  • Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
  • Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
  • Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir.

Emsal Kararlar

“Sanıkların; işyerlerinde bulunan pos cihazından kredi kartı çekimi yaptırıp çekilen miktarın bir kısmını komisyon olarak kestikten sonra kalan parayı kart kullanıcılarına verdikleri ve bu şekilde, faiz veya başka bir namla da olsa kazanç elde etmek amacıyla başkalarına ödünç para vererek zincirleme şekilde tefecilik yaptıklarının anlaşılması karşısında; temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.”(Yargıtay 5.Ceza Dairesi 2012/11217 E., 2013/325 K., 14.01.2013)

“Katılan M. K.’ın duruşmada ve vergi müfettişine verdiği ifadelerinde aylık % 10 faiz ödeme karşılığında sanıktan 2007 yılında 35.000 TL, 2008 yılında 25.000 TL borç para aldığını, karşılığında bir adet senet ve iki adet çek verdiğini, borcunu faiziyle birlikte geri ödediği halde icraya verildiğini beyan ettiği, sanığın duruşmadaki savunmasında arkadaşı olan katılana POS cihazında kendisine ait kredi kartlarını kullanması suretiyle 60.000 TL borç verdiğini, karşılığında 35.000 TL bedelli senet ve 25.000 TL bedelli iki çek aldığını, çeklerin karşılıksız çıktığını, senedin bedeli de ödenmeyince icraya koyduğunu söylediği, C. Başsavcılığınca alınan 17/06/2010 tarihli ifadesinde ise katılanın kendisine ait kredi kartını kullandığı gibi kendisine elden de para verdiğini beyan ettiği, 16/10/2010 tarih 2010/1800-29 sayılı basit raporda sanığa ait iki adet kredi kartı ile katılanın POS cihazından herhangi bir mal ve hizmetin karşılığı olmadan 2007-2008-2009 yıllarında yapılan işlem tutarının toplam 442.670,95 TL, katılanın EFT ve havale ile iade ettiği toplam miktarın 330.558,50 TL olduğu, faiz geliri elde edilmediğinin belirtildiği, hükümden sonra dosyaya giren 30/05/2012 tarih 2012-A-2203/18 sayılı vergi tekniği raporunda ise POS cihazında yapılan işlemlerden bahsedilmeksizin 60.000 TL borç para verildiği kabulü ile katılanın EFT ve havale yapmak suretiyle sanığa toplam 228.374,50 TL ödeme yaptığı, aradaki farkın faiz geliri olduğu, ayrıca sanığın C. S., S. B., H. U., T. B., M. B., S. N. A., F. K. isimli kişilerden de faiz geliri elde ettiğinin belirtildiği anlaşılmakla;

Öncelikle katılan M. K.’ın kendisine ait POS cihazında sanığın kredi kartlarını kullanmak suretiyle borç para alıp almadığı, bunun haricinde elden nakit olarak borç alıp almadığı, borç aldığı esnada faiz uygulanmasını kararlaştırıp kararlaştırmadıkları hususlarında ayrıntılı beyanının alınması, katılan vekilinin bildirdiği tanıklar T. A. ve H. G.’nın adresleri tespit edilerek olaya ilişkin bilgi ve görgülerinin tespit edilmesi, vergi tekniği raporunda adı geçen diğer kişilere yönelik eylemleri nedeniyle sanık hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmışsa karara çıkmadığının anlaşılması halinde dosyaların birleştirilerek delillerin birlikte değerlendirilmesi, 2009/8309 ve 2010/2778 sayılı icra dosyalarına borçlu katılan tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının ilgili icra müdürlüğünden sorularak tespit edilmesinden sonra dosyanın serbest muhasebeci mali müşavir bir bilirkişiye tevdii edilerek sanığın vermiş olduğu ödünç paralar karşılığında faiz geliri elde edip etmediği hususunda rapor alınmasından ve tefecilik suçunun kazanç elde etmek amacıyla bir başkasına ödünç para verilmesiyle tamamlanacağı, faizin veya anaparanın ödenip ödenmemesinin suçun oluşumunda etkisinin bulunmadığı da dikkate alınarak tüm bu hususlar bir bütün olarak gözetilip değerlendirilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde beraat kararı verilmesi Kanuna aykırıdır.”(Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2012/15663 E., 2014/5151 K., 08.05.2014)

“Türk Ceza Kanunu’nun 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin yeterli oluşu, ayrıca birden fazla kişiye sistemli olarak faiz karşılığı ödünç para verilmesinin suçun unsuru olarak aranmaması ve aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında yüksek sayılabilecek miktarda paranın karşılıksız verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması ve müştekiler …, …, … ile tanıkların beyanları dikkate alındığında sanığın, kazanç elde etmek amacıyla ödünç para vermek suretiyle tefecilik suçunu işlediğinin sübuta erdiği nazara alınarak mahkumiyeti yerine, hayatın olağan akışına ve oluşa uygun düşmeyen savunmalara itibar edilerek, yanılgılı değerlendirme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraatine karar verilmesi Kanuna aykırıdır.” (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2020/3423 E., 2021/2036 K., 07.04.2021)

Av. Gökhan AKGÜL & Av. Züleyha APAYDIN

TEFECİLİK VE ANTALYA AVUKAT DESTEĞİ

Tefecilik, yüksek faizle borç para verme ve yasadışı borç tahsil yöntemleriyle mağdurların haklarını ihlal eden ciddi bir suçtur. Tefecilik mağduru olduysanız, haklarınızı korumak ve yasal süreçleri doğru yönetmek için deneyimli bir Antalya avukatından destek almak büyük önem taşır. Alanında uzman bir avukat, tefecilik suçuna ilişkin delillerin toplanması, suç duyurusunda bulunulması ve dava süreçlerinin takibi konusunda size profesyonel rehberlik sunar. Böylece hak kayıplarının önüne geçebilir ve yasal olarak korunabilirsiniz. Antalya tefecilik avukatı arıyorsanız, güvenilir ve tecrübeli avukat kadromuz ile hizmetinizdeyiz. Bizlere iletişim kısmından ulaşarak randevu alabilir ya da görüşme sağlayabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir