
Ceza yargılaması, yalnızca bir suçun işlenmesinden sonra başlatılan yargısal işlemlerden ibaret değildir. Suçla doğrudan ya da dolaylı ilişkili tüm unsurların kontrol altına alınması, adaletin tam anlamıyla sağlanabilmesi açısından büyük önem taşır. Bu çerçevede, suçtan elde edilen malvarlığı değerlerinin ve suç eşyalarının toplum içinde dolaşıma girmesini engellemek, yalnızca suçun sonuçlarıyla mücadele etmek değil, aynı zamanda yeni suçların önüne geçmek açısından önleyici bir rol üstlenir.
Bu doğrultuda, Türk Ceza Kanunu’nun 165. maddesiyle, suç sonucu elde edilen eşya ve değerlerin, suça doğrudan katılmayan kişiler tarafından bilerek satın alınması, devralınması ya da kabul edilmesi ayrıca bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu yazımızda suç eşyasının satılması, satın alınması ya da kabul edilmesi suçunun tanımı, unsurları, cezai yaptırımı ve uygulamadaki yeri ele alınacaktır.
SUÇUN KANUNİ TANIMI
Suçun işlenmesi sonucunda elde edilen eşya ya da malvarlığı değerlerinin, suça iştirak etmeyen kişiler tarafından satın alınması, satılması, veya devralınması Türk Ceza Kanunu’nun 165. maddesi kapsamında bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır. İlgili kanun maddesinde; “Bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı veya diğer malvarlığı değerini, bu suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” ifadelerine yer verilmiş olup suçtan elde edilen eşya ya da maddi değerlerin, toplum içinde meşrulaştırılarak yayılmasının önüne geçilmek istenmiştir.
SUÇUN UNSURLARI
Suç eşyasının satılması, satın alınması veya kabul edilmesi suçu hem objektif hem de sübjektif unsurları ile birlikte değerlendirildiğinde şu temel yapı taşlarına sahiptir:
1-Fail:TCK m. 165 kapsamında düzenlenen bu suç, herkes tarafından işlenebilen genel bir suç niteliğindedir. Ancak belirtmek gerekir ki; failin önceki suça iştirak etmemiş olması gerekmektedir.
2-Fiil (Hareket Unsuru):Suç seçimlik hareketli bir suç olarak düzenlenmiştir. Kanun koyucu tarafından tanımlanan ve suçu oluşturan seçimlik hareketler şunlardır:
- Suç Eşyasının Kabul Edilmesi: Satın alma dışındaki yollarla suç eşyasının kabul edilmesi bu kapsamdadır. Örneğin, dolandırıcılık yoluyla elde edilmiş bir cep telefonunun, failin arkadaşı tarafından “hediye” adı altında kabul edilmesi bu kapsamda değerlendirilir. Yine, bir kişiye gasp sonucu elde edilmiş bir otomobilin ücretsiz olarak tahsis edilmesi veya suçtan kaynaklanan bir paranın “bağış” adı altında kabul edilmesi de bu suçu oluşturur.
- Suç Eşyasının Satın Alınması: Bu hareket, suçtan elde edilen ekonomik değeri olan bir malın belli bir bedel karşılığında satın alınmasını ifade eder. Fail, malın suçtan kaynaklandığını bilerek veya bilmesi gerekirken satın alıyorsa, bu fiil suçu oluşturur. Örneğin, bir kuyumcunun, çalıntı olduğunu bildiği hâlde piyasa değerinin çok altında altın bilezik satın alması bu suçun işlendiğini gösterir.
- Suç Eşyasını Satma veya Devretme: Bu seçimlik hareket kapsamında fail, suçun asıl işlenişine katılmadan zilyetliğini edindiği suç eşyasını başkasına satar ya da devreder. Örneğin, bir antikacı, sahte belgelerle yurtdışından kaçak olarak getirilen tarihi eserleri kendi dükkanında sergileyip üçüncü kişilere satarsa bu seçimlik hareket gerçekleşmiş olur. Benzer şekilde, internet üzerinden, suçtan elde edildiğini bildiği elektronik cihazları ilan vererek devretmeye çalışan bir kişi de bu suç kapsamında sorumlu olur.
3- Suçla korunan hukuki değer: Suç delillerini satın alma ve satma suçu ile korunan hukuki değer, adil yargılanma hakkı, toplumsal düzen ve yargılamanın güvenliğidir.
4-Manevi Unsur: Suç, yalnızca kastla işlenebilen bir suçtur. Suçun oluşumu bakımından failin, satın alınan veya kabul edilen malın başka bir suçtan elde edildiğini bilmesi gerekmektedir. Failin satın aldığı veya kabul ettiği eşyanın başka bir suçtan elde edildiğini bilmemesi halinde cezalandırılması mümkün değildir. Aynı şekilde failin eşyanın hangi suç tipinin işlenmesi dolayısıyla meydana geldiğini bilmesi de gerekmemekte olup failin genel olarak eşyanın bir suçtan dolayı meydana geldiğini bilmesi yeterlidir.
ŞAHSİ CEZASIZLIK HALLERİ
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 167. maddesi, malvarlığına karşı işlenen bazı suçlar bakımından belirli akrabalık ilişkilerine dayalı olarak cezasızlık veya cezada indirim sebebi getirmiştir. Suç eşyasını kabul etme suçu da, bu düzenlemenin kapsamında yer almaktadır. İşbu kanun maddesi uyarınca;
1-Tam cezasızlık halleri: Aşağıdaki kişilerin zararına olarak suç eşyasını kabul etme suçu işlenmişse, fail hakkında hiç ceza verilmez.
- Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
- Üstsoy veya altsoy veya aynı derecedeki kayın hısımları,
- Evlat edinen veya evlatlık,
- Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden biri
2-Cezada indirim halleri: Aşağıdaki kişiler aleyhine suç işlenmişse, fail hakkında şikayet üzerine ceza verilir ancak bu ceza yarı oranında indirilir:
- Haklarında ayrılık kararı verilmiş eşlerden birinin,
- Aynı konutta yaşamayan kardeşlerden birinin,
- Aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımları
ŞİKAYET SÜRESİ, ZAMANAŞIMI VE GÖREVLİ MAHKEME
Suç eşyasını satın alma veya kabul etme suçu, şikayete tabi bir suç olmayıp savcılık tarafından resen soruşturulmaktadır. Suçun soruşturulması için şikayet süresi olmamasına rağmen dava zamanaşımı 8 yıllık süreye tabidir. İşbu süre suçun işlendiği tarihten itibaren başlamaktadır.
Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu, uzlaştırma hükümleri kapsamında yer alan suçlardandır. İşbu nedenle mahkemenin soruşturma veya kovuşturma evresinde uzlaştırma prosedürünü uygulaması gerekmektedir. Uzlaştırmanın sağlanamaması halinde yargılamaya devam edilecek olup yargılamada görevli mahkeme, Asliye Ceza Mahkemeleri’ dir.
HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI, ERTELEME VE ADLİ PARA CEZASI
Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun cezası, 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezasıdır. Cezanın alt ve üst sınırları ele alındığında; cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkün olmakla birlikte suç, etkin pişmanlık hükümlerine tabi değildir.
YARGITAY KARARLARI
“…Müştekinin telefonunun 02/01/2014 tarihinde çalınması üzerine müracaatta bulunduğu, yapılan araştırmalar neticesinde alınan HTS raporuna göre telefonun çalındıktan sonra ilk kez 16/01/2014 tarihinde sanık tarafından kullanıldığı, telefonun savcılık tarafından kullanıma kapatılması üzerine telefona çalıntı mesajının gönderildiği, sanığın alınan savunmasında, suça konu cep telefonunu Karşıyaka ….’ta bulunan seyyar satıcıdan alıp kullandığını, telefona çalıntı mesajı gelmesi üzerine, telefonu aldığı şahsı bulup telefonu iade ederek parasını almak için aynı yere gittiğini, telefonu aldığı şahsı bulamayınca da telefonu orada bulunan başka bir şahsa sattığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; atılı suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan hükümlülüğü yerine kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde beraatına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, oy birliğiyle karar verildi…” (Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 2019/12498 E., 2020/ 349 K., 09.01.2020 T.)
“…Oluşa ve dosya içeriğine göre, 23.03.2012 tarihinde mağdurun ikametinin bahçesinden çalınan motosikletin yaklaşık bir ay sonra Semih isimli şahısta yakalanmasıyla bu motosikleti sanık …’in oğlunun kendisine sattığını ifade etmesi üzerine, motosikleti oğluna satması için veren sanığın suça konu motosikleti kimlik bilgilerini bilmediği ve sabıkalılar albümünden teşhis edemediği bir şahıstan aldığını beyan ettiği, ancak sanığın ruhsatsız ve plakasız olarak satılan bir motosikletin çalıntı olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı düşünülmeden uzlaşmaya tabi olan suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan mahkumiyeti yerine sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilerek yazılı şekilde yerinde olmayan gerekçe ile beraat kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş..” (Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 2019/3455 E., 2019/14871 K., 27.11.2019 T.)
“…Sanığın tüm aşamalarda; suça konu bisikleti, açık kimlik bilgilerini bilmediği bir şahıstan satın aldığını, kendisinin hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarını işlemediğini savunması karşısında; suç tarihi ile bisikletin tanık M. G.’in kullanımında bulunduğu tarih arasında geçen uzun süre de dikkate alındığında sanığın bisikleti çaldığına dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı, sanığın eyleminin bu hali ile 5237 sayılı TCK’nın 165/1. maddesindeki suç eşyasının kabul edilmesi suçunu oluşturduğu halde, hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır…” (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2014/23125 K.)
Av. Gökhan AKGÜL & Av. Yasemin ERAK
ANTALYA CEZA AVUKATI – ANTALYA AVUKAT
Suç eşyasının satılması, satın alınması veya kabul edilmesi Türk Ceza Kanunu kapsamında ciddi yaptırımlara tabi olan suç tiplerinden biridir. Bu tür durumlarda hem mağdurun haklarının korunması hem de suç isnadıyla karşı karşıya kalan kişinin adil yargılanma hakkının sağlanması için uzman bir hukuki destek gerekir. Antalya avukat desteği ile bu süreçte doğru hukuki adımlar atılabilir, soruşturma ve dava aşamalarında profesyonel savunma hazırlanabilir. Alanında deneyimli bir Antalya ceza avukatı, suç eşyasının satılması veya kabul edilmesi gibi davalarda müvekkilinin haklarını en etkin şekilde koruyarak sürecin en adil şekilde yürütülmesini sağlar.