KAMU GÖREVİNİN USULSÜZ OLARAK ÜSTLENİLMESİ SUÇU

SUÇUN KANUNİ TANIMI   

Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçu, Türk Ceza Kanunu’ nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlığı altında madde 262’ de düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesinde;

TCK Madde 262- (1)  Bir kamu görevini, kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs eden veya terk emri kendisine bildirilmiş olduğu halde görevi sürdüren kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

ifadelerine yer verilmiştir.

SUÇUN UNSURLARI

Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçu hem objektif hem de sübjektif unsurları ile birlikte değerlendirildiğinde şu temel yapı taşlarına sahiptir:

1-Fiil (Hareket Unsuru): TCK m. 262 hükmünde “Bir kamu görevini, kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs eden veya terk emri kendisine bildirilmiş olduğu halde görevi sürdüren kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.” ifadelerine yer verilmiş olup suçun oluşumu bakımından iki seçimlik hareket öngörülmüştür.

a)Kamu görevini, kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs etme: İlgili hareket bakımından suçun oluşumu için kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması ve görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi anlamına gelecek icrai hareketleri başlamış olması gerekmektedir. Bu nedenle kamu görevlisi olmayan kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtmış olması, doğrudan suçun oluşumuna sebebiyet vermemektedir. Suçun oluşumu adına failin ayrıca icrai işlemlere de başlamış olması şarttır.

Yine suçun oluşumu bakımından failin o görevle ilgili olarak bir eylem ve işlemde bulunması gerekmekte olup kendisini belirli bir kamu görevlisi olarak tanıtan failin o kamu görevlisinin yasal olarak yapma yetkisi bulunmayan veya başka bir kamu görevlisinin görev alanına giren bir işlemi yapması halinde söz konusu suçun oluşumundan söz edilemeyecektir. Failin üstlendiği görev ile bağlantılı eylemde bulunmuş olması zorunludur. Aynı şekilde suç, teşebbüs suçudur. Bu nedenle suçun oluşumu için tamamlanmış olması gerekmemektedir. Failin eylemlerinin teşebbüs aşamasına ulaşması yeterli olmaktadır.  Failin fiilin işlenmesi neticesinde herhangi bir yarar elde edip etmemesi veya fiili bir zarara neden olup olmaması da suçun oluşumu açısından önem teşkil etmemektedir.

b)Terk emri kendisine bildirilmiş olduğu halde görevi sürdürme: İlgili kanun maddesi ile düzenleme altına bir diğer seçimlik hareket, terk emri kendisine bildirilmiş olduğu halde görevi sürdürme fiilidir. İşbu hareket bakımından suçun oluşabilmesi için terk emrinin faile bildirilmiş olması buna karşın failin yetkisi dahilinde olan işlemleri yapmaya devam etmesi gerekmektedir.

 2-Fail: TCK m. 262 kapsamında suçun faili, her seçimlik hareket bakımından farklılık arz etmektedir. İlk seçimlik hareket bakımından ele alındığında; kamu görevlisi olsun olmasın fark etmeksizin kanun ve nizamlara aykırı olarak kamu görevi yerine getirmeye teşebbüs eden herkes işbu suçun faili olabilmektedir. İkinci seçimlik hareket bakımından ise yalnızca terk emri kendisine bildirilmiş ancak görevini sürdüren kişi suçun faili olabilmektedir.

3-Mağdur: Söz konusu suç bakımından mağdur, toplumdur. Bununla birlikte suçun işlenmesi ile aleyhine sonuç doğurulan kişi ya da kişiler de suçun mağduru olabilmektedir.

4-Suçla Korunan Hukuki Değer: Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçu, “Kamu İdaresinin Güvenilirliği ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiş olup bu suç tipi ile korunan hukuki değer, kamu güvenliği ve işleyişidir.

5-Manevi Unsur: Suç, yalnızca kasten işlenebilen bir suç olup taksirle işlenebilmesi kanunen mümkün değildir.

ŞİKAYET SÜRESİ, ZAMANAŞIMI VE GÖREVLİ MAHKEME

TCK m. 262 kapsamında düzenlenen işbu suç şikayete tabi olmayıp soruşturma işlemleri savcılık tarafından re’sen gerçekleştirilir. Suçun soruşturulması için şikayet süresi olmamasına rağmen dava zamanaşımı 8 yıllık süreye tabidir. Görevli mahkeme ise Asliye Ceza Mahkemeleri’dir.

ADLİ PARA CEZASI, HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARI VE ERTELEME

TCK m. 262 uyarınca; bir kamu görevini, kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs eden veya terk emri kendisine bildirilmiş olduğu halde görevi sürdüren kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. Cezanın alt ve üst sınırları ele alındığında; hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi ve cezanın ertelenmesi mümkündür.

KONUYA İLİŞKİN KARARLAR

“…Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince; Oluşa uygun kabule göre; olay tarihinde sanıklarla gece boyunca eğlence mekanlarında vakit geçiren katılan mağdurelerin sabaha karşı eve gitmek istediklerinde sanıkların çorbacıya gitme bahanesiyle araçla dolaşmaya başladıkları, sanıklardan Atakan’ın tuvalet ihtiyacını gidermek istediğinden bahisle sanayi içerisinde yer alan iş yerinin önünde aracı durdurduğu, bu esnada mağdureleri de hakkında kasten yaralama (iki kez), kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen diğer sanık …’le birlikte zorla işyerine soktukları, mağdure Gizem’in, kardeşi Özlem’e mesaj göndererek adresi tarif edip başlarının belada olduğunu bildirdiği, bu sırada Atakan’ın mağdure Gizem’in babası Vedat’ın telefon numarasını alıp onu arayarak kızları teslim alması için çağırdığı ve olay yerine gelen Vedat’la çıkan tartışmada polise haber verilmesini isteyen Vedat’a Atakan’ın “bizzaten polisiz” diyerek karşılık verdiği tüm dosya içeriğinden anlaşılmakla, mevcut haliyle Atakan’ın birden fazla kişiyle ve zorla mağdureleri alıkoymasından dolayı eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 109/2-3b. maddeleri gereğince ve mağdur sayısınca mahkûmiyeti yerine suç vasfının tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Sanığın eylemini cinsel amaçla gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı halde belirlenen cezada 5237 sayılı TCK’nın 109/5. fıkrası ile arttırım yapılması, Hakkında hapis cezasına hükmedilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 5237 sayılı TCK’nın 262. maddesinin birinci cümlesinde düzenlenen kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçunun oluşması için ortada yapılması gereken bir kamu görevi bulunmalı ve fail bu görevi mevzuata aykırı biçimde üstlenip yerine getirmeye teşebbüs etmelidir. Burada kamu görevini yerine getirmeye çalışma fiilinin neticeye ulaşması, yani üstlenilen görevin tamamlanmış olması gerekmemekte ve teşebbüs aşamasında kalmakla suç tamamlanmaktadır. Bu suç bakımından failin kamu görevlisi olmaması veya üstlenmek istediği kamu görevini yapmaya yetkili ve görevli bulunmayan bir kamu görevlisi olması gerekir. Suç memuriyet sıfatını değil kamu görevini üstlenmeye (yerine getirmeye) teşebbüs edilmesi halinde oluşur. Başka bir deyişle failin kendisine memur süsü vermesi yetmemekte, ayrıca üstlenilen görevin yapılmasına kalkışılması gerekmektedir. Somut olay değerlendirildiğinde ise sanığın, olay yerine gelen katılan …’ın polise haber vermek istemesi üzerine kendisini zor durumdan kurtarmak için polis olduğunu söylemesi şeklindeki eyleminde üstlenilen memuriyete ait bir görevin yapılmaya kalkışılmadığı anlaşıldığından, kanuni unsurları itibariyle oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı…” (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2015/ 2478 E., 2018/ 2399 K., 02.04.2018 T.)

“…Sanık … açısından dolandırıcılık, sanık … açısından ise kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçlarından mahkumiyete ilişkin hükümler sanıklar tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanık …’ ın noterlikte hileli şekilde parasını ödemeden devrini aldığı ancak fiziki olarak katılandan teslim alamadığı aracı teslim alabilmek için ödeme yapacağı bahanesiyle katılanlar ile buluşma yeri ayarladığı ve buraya giden sanık …’nın katılanlara kendisini polis memuru olarak tanıtması üzerine katılanların şüphe duyması nedeniyle Mustafa’nın kaçarak gitttiği ve sanıkların iştirak halindeki eylemlerinin hükümlerden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14.maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 158/1.maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş…” (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2017/ 2828 E., 2017/ 24055 K., 21.11.2017 T.)

“…Denizli İdare Mahkemesi’nin 23/09/2011 tarih ve 2010/1426 Esas, 2011/720 Karar sayılı hükmünün sanığa tebliğ edildiği 17/01/2012 tarihinden 17/04/2012 tarihine kadar mahkeme kararını yerine getirmeyip başkanvekilliği görevini sürdürmesi ve 30/01/2012 – 17/04/2012 tarihleri arasında hukuka aykırı olarak yapılan seçimle atandığı Birlik asil başkanlığı görevini yürütmesi şeklindeki eylemlerinde kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçunun unsurlarının bulunmadığı, kamu görevlisi olması nedeniyle sübutu halinde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, ancak dosya kapsamına göre savunmanın aksine suç kastıyla hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla, yerinde görülmeyen katılanların temyiz itirazlarının reddiyle gerekçesi yerinde olmamakla birlikte sonucu itibariyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA…” (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2014/ 5808 E., 2016/ 6053 K., 08.06.2016 T.)

“…“Bir kamu görevini, kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs etme” suçunun oluşabilmesi için, sadece bir kamu görevini üstlenmek yeterli değildir. Bunun yanında üstlenilen kamu görevi ile ilgili bir eylem veya işlemde bulunulması ya da buna teşebbüs edilmesi gerekmektedir. Sanığın, daha ucuza televizyon alabilme umuduyla Adana Mısır Çarşısı esnafından bazı kişilere polis olduğunu söylemesinden ibaret eylemin, üstlenilen kamu görevi ile ilgili bir eylem veya işlemde bulunmamış olması karşısında, kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden beraat yerine mahkumiyet kararı verilmesi, Kanuna aykırı…” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2015/ 7076 E., 2015/ 30705 K., 08.06.2015 T.)

“…1-Sanık … hakkında; Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçundan verilen beraat, hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükümleri ile sanıklar …, … ve … haklarında mağdur …’a yönelik tehdit ve suç delillerini yok etme suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanık … hakkındaki kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçundan kurulan hükme dair temyiz talebinde bulunan katılanlar vekillerinin yüklenen suçtan doğrudan doğruya zarar görmediği anlaşılmakla davaya katılmalarına karar verilmesinin hukuki değerden yoksun olduğu, yersiz verilmiş katılma kararının da hükmü temyiz etme hakkı vermeyeceği anlaşılmakla…” (Yargıtay . Ceza Dairesi, 2014/ 24609 E., 2017/ 17918 K., 10.07.2017 T.)

“…Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçundan verilen beraat kararının incelenmesinde: Oluş ve dosya kapsamı itibariyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan, zamanaşımı içerisinde yasal işlem yapılması olanaklı görülmüştür. Sanık …’in, suç tarihinde geceden sayılan bir vakitte kimliği belirlenemeyen .. adlı bir şahısla birlikte hareket ederek, müştekiler … ve …’yi cadde üzerinde durdurup polis olduklarını söyleyerek üzerinde polis amblemi bulunan beyaz renkli bir kimliği gösterdikten sonra müştekilerin kimliklerini inceledikleri ve karakola götürecekleri gerekçesiyle bir ticari taksiye bindirip arka koltukta müştekilerin yanına oturan sanığın arkadaşının siyah renkli ve namlu kısmı metalik olan silahı göstererek müştekileri korkuttuğu, ardından karanlık bir ara sokakta ücretini müştekilere ödeterek taksiden indikleri, müştekileri duvara yaslayarak arama yaptıkları; itiraz eden …’a tokat attıkları ve bu şekilde …’in cebindeki .. marka cep telefonunu, …’in cebindeki…marka cep telefonu, nüfus cüzdanı, bankamatik kartını ve 20 TL parasını aldıktan sonra beklemelerini söyleyerek olay yerinden ayrıldıkları biçiminde gelişen somut olayda; polis amblemi bulunan kimlik gösterip, TC. kimlik numarası ile GBT sorgulaması yapıyor gibi davranmak suretiyle bir kamu görevine ilişkin sıfatı kullandıkları ve bu suretle sanıkları ıssız bir yere götürüp yağmaladıklarının anlaşılması karşısında; sanığın yüklenen suçtan cezalandırılması yerine yetersiz gerekçelerle beraatine karar verilmesi , Bozmayı gerektirmiş…” (Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 2015/ 6185 E., 2016/ 958 K., 18.02.2016 T.)

Av. Gökhan AKGÜL & Av. Yasemin ERAK