KAMU GÖREVİNE AİT ARAÇ VE GEREÇLERİ SUÇTA KULLANMA

Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu Nedir?

Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma suçu, Türk Ceza Kanunu madde 266’da aşağıdaki gibi düzenlenmektedir:
‘’(1) Görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisi hakkında, ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamış ise, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.’’
Dolayısıyla kanun hükmünden anlaşılmaktadır ki; kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma suçunun oluşması için bir kamu görevlisinin ilgili suçu, görevi gereği elinde bulundurduğu araç ve gereçleri kullanmak suretiyle işlemesi gerekmektedir.

Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçunun Cezası

Yukarıda yer verilen TCK madde 266 hükmü gereğince; kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma suçunun failine, işlediği suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı dikkate alınmaması halinde, verilecek ceza üçte biri kadar artırılmaktadır.

Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçunda Yetkili ve
Görevli Mahkeme

Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma suçuna yönelik ceza davalarında yetkili mahkeme suçun işlendiği yer mahkemesi iken (CMK madde 12), görevli mahkeme işlenen suçun vasfına göre ağır ceza mahkemesi veya asliye ceza mahkemesi olmaktadır. Bu hususta taraflar; ilgili davayı açacak ve takip edecek ceza avukatına, Antalya ceza avukatına ihtiyaç duyabilmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

1.Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Verilebilir Mi?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı esasen; sanığın gerekli
koşulları sağlaması halinde, hakkında verilen cezaya ilişkin herhangi bir sonuç
oluşmamasını yani cezanın ortadan kaldırılmasını amaçlamaktadır. Dolayısıyla, bu kararın verilmesi ile kişiye verilen ceza uygulanmamaktadır. Neticeten; kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma suçuna yönelik hükmedilen hapis cezası 2 yıl veya altında olduğunda (diğer şartların da sağlanması koşuluyla) HAGB kararının verilebildiği bilinmelidir.

2.Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu Adli Para Cezasına Çevrilebilir Mi?

Adli para cezası; işlenmiş bir suçtan dolayı hükmedilen hapis cezasıyla beraber veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türü olmaktadır. Bu hususa dair, adli para cezasına hükmedilebilmesinin suçun kasten işlenmesine ve faile verilen cezanın 1 yıl veya daha altında bulunmasına bağlı olduğu bilinmelidir. Buna göre, kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma suçuna karşılık verilen hapis cezası; 1 yıl veya altında olması şartı ile adli para cezasına çevrilebilmektedir.

3.Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu Şikayete Bağlı Bir Suç Mu?

Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma suçu, şikayete bağlı suçlar
arasında bulunmadığından savcılık tarafından resen soruşturulmakta ve sonuç olarak bir şikayet süresi içermemektedir.

4.Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçunda Uzlaşma Olur Mu?

Türk ceza hukukunda uzlaşma; sanık ve sanığın işlediği suçtan dolayı mağdur olan kişinin, bir aracı yoluyla iletişim kurmaları sonucunda anlaşmaları anlamına gelmektedir. Buna karşın, kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma suçu uzlaşma kapsamında yer alan suçlardan değildir.

5.Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçunda Erteleme Kararı Verilebilir Mi?

Erteleme, mahkemenin hükmettiği hapis cezasının cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçmesi amacını içeren karar olmaktadır. Buna ilişkin; cezanın ertelenmesi kararının verilebilmesi, kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma suçuna yönelik hükmedilen hapis cezasının 2 yıl veya altında olması halinde mümkün olmaktadır.

Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçuna İlişkin Bazı Yargıtay Kararları

  1. ‘’Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık C….. K…..’nun yapılan
    yargılaması sonucunda; MAHKUMİYETİNE dair (MENGEN) Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 29.3.2006 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi Üst C. Savcısı ve sanık müdafi tarafından istenmekle ve dosya Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 4.12.2007 tarihli Görevsizlik Kararıyla dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü. 5237 sayılı TCK’nun 6.maddesi uyarınca sanığın kamu görevlisi olduğunun ve oluşa ve dosya içeriğine göre sanığa atılı suçun oluştuğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, 1-5237 sayılı TCK.nun 266.maddesindeki görevi gereği elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisi hakkında cezanın artırılabilmesi için araç ve gerecin suçun işlenmesinde kolaylık sağlaması ve normal fonksiyonunda kullanılması zorunlu olduğu cihetle sanığın eyleminde bu şartların gerçekleşmediği gözetilmeden yazılı şekilde anılan madde gereğince cezasında artırım yapılarak fazla ceza tayini, … Bozmayı gerektirmiş Üst Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 30.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.’’ (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 30.04.2008 Tarihli, 2008/1132 Esas, 2008/7878 Karar nolu karar)
  2. ‘’Ancak; 1-Görevli polis memuru olan sanığın, trafiğe tescilsiz ve plakasız
    çıkan, Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliğine göre trafikten men
    edilmesi gereken …’e ait ve katılan … tarafından kullanılan kamyonu yedi emin otoparkına çektirmek istemesi ve katılanların da araç sahibi …’in kamyonu otoparka götürmemesini istemesi nedeniyle mağdur …’in yavaş giderek hangisinin dediğini yapacağını söyleyip isteksiz davranması karşısında sanığın kızıp araç sürücüsü katılana silah doğrultarak aracı yedi emin otoparkına çekmesini söylemekten ibaret eyleminde, tehdit suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanığın Polis Vazife ve Salahiyet Kanunun 16. maddesi kapsamında hareket etmesine karşın bu maddede görülen uygulama koşulları oluşmadığı halde sınırı aşarak silah doğrultma biçimindeki eyleminin görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2-Kabule göre de; a-Görevli polis memuru olan sanığın trafiğe tescilsiz ve plakasız çıkan …’e ait ve katılan … tarafından kullanılan kamyonu otoparka çektirmek istemesi ve katılanların buna engel olmaya çalışmaları üzerine katılan …’in de aracı yavaşlatması karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek sonucuna göre haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması, b-Sanığın suçta kullandığı silahın görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçlerden olup olmadığı araştırılarak, görevi gereği elinde bulundurduğunun anlaşılması halinde TCK’nın 266. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, … Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.’’
    (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 02.06.2016 Tarihli, 2014/3376 Esas, 2016/11181
    Karar nolu karar)
  3. ‘’Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Olay tarihinde nizamiye nöbetçisi olan sanığın, mağdurun kendisine vurup hakaret etmesi üzerine silahını tam dolu hale getirme biçimde kabul edilen tehdit eylemini, görevi gereği elinde bulundurduğu silahla gerçekleştirdiği ve TCK’nın 266. maddesi gereğince cezada artırım yapılması gerektiği gözetilmemiş ise de; karşı temyiz olmadığından bozma yapılmayacağı, Anlaşıldığından sanık …’nın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 15/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.’’ (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 15.05.2017 Tarihli, 2015/19968 Esas, 2017/14439 Karar nolu karar)
  4. ‘’İncelenen dosyada; Suç tarihi itibariyle sabıkasız olan sanık … hakkında, eşi mağdur Zeynep Olcay’a yönelik olan ve iddianamede “Müşteki ile yukarıda açık kimliği yazılı şüphelini yaklaşık 10 yıldır evli oldukları olay tarihinde tartıştıkları, şüphelinin görev silahını ağzına mermiyi verip bulundukları odadaki masanın üzerine koyarak ‘ konuşun bakayım’ dediği herhangi bir şekilde silahı şikayetçiye doğrultmadığı, olaya şikayetçinin annesi … ın tanık olduğu ve şikâyetçinin iddialarını doğruladığı, şüphelinin daha sonra çocuklarını ve eşyalarını alarak evde gittiği, şikayetçinin şüpheli hakkında şikayetçi olduğu anlaşılmıştır. Şüphelinin alınan savunmasında çalıştığı kurumdan kendisine verilen tabancasının belinde olduğunu, çıkarmak için yatak odasına doğru gittiğini silahı emniyete almak için koridorda doldur boşalt yaptığını ağzından mermiyi çıkartıp silahını emniyetli hale getirdikten sonra yatak odasına koyduğunu ve daha sonra oturma odasında oturduğunu, masaya silahı koyarak eşini tehdit etmediğini beyanla suçlamaları kabul etmediği, şüphelinin böylece üzerine atılı silahla tehdit suçunu işlediği, yukarıda belirtilmiş olan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşılmış olmakla,” biçiminde tanımlanan eylemi nedeniyle TCK’nın 106/2-a maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, yargılama sonucunda Keşan Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2009 tarihli ve 2008/428 esas, 2009/228 sayılı kararıyla “Müşteki ile sanığın yaklaşık 10 yıldır evli oldukları olay tarihinde tartıştıkları, sanığın görev silahını ağzına mermiyi verip bulundukları odadaki masanın üzerine koyarak “hadi bakalım ne konuşacaksan konuşun” diyerek tehdit ettiği herhangi bir şekilde silahı şikayetçiye doğrultmadığı, olaya şikayetçinin annesi … ın tanık olduğu ve şikayetçinin iddialarını doğruladığı, sanığın daha sonra çocuklarını ve eşyalarını alarak evde gittiği, şikayetçinin beyanı, olayın tek görgü tanığı …’ın beyanı ve tüm dosya kapsamından sabit olduğundan…” biçimindeki gerekçeyle sanığın, TCK’nın 106/2-a, 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51. maddesi gereğince cezasının ertelenmesine ve sanığın 1 yıl 8 ay süre ile denetime tabi tutulmasına, zarar tazmininden söz edilemeyeceğinden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri
    bırakılmasına karar verilmesine takdiren yer olmadığına karar verildiği,
    hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. … Açıklanan nedenlerle; silahla tehdit suçundan sanık …’ın, TCK’nın 106/2-a, 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51. maddesi gereğince cezasının ertelenmesine ve sanığın 1 yıl 8 ay süre ile denetime tâbi tutulmasına, sanık hakkında CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine takdiren yer olmadığına dair Keşan Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2009 tarihli ve 2008/428 esas, 2009/228 sayılı kararında isabet bulunmamaktadır. IV-Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1)Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, Keşan Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2009 tarihli ve 2008/428 esas, 2009/228 sayılı kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA…’’ (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 03.04.2019 Tarihli, 2019/1084 Esas, 2019/5993 Karar nolu karar)
  5. ‘’Suçta kullanılan tabancanın uzman çavuş olan sanığa görevi gereği verildiği anlaşıldığından sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 266. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi, Hususları hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünün (2) ve (3) numaral paragraflarında açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 18.12.2023 tarihli ve 2023/3083 Esas, 2023/3847 Karar sayılı kararının “haksız tahrikin derecesi ile kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma” yönlerinden 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2025 tarihinde karar verildi.’’ (Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 28.04.2025 Tarihli, 2024/2416 Esas, 2025/3371 Karar nolu karar)