
Boşanma Davalarında Mal Paylaşımı Nasıl Olur?
Boşanma davası açmak, beraberinde mal rejimi tasfiyesi ihtiyacını getiren ve bozucu yenilik doğuran hakkın kullanıldığı bir hukuki işlemdir. Buna göre taraflar, özel ve genel olmak üzere bir veya birden fazla boşanma sebep/sebeplerine dayanarak boşanma davası açabilmektedir. Bu sebeplerden bazıları kusura dayanan, özel ve mutlak olabileceği gibi bazıları da kusurla ilişiği olmayan, genel ve nispi sebepler olarak yer almaktadır.
Söz edildiği gibi boşanma davasının açılmasıyla birlikte, tarafların evliliklerinde tabi oldukları mal rejimi çerçevesinde, mal paylaşımı tasfiyesi davası açma ihtiyacı da doğmaktadır. Mal rejimi hususunda taraflar, gerek hususi olarak belirleyebileceği seçimliklerden birine, gerekse kanun koyucunun belirlediği yasal mal rejimine tabi olacaklardır. Türk Medeni Kanunu madde 202’de düzenlendiği üzere, ‘’Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.’’
Mal Rejimi Türleri Nelerdir?
Mal rejimlerinin, TMK madde 202’de de bahsedildiği üzere, 2’ye ayrıldığı
görülmektedir: edinilmiş mallara katılma rejimi ve seçimlik mal rejimleri. Edinilmiş mallara katılma rejimi, esasen kanun koyucu tarafından belirlenen ve 01.01.2002 tarihinden sonra (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 01.02.2016 Tarihli, 2015/19691 Esas ve 2016/1703 Karar nolu kararı, ‘’Eşler, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde başka bir rejimi seçmedikleri takdirde 01.01.2002 tarihinden geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar.’’) evlenen çiftlerin herhangi bir mal rejimi sözleşmesi kurmamaları halinde tabi oldukları mal rejimi türüdür. Dolayısıyla 01.01.2002 tarihinden sonra evlenen çiftler, farklı bir mal rejimi kararlaştırmadılar ise yasal mal rejimine tabi olacaklardır. Bununla birlikte, 01.01.2002 tarihinden önce evlenen çiftler yine farklı bir mal rejimi kararlaştırmadılar ise 01.01.2002 öncesi edinilen mallarında mal ayrılığı, 01.01.2002 tarihinden sonra edinilen malları yönünden ise edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olacaklar, başlatılacak yasal süreçte de mal paylaşımları buna göre değerlendirilecektir.
Seçimlik mal rejimleri ise kendi içerisinde; mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı olarak 3 alt başlığa ayrılmaktadır. Seçimlik mal rejimlerinden birine tabi olmak isteyen çiftlerin karşılıklı anlaşarak, yalnızca ileriye etkili olan ve (Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 16/01/2014 Tarihli, 2014/9332 Esas ve 2015/17436 Karar nolu kararı) halk tarafından ‘’evlilik sözleşmesi’’ olarak bilinen mal rejimi sözleşmesini kurmaları veya TMK madde 205/1’e ithafen bir istisna olarak evlenme başvurusu sırasında yazılı bildiri ile mal rejimi isteklerini sunmaları gerekmektedir. Ek olarak, mal rejimi sözleşmesi evlilik sürecinde istenildiği zaman kurulabilme serbestisine sahip olmasına karşın, yine TMK madde 205/1’de yer alan “Mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır.’’ hükmünden anlaşılacağı gibi şekil şartına bağlı bir hukuki işlemdir.
1.Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Nedir?
Edinilmiş mallara katılma rejimi; çiftler tarafından mal rejimi sözleşmesi yapılmaması halinde doğal olarak kabul etmiş oldukları, yasal mal rejimidir. Bu rejime göre kişisel mallar ve edinilmiş mallar sıfatına haiz 2 mal varlığı türü mevcuttur. Buna göre edinilmiş mallara katılma rejimine tabi çiftler, birbirlerinin evlilik süreci içerisinde edindikleri mallar üzerinde yarı oranda hak sahibi olmalarının yanında, birbirlerinin kişisel mal varlıklarında bir hak talep edemezler. Kanun koyucu bahsedilen edinilmiş ve kişisel malları şu şekilde tanımlamıştır:
TMK madde 219’a göre edinilmiş mallar,
>>>Bir eşin çalışmasının karşılığı olan edimler,
- Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumu ve kuruluşların veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,
- Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
- Kişisel Malların gelirleri,
- Edinilmiş malların yerine geçen değerler
>>>TMK madde 220’ye göre kişisel mallar,
- Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
- Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
- Manevî tazminat alacakları,
- Kişisel mallar yerine geçen değerler
Bilinmelidir ki mal tasfiyesi esnasında bir mal varlığının kişisel mal olduğu iddia
edilmiş ancak kanıtlanamamış ise edinilmiş mal olarak kabul edilecektir. Buna yönelik olarak TMK madde 222/3’de şu düzenleme yer alır: ‘’Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.’’
2.Mal Ayrılığı Rejimi Nedir?
Mal ayrılığı rejimi; tarafların tüm mal varlıkları üzerinde, tıpkı evli değillermiş gibi, tasarruf, yönetim ve yararlanma haklarını (TMK madde 223) korumak ve birbirlerinin malları üzerinde karşılıklı hakları olmasını engellemek istemeleri halinde tercih etmeleri gereken mal rejimidir. Bu mal rejimine tabi çiftlerin boşanması durumunda herhangi bir mal paylaşımı söz konusu olmamaktadır. Yani mal ayrılığı rejiminde boşanma halinde; taşınır, taşınmaz vesair bir mal, hangi eş adına kayıtlı ise o eşe ait kişisel mal kabul edilecektir.
3.Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi Nedir?
Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi, edinilmiş mallara katılma ve mal ayrılığı rejimlerinin keskin sınırları arasında, ara rejim niteliklerine sahiptir. Paylaşmalı mal ayrılığında, mal varlıkları taraflar arasında; paylaşmalı ve kişisel mallar olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu rejimde, kişisel olduğu ispat edilemeyen veya ispatı yetersiz görülen mal varlığı, tarafların paylı mülkiyetine dahil kabul edilmektedir. Ayrıca, taraflar borçlarından da tamamıyla kendileri sorumlu olmaktadırlar.
4.Mal Ortaklığı Rejimi Nedir?
Mal ortaklığı rejiminde tarafların kişisel malları dışında kalan tüm mal ve gelirler, ortaklık mallarını oluşturmaktadır. Ortaklık mallarında ise taraflar arasında elbirliği mülkiyet esası geçerli olmakta ve her biri ortaklığa koydukları malların miktarı önemsiz olmak üzere, mallar üzerinde yarı yarıya paya sahip olmaktadır. Dolayısıyla, genel mal ortaklığında eşlerin ortaklığa koydukları mallar üzerinde sahip oldukları bağımsız mülkiyet hakları da ortadan kalkar.
Mal Rejimi Davalarında Yargılama Usulü
Taraflar, boşanma davasının neticelenmesinin ardından mal paylaşımına yönelik dava açabilecekleri gibi boşanma davasını açarken aynı anda mal rejiminden doğan hakları için de dava açabilirler. Böyle bir durumda ilgili mal rejimine yönelik açılan dava boşanma davasını bekletici mesele yapacaktır. Bu davanın açılması, usulüne uygun hazırlanan ve hangi malların nasıl paylaşılmasının talep edildiğini içeren dilekçe ile mahkemeye başvurulmasına bağlıdır. Bu hususta taraf/taraflar ilgili davayı açacak ve takip edecek boşanma avukatına, Antalya boşanma avukatına ihtiyaç duyabilmektedir.
Davanın açılmasının ardından ilgili mahkeme, tarafların banka kayıtları ve tapu belgeleri gibi finansal belgelerini inceleyerek mal varlıklarını tespit eder ve vereceği karar neticesinde mal paylaşımı düzenler. Buna binaen örnek olarak mahkeme, yasal mal rejimine tabi çiftlerin edinilmiş malları arasında eşit paylaşım yapılamayan bir durum mevcut ise ilgili mal için denkleştirme yoluna da gidebilmektedir.
Mal rejimi davalarında görevli mahkeme aile mahkemeleri ve aile mahkemelerinin bulunmadığı yerde asliye hukuk mahkemeleri iken, yetkili mahkeme TMK madde 214’te düzenlendiği üzere: ‘’Eşler veya mirasçılar arasında bir mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda, aşağıdaki mahkemeler yetkilidir: 1. Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi, 2. Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme, 3. Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi.’’dir.
Mal Rejimi Davasında Tasfiye Süreci
Yukarıda bahsedildiği gibi boşanmanın gerçekleşmesiyle birlikte mal rejimi davası da açma ihtiyacı doğmaktadır. Mal rejimi davasında, tarafların evlilikleri boyunca veyahut belirli bir zaman diliminde hangi mal rejimine tabi olduklarının anlaşılmasının ardından, sıra tasfiyeyi yani sınıflandırmayı yapmaya gelir. Bu sınıflandırma; edinilmiş mallara katılma rejiminde kişisel ve edinilmiş mallarının, paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde paylaşmalı ve kişisel mallarının, mal ortaklığında ise kişisel ve ortaklık mallarının ayrılması anlamına gelmektedir. Bilindiği gibi mal ayrılığı rejiminde bir paylaşım, dolayısıyla tasfiye söz konusu değildir. Ayrıca taraflar arasında mal rejimi tasfiye sürecinde dikkate alınması gereken katılma alacağı, katkı payı alacağı, değer artış payı alacağı gibi önemli kavramlar da söz konusudur. Öncelikle katılma alacağı, boşanma davalarında tarafların edinilmiş mallarının paylaştırılması için önemli bir araç görevi görmektedir.
Buna göre katılma alacağı; eklenecek değerler (TMK madde 229) ve denkleştirmeler (TMK madde 230) de dikkate alınarak evlilik birliği içerisinde edinilmiş malların değerinden, malların borçların çıkmasıyla kalan değerin, taraflar arasında yarı yarıya paylaştırılması usulüdür.
Katkı payı alacağı, TMK madde 227’de ‘’Eşlerden biri diğerine ait olup, paylaştırma dışı kalan bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa; mal rejiminin sona ermesi hâlinde, katkısı oranında hakkaniyete uygun bir bedel ödenmesini isteyebilir.’’ ifadeleri ile açıklanmıştır.
Değer artış payı ise TMK madde 227’de yer alan, bir eşin evlilik birliği içerisinde
diğer eşin gerek mal edinmesine, gerekse mevcut malın iyileştirilmesine veya malının korunmasına katkıda bulunduğu oranda sahip olacağı alacak hakkını ifade etmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
1.Mal Rejimi Davasında Mal Kaçırma Riski Var Mı?
Boşanma davası sürecinde taraflardan biri diğerinden mal kaçırma amacıyla
karşılıksız kazandırma ve devirler gibi işlemleri yapabilmektedir. Kanun koyucu TMK madde 229’da: ‘’Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir: 1. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar, 2. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler. Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.’’ ifadesinden anlaşılacağı üzere ilgili işlemler, edinilmiş mallara değer olarak eklenmesine hükmetmiştir. Bu konuya ilişkin olarak Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 24.10.2018 Tarihli, 2016/14281 Esas, 2018/17838 Karar nolu kararında değindiği üzere, “…Tasfiyeye konu olan iki taşınmazın da, boşanma dava tarihinden yaklaşık 5,5 ay önce 15.11.2011 tarihinde aynı gün davalı eşin kardeşi olan diğer davalı …’ye tapuda satış yoluyla devredildiği anlaşıldığına göre, yapılan devirlerin davacının katılma alacağını azaltma amacıyla yapıldığının kabulü gerekir…”
Bunların yanında, herhangi bir mal kaçırma tehlikesi engellemek istenirse
mahkemeden ‘’ihtiyati tedbir’’ talep edilebilir. Bu vesileyle tarafa ait malların satışı, tapu kaydına konulan ihtiyati tedbir sayesinde engellenmiş olacaktır. Ayrıca mal kaçırma tehlikesi bulunan malik tarafın, aile konutu üzerinde yapacağı tasarruf işlemleri de ilgili tapu sicil müdürlüğüne yapılacak başvuru ile alınabilecek ‘’aile konutu şerhi’’ ile engellenebilir durumdadır. Aile konutu şerhi sayesinde, tapu kaydına aile konutu şerhi düşülen gayrimenkul, diğer eşin rızası alınmadan satılamaz. Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, 18.11.2024 Tarihli, 2014/15235 Esas, 2014/23110 Karar nolu kararında aile konutu şerhinden aşağıdaki şekilde bahsetmektedir: ‘Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan Türk Medeni Kanunun 194/3. maddesine göre “aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir. Aile konutu şerhi aile konutu olarak özgülenen ve eylemli olarak aile konutu olarak kullanılan diğer eş adına tapuda kayıtlı taşınmazın tapu kaydı üzerine konulur. Kanunda aile konutu olarak özgülenen
taşınmazın tam mülkiyetinin diğer eş adına kayıtlı olması gerektiğine dair bir
sınırlandırma bulunmaktadır.’’
2.Boşanma Davasının Ardından Ortak Birikimle Alınan Mallar Nasıl
Paylaştırılır?
Yukarıda değinildiği gibi mal paylaşımı hususunda çiftlerin hangi mal rejimine tabi oldukları ciddi önem arz etmektedir. Ancak örnek verilecek olursa; edinilmiş mallara katılma rejimine tabi bir çiftin miktarını kendi aralarında bölüştükleri bir araba almaları durumunda, bu araba mal paylaşımına paylı mülkiyet olarak dahil edilir. Dolayısıyla taraflar, ödedikleri miktara oranla alacak hakkına sahip olurlar.
Bu konuya örnek olarak; Ayşe ve Mehmet 01.01.2015 tarihinde evlenmişler ve 01.01.2020 tarihinde boşanma davası açmışlardır. 10.02.2022 tarihinde ise boşanmalarına karar verilmiş, 20.05.2023 tarihinde de boşanma kararları kesinleşmiştir. Dava süreci boyunca Mehmet; evlenmeden 1 yıl önce 01.01.2014 tarihinde 250.000 TL kredi çekerek bir ev satın almış ve bu evin kredi borçlarının 50.000 TL’sini evlenmeden önce 01.01.2014 ile 01.01.2015 tarihleri arasında ödemiş, kalan 200.000 TL kredi borcunu ise evlendikten sonra 01.01.2015 tarihi ile 01.01.2019 tarihleri arasında ödemiştir. Ayşe bu süreçte, 10.04.2019 tarihinde 150.000 TL’ye bir araba satın almış ve 10.10.2019 tarihinde kendisine vefat eden babasından bir daire miras kalmıştır.
Karşılıklı olarak birbirlerine mal rejiminden doğan katkı payı ve değer artış payı gibi alacakları için açtıkları dava üzerine; 15.06.2024 tarihinde karar verilecek olup karar tarihine en yakın tarihte, taraflardan Mehmet adına kayıtlı olan dairenin 3.000,000 TL, Ayşe adına kayıtlı olan aracın 800.000 TL değerinde olduğu hesaplanmıştır. Taraflardan Ayşe’ye babasından miras kalan daire kişisel mal kabul edildiği için mal rejiminde dikkate alınmayacak, taraflardan Ayşe adına kayıtlı olan araç konusunda Mehmet’in Ayşe’den 400.000 TL katılma payı alacağı olacak, taraflardan Mehmet üzerine kayıtlı olan evin evlilik birliği içerisinde kredisi ödenen bedeli üzerinden orantılı olarak yani 3.000,000 TL kıymetindeki taşınmazın 4/5’i olan 2.400.000 TL üzerinden 1/2 hesaplama yapılarak Ayşe’nin Mehmet’ten 1.200.000 TL katılma payı olacaktır. Taraflar arasındaki mal rejimi, davanın açıldığı tarih olan 01.01.2020’de sona ereceğinden kaynaklı, bu tarihten sonra edinecekleri mallar ortak kabul edilmeyecek ve tasfiye sürecinde dikkate alınmayacaktır. Buna binaen zamanaşımı ise boşanma kararının kesinleştiği 10.05.2023 tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır.
3.Evlilikte Çekilen Krediler Boşanınca Ne Olur?
Evlilik birliği içerisinde çekilen bireysel krediler, boşanmanın gerçekleşmesinin
ardından borçlu eşin sorumluluğunda olmaktadır. Ancak ilgili kredi; araç, konut veya ortak yaşama dair kredi ise bu halde sorumluluk, her iki eşte de olacaktır.
4.Evli Eşe Kalan Mirasta Diğer Eşin Hakkı Var Mıdır?
Evli eşe kalan mirasta diğer eşin hakkı; gerek evlilik birliği içerisinde, gerekse
boşanmanın ardından hiçbir şekilde bulunmamaktadır. Miras, kişinin kendisine sıkı sıkıya bağlı bir hakkıdır. Dolayısıyla kişisel mallardan sayılan miras yoluyla kazanılan mal varlığı değerleri, ancak mirasçı eşin yararlanabileceği değerlerdir.
5.Mal Rejimi Ne Zaman Sona Erer?
Mal rejimi, boşanma veya evliliğin iptali durumunda, ilgili davanın açılmasıyla sona ermektedir. Bu tarihten itibaren edinilen mal varlığı değerleri dikkate alınmayacak ve mal paylaşımı tasfiye süreci başlayacaktır.
6.Mal Rejimi Davasında Zamanaşımı Var Mı?
Mal rejimi davası; boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içerisinde açılması gereken bir davadır, aksi takdirde dava açma hakkı zamanaşımına uğrar. Kanun koyucunun belirlediği zamanaşımına uyulmadığı takdirde ise mal paylaşımı talebinde bulunulması mümkün olmamaktadır. Ayrıca bahsedilen 10 yıllık dava zamanaşımı süresi, davanın kesinleşmesinden itibaren başlayacaktır.
Boşanmada Mal Paylaşımına İlişkin Bazı Yargıtay Kararları
- ‘’Kural olarak, boşanma davasının açıldığı anda eşlerin mevcut malları (TMK. 235 m.) göz önüne alınarak tasfiyeye tabi tutulacağı kabul edilmekte ise de, bu tarihten önceki 1 yıl içerisinde elden çıkarılan malların da tasfiyede gözetileceği öngörülmektedir.’’ (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 31.03.2015 Tarihli, 2014/1703 Esas, 2015/7288 Karar nolu karar)
- ‘’Dava konusu İkitellideki 2 dükkan önceden borçlu adına kayıtlı iken boşanma davasının açılmasından hemen önce davalının kardeşine satılmıştır. Yapılan bu satış işleminin davacının alacağının tahsilini engellemeye yönelik muvazaalı bir satış olduğundan iptali gerekmektedir.’’ (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 14.10.2014 Tarihli, 2013/5014 Esas, 2014/13312 Karar nolu karar.)
- ‘’…taşınmazın 1/6 hissesi davalı-davacı erkeğin annesi Emine Ç. adına kayıtlı iken 17.08.2005 tarihinde satış yoluyla davalı-davacı Mustafa Ali adına tescil edildiği anlaşılmakla, tasfiyeye konu taşınmazlar edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde davalı-davacı erkek adına satın alındığından, kanuni karine gereğince edinilmiş mal olup aksinin ispat külfeti davalı-davacı erkektedir (TMK mad. 6, HMK mad. 190). O halde, mahkemece, taşınmazların kişisel mal olduğuna yönelik ispat külfeti davalı-davacı erkekte olmasına rağmen, hatalı değerlendirme ile ispat külfetinin davacı-davalı kadında olduğunun kabul edilerek karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir…” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 13.06.2022 Tarihli, 2022/3443 Esas, 2022/5629 Karar nolu karar)
- ‘’Taraflar arasında boşanma protokolü yapılmıştır. Boşanma protokolünde,
“Tarafların mal istemi yoktur” şeklinde bir ibare vardır. Boşanma protokolünde yer alan “mal” kelimesi dar yorumlanamaz. Düzenlenen protokol mahkeme tarafından da onaylandığından davacının boşanmada mal paylaşımı talep etme hakkı yoktur.’’(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 27.11.2013 Tarihli, 2013/185 Esas, 2013/1601 Karar nolu karar) - ‘’Davalı taraf eşinin kredi kartı borcunu ödediğini ileri sürmüştür. Eşinin kredi kartı borcunu ödemek için 3 bilezik, 500 TL ve 110 Euro bozdurarak eşine veren davalının bu hareketi hukuken bağışlama sayılır. Bu nedenle boşanmada mal paylaşımı yapılırken hesaplamada dikkate alınmaması gerekir.’’(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi,15.03.2012 Tarihli, 2011/4041 Esas 2012/1841 Karar nolu karar)
- ‘’Piyango biletinin alımı için harcanan para edinilmiş maldan karşılanmış ise, çıkan ve onun yerine geçen ikame değer sayılan paranın da edinilmiş mal sayılmasını gerektirir. Şans oyunları için verilen karşılığın hangi mal
grubundan karşılandığını ispatlamak da oldukça güçtür. Ancak, aksi
kanıtlanmadığı takdirde bedelinin edinilmiş maldan karşılandığının kabulü
gerekir. Eşlerin mevcut ekonomik durumu açısından önemli sayılabilecek veya yatırım olarak değerlendirilebilecek harcamalar dışında yapılan günlük harcamaların edinilmiş mal grubundan yapıldığının kabulü hayatın olağan akışına uygun olduğu gibi, Örneğin, ev, araba veya şirket hissesi alımında kişisel mal grubuna ait değerlerin de kullanılması hayatın olağan akışına uygun düşmektedir. Tüm bu açıklamalardan hareketle bedel karşılığı oynanan şans oyunlarından kazanılan ikramiyeler edinilmiş mal grubunda olduğundan boşanmada mal paylaşımına dahil edilir.’’ (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 24.06.2014 Tarihli, 2013/7361 Esas, 2014/13668 Karar nolu karar)
ANTALYA BOŞANMA AVUKATI – ANTALYA AİLE HUKUKU AVUKATI
Boşanma davalarında mal paylaşımı, evlilik birliği süresince edinilen malların adil şekilde bölüşülmesini kapsayan, hukuki açıdan oldukça teknik ve dikkat gerektiren bir süreçtir. Bu süreçte yapılan en küçük bir hata, taraflardan birinin ciddi hak kaybı yaşamasına neden olabilir. İşte bu noktada mal paylaşımı konusunda uzman bir boşanma avukatı devreye girer.
Boşanma avukatı, tüm bu hukuki süreçleri titizlikle yürüterek; mal rejimi tasfiyesi, katkı payı alacağı ve değer artış payı gibi konularda müvekkilinin haklarını korur. Ayrıca, tapu iptal ve tescil davaları gibi ileri düzey işlemlerde de hukuki destek sağlar.
Kısacası, boşanmada mal paylaşımı avukatı, hak kaybı yaşanmaması için vazgeçilmezdir. Profesyonel bir destekle, süreç hem daha hızlı ilerler hem de yasal haklarınız eksiksiz korunur. Antalya avukat desteği için bizlere iletişim kısmından ulaşabilirsiniz.