SUÇ İŞLEME AMACIYLA ÖRGÜT KURMA SUÇU

Türk Ceza Kanunu, sadece bireysel olarak işlenen suçları değil, aynı zamanda birden fazla kişinin organize biçimde, planlı ve sistematik şekilde işlediği suçları da cezai yaptırıma bağlamıştır. Bu bağlamda, suç örgütleri aracılığıyla işlenen toplumsal tehlike içeren suçlara karşı önleyici bir ceza hukuku yaklaşımı benimsenmiştir.

Bu yaklaşımlardan biri de Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesinde düzenlenen “suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçudur. Kanun koyucu, bu düzenlemeyle suçların organize yapılar içinde işlenmesini henüz oluşum aşamasındayken engellemeyi ve örgütlü suç yapılarının önünü kesmeyi amaçlamaktadır. Bu yazıda söz konusu suçun tanımı, unsurları, şartları, cezai yaptırımları ve uygulamadaki yeri ele alınmaktadır.

SUÇUN KANUNİ TANIMI

Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesinin birinci fıkrasında, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve bu örgütü yönetmek fiilleri bağımsız birer suç olarak tanımlanmıştır:

TCK m. 220/1: Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.”

Bu hükümde, bir yapının “örgüt” sayılabilmesi için bazı nesnel ve yapısal koşulların sağlanması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre örgüt niteliğinden söz edilebilmesi için:

  • En az üç kişiden oluşan bir grup bulunmalı,
  • Bu kişiler, kanunda suç sayılan fiilleri işleme amacı ile bir araya gelmiş olmalı,
  • Belirli bir hiyerarşik düzene sahip olmalı,
  • Yapının faaliyetleri süreklilik ve planlılık arz etmeli,
  • Örgüt, amaç suçları işlemeye elverişli araç, gereç ve yapılanmaya sahip olmalıdır.

Maddenin ikinci fıkrası ise örgüt yöneticilerinden farklı olarak, örgüte sonradan katılan ve faaliyetlerine katılan üyeleri düzenlemektedir:

TCK m. 220/2: “Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Bu düzenleme, örgütün karar alma ya da yönetim kademesinde yer almayan ancak örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde bilerek ve isteyerek yer alan kişileri hedef almaktadır. Örgüt üyeliği suçunun oluşabilmesi için failin; örgütün suç işleme amacını benimsemiş olması, bu amaç doğrultusunda örgütün emir ve talimatlarına uygun şekilde faaliyette bulunması gerekir. Örgüte fiilen katılma, aidiyet gösterme ve örgüt amaçlarına katkıda bulunma gibi unsurlar, üyelik suçunun tespiti açısından belirleyici niteliktedir.

Yine ilgili maddenin yedinci fıkrasında; örgüt içeriğindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek veya isteyerek yardım eden kişinin örgüt üyesi olarak cezalandırılabileceği belirtilmiştir. Örgüte yardım etme suçunu oluşturabilecek durumlar: yer temin etme, yiyecek / giyecek sağlama, barınma imkanı sunma, silah veya araç desteği sağlama vb. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir. 

SUÇUN TÜRLERİ: KURUCU, YÖNETİCİ VE ÜYE OLARAK AYRIM

Türk Ceza Kanunu’ nun 220. maddesi, suç işleme amacıyla örgüt kurma suçunu üç ayrı statüde ele alır: kurucu, yönetici ve üye. Her bir statüye ilişkin cezai sorumluluk farklıdır.

1.Örgüt Kurucusu: Örgütü ilk kez oluşturup bir araya getiren, yapıyı kuran ve kişileri bu yapı içerisinde toplayan kişi kurucu kabul edilir.

2.Örgüt Yöneticisi: Mevcut örgütü yöneten, kararları alan, üyeleri yönlendiren ve faaliyetleri organize eden kişiler yönetici sayılır.

3.Örgüt Üyesi: Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve faaliyetlerine katılan kişiler üye olarak tanımlanır.

Örgütü kuran ya da yöneten kişiler, organizasyonun emir-komuta sistemini oluşturan, kararları alan ve üyeleri yönlendiren şahıslardır. Bu nedenle, suçun icrası bakımından daha fazla belirleyiciliğe sahip olduklarından, daha ağır bir cezai sorumluluk taşırlar. Zira ilgili suçu düzenleyen kanun maddesinin beşinci fıkrasında  örgüt yöneticilerinin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılacağı belirtilmiştir.

SUÇUN OLUŞUMU İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR

1.En Az Üç Kişilik Yapı: TCK m. 220/1’de açıkça belirtildiği üzere, bir yapının örgüt sayılabilmesi için en az üç kişiden oluşması gerekmektedir. İki kişi arasındaki suç anlaşması örgüt kurma suçunu oluşturmaz; bu durum en fazla suç için anlaşma (TCK m. 316) kapsamında değerlendirilebilir. Üç kişi kuralı, örgüt yapısının kolektif nitelik taşımasını zorunlu kılar.

2.Suç İşleme Amacıyla Birleşme: Örgüt olarak değerlendirilebilmesi için, kişilerin bir araya geliş amacı kanunun suç saydığı fiilleri birlikte işlemek olmalıdır. Suç işlenmemiş olsa dahi örgütün suç işleme amacıyla kurulmuş olması suçun oluşumu bakımından yeterlidir.

3.Hiyerarşik Yapı: Örgütün kendi içinde belirli bir emir-komuta zincirine sahip olması, yani üstlenmiş rollerin ve görev paylaşımının bulunması gerekir. Bu, örgüt üyelerinin birbirlerinden emir alması ya da örgütün lider kadrosu tarafından yönlendirilmesi anlamına gelir. Hiyerarşi, örgütün faaliyetlerinin disiplinli ve sistemli şekilde yürütüldüğünü gösterir. Örgüt içi eşitlik ilişkileri ve rastgele karar alma mekanizmaları bu şartı karşılamaz.

4.Süreklilik ve Planlılık: Örgüt yapısının geçici değil, süreklilik arz eden bir faaliyet örgütü olması gerekir. Yani birden fazla suçu kapsayan, zamana yayılan ve geleceğe yönelik planlamalar içeren bir yapı olmalıdır. Bir defaya mahsus bir suç işlemek amacıyla bir araya gelmiş kişiler, örgütlü suç kapsamında değerlendirilmez. Suç işlemek için bir araya gelen yapıların süreklilik taşıması, örgütün istikrarlı şekilde faaliyet göstereceğine dair bir iradeye sahip olması beklenir.

5.Suç İşlemeye Elverişli Yapılanma ve Araç- Gereç Donanımı: Örgüt, hedeflediği suçları işleyebilecek altyapıya, iletişim ağına, lojistik imkânlara, maddi kaynağa veya araç-gereçlere sahip olmalıdır. Örneğin barınma ve gizlenme imkanları, finansal kaynaklar, silah ve mühimmat gibi unsurlar örgütün bu şartları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde dikkate alınan unsurlardan bir kısmıdır. Esas olan araçların örgüt amacına hizmet edip etmediği hususudur.

Bu unsurların tamamı birlikte gerçekleşmeden, sıradan topluluklar ya da kısa süreli birliktelikler suç örgütü olarak kabul edilemez.

5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinde tanımlanan “örgütün” varlığının kabul edilebilmesi için hiyerarşik ilişki içinde olan en az üç kişinin bir araya gelmesi, örgütün yapısının sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan belirsiz sayıda suçları işlemeye elverişli bulunması, suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme ile işbirliği, eylemli paylaşım anlayışı içinde hareket etmesi ve bu amaçlar doğrultusunda faaliyette bulunup, “devamlılık” göstermesi gerekir.
Örgüt niteliği itibarıyla devamlılığı gerektirdiğinden, kişilerin belli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek için bir araya gelmesi halinde, örgütten değil iştirak iradesinden söz edilebilecektir. Ancak, amaçlanan suçlan işlemede kolaylık sağladığı için işlenmesi amaçlanan suçlar açısından hazırlık hareketi niteliğinde olan örgütün varlığı için, amaç suçları işleme zorunluluğu olmadığı da dikkate alındığında, devamlılığın belirlenmesi noktasında yalnız amaç suçların sürekli bir şekilde işlenmesi değil, öncelikli olarak, amaç suçları sürekli biçimde işleme kararlılığının mevcut olup olmadığının araştırılması zorunludur. Bu açıklamalar kapsamında somut olaya bakıldığında; sanıklar arasında iştirak iradesinin varlığı kabul edilse de hiyerarşik bir birlikteliğin olduğunu gösterir nitelik ve yeterlilikte her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı ve sanık … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA..” (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2019/918 E., 2019/12554 K., 18.09.2019 T.)

ÖRGÜTÜN PROPAGANDASINI YAPMAK

TCK m. 220/8:“Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

İlgili kanun maddesinden de görüleceği üzere; örgütün veya yasadışı amaçlarının topluma duyurularak benimsetilmeye çalışılması, örgüte yeni üyeler kazandırılması, örgüt faaliyetlerinin haklı gösterilmesi TCK m. 220/8 uyarınca suç olarak düzenlenmiştir. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında arttırılır.

SUÇUN NİTELİKLİ HALLERİ

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu, bazı durumlarda daha ağır ceza yaptırımı gerektiren özel nitelikler taşıyabilir. Bu tür durumlar, suçun nitelikli halleri olarak adlandırılır ve Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesinin çeşitli fıkralarında ayrı ayrı düzenlenmiştir. Bu nitelikli haller, hem failin konumuna hem de örgütün yapısına veya faaliyetlerine göre belirlenmiştir.

1.Örgütün amacının ve propagandasının basın veya yayın yoluyla yapılması: TCK m.220/8’ e göre yeni üyeler kazanılması ve örgütün amacının yayılması yönündeki etkin çalışmanın basın veya yayın yoluyla yapılması bu suç açısından cezanın arttırılmasını gerektiren nitelikli bir hal olarak düzenleme altına alınmıştır.

2.Örgütün silahlı olması: TCK m.220/3 uyarınca örgütü silahlı olması durumu, suçun nitelikli hali olarak ele alınmıştır. Bu durumda verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar arttırılır.

3.Örgüt yöneticisinin ek sorumluluğu: Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan dolayı, örgüt yöneticisi ayrıca fail olarak cezalandırılır. (TCK m.220/5) Bu düzenlemeye göre, örgüt yöneticisi yalnızca örgüt kurmak ya da yönetmekten değil, aynı zamanda örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen diğer suçlardan da doğrudan sorumlu tutulur. Örneğin, örgütün bir üyesi tarafından işlenen gasp, yağma veya yaralama suçu, örgüt yöneticisinin bilgisi ve talimatı doğrultusunda işlenmişse, yönetici bu suçlardan ayrıca fail gibi cezalandırılır. Bu durum, yöneticilere daha ağır bir hukuki sorumluluk yüklemektedir.

ETKİN PİŞMANLIK

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ya da örgüte üye olma suçlarında sanığın ceza sorumluluğunu etkileyen önemli kurumlardan biri de etkin pişmanlıktır. Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesi, örgütlü suçlarla mücadelede failleri caydırmayı ve örgütlerin çözülmesini teşvik etmeyi amaçlayan bir düzenlemedir. Bu kapsamda, örgütle bağını koparan, iş birliğine açık davranan ve devlete örgütle ilgili bilgi sağlayan kişiler bakımından cezada indirime veya tamamen cezasızlığa kadar gidebilecek önemli sonuçlar doğmaktadır.

1.Kurucu veya yöneticinin soruşturmadan önce örgütü dağıtması: Eğer bir kişi örgütü kuran veya yöneten konumda ise ve henüz örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmemiş ve soruşturma da başlatılmamışsa ancak bu kişi örgütü dağıtır veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlarsa hakkında cezaya hükmedilmez. Bu hüküm, örgütün başındaki kişilerin bile gönüllü olarak örgütü dağıtmaya yönelmesi hâlinde, devlete katkısı nedeniyle ceza almayacağını düzenler. Ancak bu cezadan muafiyetin sağlanabilmesi için iki temel şart aranmaktadır: örgüt adına henüz suç işlenmemiş olması ve soruşturmanın başlamamış olması.

2.Örgüt üyesinin gönüllü olarak ayrılması: Örgüt üyesi olan bir kişi, örgüt faaliyetleri kapsamında herhangi bir suç işlenişine katılmamışsa ve gönüllü olarak örgütten ayrıldığını resmî makamlara bildirirse, bu durumda da hiçbir cezaya hükmedilmez. Bu hüküm, özellikle örgüte yeni katılmış, suça karışmamış ancak ayrılmak isteyen bireyleri teşvik etmek amacıyla düzenleme altına alınmıştır.

3.Yakalanan örgüt üyesinin pişmanlık göstermesi ve etkin bilgi vermesi: Eğer örgüt üyesi bir kişi, bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanmışsa pişmanlık duyarak örgütün dağılmasına veya mensuplarının yakalanmasına elverişli bilgi verirse, yine cezaya hükmolunmaz.

4.Gönüllü teslim olma ve sonrasında bilgi verme:Kurucu, yönetici, üye, örgüt adına suç işleyen ya da örgüte bilerek yardım eden herhangi bir kişi, gönüllü olarak teslim olur ve örgütün yapısı ile işlenen suçlara ilişkin bilgi verirse, bu suçlardan ceza verilmezAncak, bu kişi yakalandıktan sonra bilgi verirse, bu kez cezasında indirime gidilir. Bu indirim, hakimin takdirine bağlı olarak üçte birden dörtte üçe kadar olabilir.

5.Denetimli serbestlik tedbiri: Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik kararı verilir. Bu süre, kişinin durumu ve yükümlülüklere uyumu dikkate alınarak en fazla üç yıla kadar uzatılabilir.

Av. Gökhan AKGÜL & Av. Yasemin ERAK

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir