
Toplumsal düzenin korunması ve bireylerin huzur içinde yaşaması, yalnızca fiziksel güvenliğin sağlanmasıyla değil, aynı zamanda çevresel etkenlerin denetim altına alınmasıyla da yakından ilgilidir. Bu çevresel etkenlerin başında ise özellikle yerleşim yerlerinde maruz kalınan yüksek ses ve gürültü gelmektedir. Bireylerin bu konudaki yükümlülüklerini göz ardı etmesi, insanların çalışma ve dinlenme haklarının ihlaline neden olmakta; fiziksel ve psikolojik anlamda zarara yol açmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 183. maddesi bu durumu “gürültüye neden olma suçu” olarak tanımlamış ve belirli koşullar altında cezai yaptırıma bağlamıştır. Bu yazımızda gürültüye neden olma suçunun kapsamı, unsurları, şartları ve cezai sonuçları ele alınacaktır.
SUÇUN KANUNİ TANIMI
Gürültüye neden olma suçu, Türk Ceza Kanunu’ nun “Çevreye Karşı Suçlar” başlığı altında madde 183’ de düzenlenmiştir. Bu hüküm, çevrenin korunması ve bireylerin sağlıklı bir yaşam hakkının güvence altına alınması amacıyla getirilmiştir. İlgili kanun maddesinde;
TCK Madde 183- (1) İlgili kanunlarda belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak, bir başka kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olan kişi, iki aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
ifadelerine yer verilmiş; kanunda belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak başkalarının sağlığının zarar görmesine elverişli şekilde gürültüye neden olmak, suç olarak ifade edilmiştir.
SUÇUN UNSURLARI
Gürültüye neden olma suçu hem objektif hem de sübjektif unsurları ile birlikte değerlendirildiğinde şu temel yapı taşlarına sahiptir:
1-Fail: TCK m. 183 kapsamında düzenlenen bu suç, herkes tarafından işlenen genel bir suç niteliğindedir.
2-Mağdur: Suçun mağduru, gürültü dolayısıyla sağlığı zarar görme ihtimali olan herkestir. Ancak belirtmek gerekir ki; gürültüye neden olma suçu, belirli bir kişiye karşı değil toplumun genel huzuruna ve kamu düzenine karşı işlenen bir suçtur. Söz konusu hareketlerin belirli bir kişiye karşı işlenmesi halinde gürültüye neden olma suçu değil, TCK m. 123’ de düzenleme altına alınan “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçu gündeme gelmektedir.
3-Fiil (Hareket Unsuru): İlgili suç tipi bakımından hareket unsuru, kanunlarda belirlenen kurallara aykırı olarak gürültüye neden olma fiilidir. Failin eylemiyle çevresindeki insanların sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde hareket etmesi ve hukuka aykırı olarak ses çıkarması suçun hareket unsurunu oluşturmaktadır.
Ancak suçun oluşumu bakımından gürültünün, insan sağlığını tehlikeye düşürecek boyutta olması gerekmektedir. Bu nedenle her somut olay bakımından gürültü düzeyinin insan sağlığının zarar görmesine elverişli olup olmadığının bilimsel ölçütlere göre değerlendirilmesi, bu doğrultuda dosyanın odyoloji uzmanı bulunan kurula tevdi edilerek gürültünün, insan sağlığının zarar görmesine elverişli olup olmadığı yönünde rapor alınması gerekmektedir.
4-Suçla Korunan Hukuki Değer: Gürültüye neden olma suçu, “Çevreye Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiş olup bu suç tipi ile korunan hukuki değer, kamu düzeni, bireylerin sağlığı ve yaşam kalitesidir.
5-Manevi Unsur: Suç, yalnızca kastla işlenebilen bir suçtur, taksirle işlenebilmesi mümkün değildir. TCK m. 183 uyarınca suçun işlenebilmesi adına failin, kanunda belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak ve başka kimselerin sağlığını bozacak şekilde gürültü yapması yeterlidir. Mağdurun sağlığının zarar görmesi suçun oluşumu bakımından zorunlu değildir; zarar görme ihtimalinin bulunması yeterlidir.
ŞİKAYET SÜRESİ, ZAMANAŞIMI VE GÖREVLİ MAHKEME
Gürültüye neden olma suçu, şikayete tabi bir suç olmayıp savcılık tarafından resen soruşturulmaktadır. Suçun soruşturulması için şikayet süresi olmamasına rağmen dava zamanaşımı 8 yıllık süreye tabidir. İşbu süre suçun işlendiği tarihten itibaren başlamaktadır. Görevli mahkeme ise Asliye Ceza Mahkemesi’dir.
HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI, VE ERTELEME
TCK m 183 uyarınca; ilgili kanunlarda belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak bir başka kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olan kişi, iki aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
İlgili suç tipi bakımından hem adli para cezası hem de hapis cezası seçimlik olarak öngörülmüştür İşbu nedenle iki ceza türünün de birlikte uygulanması mümkün değildir. Cezanın alt ve üst sınırları ele alındığında; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ve cezanın ertelenmesi kararı verilebilmesi mümkündür.
KONUYA İLİŞKİN KARARLAR
“…Gürültüye neden olma suçunun belli bir mağduru yoktur. Toplumda yaşayan herkes bu suçun mağduru olabilir. Gürültünün belli olmayan bir kimseye karşı yapılması bu suçu 5237 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesindeki kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan ayırmaktadır. Kişilerin huzur ve sükunu bozma suçunun faili belli bir kimseyi hedef almakta iken, gürültüye neden olma suçunun faili belli bir kimseyi hedef almamaktadır. Bu suçun oluşması için sanığın ilgili Kanunlarda belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olması yeterlidir. Gürültüye neden olma suçu somut tehlike suçudur. Suçun oluşması için gürültüye maruz kalan kişinin sağlığının bozulması gerekmez, gürültünün insan sağlığını tehlikeye düşürmeye elverişli olması yeterlidir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendiğinde; 27.08.2014 tarihli tutanak içeriği, bozma öncesi ve sonrası düzenlenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı karşısında, somut tehlike suçu olan gürültüye neden olması suçunun sanık tarafından işlediği sabit olmasına rağmen yerinde olmayan gerekçeyle beraat hükmü kurulması hukuka aykırı görülmüştür…” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2022/14906 E., 2023/17491 K., 26.04.2023 T.)
“…5237 sayılı Kanun’un 183 üncü maddesindeki suç, somut tehlike suçudur. Suçun oluşması için gürültüye maruz kalan kişinin sağlığının bozulması gerekmez, gürültünün insan sağlığını tehlikeye düşürmeye elverişli olması yeterlidir. Ölçülen gürültü düzeyinin insan sağlığının zarar görmesine elverişli olup olmadığının bilimsel ölçütlere göre değerlendirilmesi için odyoloji uzmanı bulunan kurula dosya tevdi edilerek, somut olayda gürültünün, insan sağlığının zarar görmesine elverişli olup olmadığı yönünde rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, yasal olmayan ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi, Nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür…” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2023/788 E., 2023/ 17937 K., 04.05.2023 T.)
“…Sanığı yüklenen gürültüye neden olma suçunun Yasa maddesinde öngörülen cezanın türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu 5237 sayılı TCK’nın 66/e maddesinde belirlenen 8 yıllık dava zamanaşımının, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığa mahkumiyet kararının verildiği 2007/109 esas 2008/1148 sayılı karar tarihi olan 18/12/2008 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında gürültüye neden olma suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nın 66/e ve CMK’nın 223. maddeleri gözetilerek DÜŞÜRÜLMESİNE, 09/01/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi…” (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2015/ 44945 E., 2017/58 K., 09.01.2017 T.)
“…TCK’nın 183. maddesindeki suç somut tehlike suçudur. Suçun oluşması için gürültüye maruz kalan kişinin sağlığının bozulması gerekmez, gürültünün insan sağlığını tehlikeye düşürmeye elverişli olması yeterlidir. Yukarıdaki açıklamalara göre somut olayda, 18/07/2016 bilirkişi raporunda, gürültü ölçümü yapılan noktalarda tutulan tutanakta hangi mesafeden ölçüm yapıldığı ve kaç adet hoparlör kullanıldığı belirtilmediğinin tespit edilmesi karşısında, 09/07/2012 tarihli tutanak tanıkları dinlenerek hangi mesafeden ölçüm yapıldığı tespit edilip gerekirse yeniden değerlendirme için ek bilirkişi raporu alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 18/02/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi…” (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2017/6863 E., 2019/3251 K., 18.02.2019 T.)
“…Sanık … hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan cezalandırılması istemi ile açılan davada Mahkemece sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 36. maddesinde düzenlenen gürültüye neden olma kabahat eylemini oluşturduğu kabul edilerek sanığa 20.04.2012 tarihinde gürültüye neden olma eylemi nedeniyle Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından idari para cezası verildiğinden yeniden idari para cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmakla, bu kararların CMK’nın 223. maddesinde belirtilen hüküm niteliğinde bulunmadığı ve kararının temyiz yoluna tabi olmadığı,
Anlaşıldığından, katılan … vekilinin tebliğnameye aykırı olarak, temyiz davası isteği hakkında bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA…” (Yargıtay 18: Ceza Dairesi, 2015/ 40235 E., 2017/9407 K., 21.09.2017 T.)
Av. Gökhan AKGÜL & Av. Yasemin ERAK
ANTALYA CEZA AVUKATI – ANTALYA CEZA HUKUKU AVUKATI
Gürültüye neden olma suçu, hem günlük yaşamı hem de komşuluk ilişkilerini olumsuz etkileyen önemli bir konudur. Türk Ceza Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde düzenlenen bu suç, komşuların huzurunu bozacak şekilde yüksek sesle müzik çalmak, gürültülü etkinlikler düzenlemek veya diğer gürültü yaratıcı davranışları kapsar. Antalya’da bulunan hukuk büromuzda deneyimli avukat kadromuz ile gürültüye neden olma suçuna ilişkin dava süreçlerinde danışmanlık sağlayarak, hem mağdur hem de suç isnadı ile karşı karşıya kalan kişiler için etkili çözümler sunmaktayız. Özellikle ceza ve tazminat davalarında deneyimli bir Antalya avukatı ile çalışmak, hakların korunması ve hukuki süreçlerin doğru yönetilmesi açısından kritik bir adımdır.