Alacak Türüne Göre İcra Hukukunda Uygulanacak Faizler

Türk Hukuku’nda faiz
Faiz uygulaması hukukumuzda alacaklının korunmasına yönelik bir işlemdir. Borç ilişkisi içerisinde borcunu belirlenen tarihte yani vadesinde ödemeyen borçlu temerrüde düşmüş sayılır. Temerrüt halinde ise alacaklının hak kaybına uğramaması için borçlunun belli bir miktar faiz ödemesi gerekmektedir. Bu faiz sözleşmede belirlenebileceği gibi belirlenmemesi halinde yasaların koyduğu oran üzerinden işler.

Kanuni faiz oranı
Faiz oranının sözleşmeyle belirlenmediği durumlarda kanunla belirlenen faiz oranı uygulama bulacaktır. Bu oran hukukumuzda günümüz için %9 olarak belirlenmiştir.

Ticari işlerde faiz oranları
TTK MADDE 8- (1) Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.
(2) Üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz
yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç
sözleşmelerinde geçerlidir. Şu şartla ki, bu fıkra, sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz.

Ticari işlerde TTK 9 uyarınca kanuni, anapara ve temerrüt faizi uygulanır.
3095 sayılı kanunun 1. Maddesi uyarınca sözleşmeyle faiz oranı belirlenmemişse kanuni faiz oranı %9 olarak hesaplanacaktır. Ticari işlerde ise 02.01.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Reeskont İşlemlerinde Uygulanacak İskonto Faiz Oranlarının Tespitine İlişkin Tebliğ” ile avans işlemlerinde uygulanacak faiz oranı yıllık %16,75 olarak belirlenmiştir bu oran bahsi geçen temerrüt faizidir.

Avans faizinde faiz oranı
Ticari işletme ile ilgili borçlarda borçlunun da tacir olduğu durumlarda avans faizi istenebilmesi mümkündür. Alacaklının tacir sıfatına haiz olması aranmaz. Alacaklı, haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacakları için tacir olan borçludan avans faizi isteyebilir. Avans faizi yıllık %16.75 olarak belirlenmiştir.

Tüketici alacaklarında faiz oranları
Tüketicinin kredi borcunu ödemede temerrüde düşmesi durumunda kredi veren kuruluşun talep edebileceği temerrüt faizi Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliğinin 18. maddesinde düzenlenmiştir.

TKSY m. 18/2 Temerrüt veya geç ödeme durumunda tüketiciden sözleşmede yer alan akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasından daha yüksek bir oranda gecikme faizi tahsil edilemez. Aksi halde, kredi veren, fazla tahsil ettiği tutar ile fazla tahsil edilen tutarın tahsil edildiği tarihle. fiilen tüketiciye geri ödendiği tarih arasındaki süre için sözleşmede yer alan akdi faiz oranının yüzde otuz fazlası üzerinden hesaplanacak faizi tüketiciye ödemekle yükümlüdür şeklinde düzenlenmiştir.
Tüketici işlemlerinde de kanuni faiz oranı olan %9 geçerlidir.

Örnek Yargıtay Kararları

(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2013/16606 E. , 2013/17177 K.

1-
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine kira alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine, davalı borçlunun itirazı üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve icra inkar tazminatı isteminde bulunmuştur. Mahkemece 18.040 TL asıl alacak ile 8.326.27 TL işlemiş faiz ile faiz oranına itirazın kaldırılmasına ve asıl alacak üzerinden % 20 icra inkar tazminatına karar verilmesi üzerine karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
2
2-
1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK.nun 120. maddesinde temerrüt faizi düzenlenmiştir. Anılan madde hükmüne göre; “Uygulanacak yıllık temerrüt faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdi faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdi faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faiz oranı hakkında akdi faiz oranı geçerlidir.” hükmüne yer verilmiş, yine aynı kanunun 88. maddesinde “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz ” düzenlemesi bulunmaktadır.

3-SONUÇ: Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA

  1. Hukuk Dairesi 2018/12187 E. , 2018/12592 K.

Borçlu vekili, icra mahkemesine başvurusunda; icra emri ile asıl alacak, vekalet ücreti ve yargılama gideri talep edilmesine rağmen yıllık faiz oranı belirtilmeden ve hangi alacak kalemine hangi tarihten itibaren ne oranda faiz işletileceği gösterilmeden faiz talep edildiğini, faiz tutarının fahiş olduğunu, vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yıllık % 9 faiz talep edilebileceğini ileri sürerek, icra emrinin iptaline karar verilmesini talep ettiği Mahkemece; takip talebi ve icra emrinde her bir alacak için faizin başlangıç tarihinin ve oranının gösterilmediği, ayrıca faize faiz yürütülecek şekilde talepte bulunulduğu gerekçesiyle icra emrindeki faize ilişkin kısımların takibe dayanak ilamda yer verildiği üzere 2.000,00 TL asıl alacak kalemine takip tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi, vekalet ücreti ve yargılama giderine ilişkin alacak kalemine takip tarihinden itibaren %9 ve değişen oranlarda yasal faiz yürütülecek şekilde düzeltilmesine karar verildiği, hükmün sadece alacaklı vekili tarafından temyiz edildiği, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; takibe dayanak ilamda asıl alacak için hükmedilen faizin türünün belirtilmediğinden bahisle alacaklara yasal faiz uygulanacağının kabulü ile icra emrinde talep edilen faiz miktarı denetlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile mahkeme kararının bozulduğu anlaşılmaktadır.
Takibe dayanak …. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/24 Esas, 2013/66 Karar sayılı ve 11/04/2013 tarihli kararında; “….Takdiren 1.000,00.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline, Fazla istemin REDDİNE, Takdiren 1.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline, Fazla istemin REDDİNE,….” hükmüne yer verildiği görülmektedir Bu durumda takibe dayanak ilamda asıl alacak için faizin türünün belirtildiği anlaşılmaktadır. Takibe dayanak …. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/24 Esas, 2013/66 Karar sayılı ve 11/04/2013 tarihli kararında; “….Takdiren 1.000,00.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline, Fazla istemin REDDİNE, Takdiren 1.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline, Fazla istemin REDDİNE,….” hükmüne yer verildiği görülmektedir Bu durumda takibe dayanak ilamda asıl alacak için faizin türünün belirtildiği anlaşılmaktadır.
O halde, takibe dayanak ilam incelenerek hükme esas alınmış olması karşısında mahkeme kararı yerinde olup, temyiz isteminde bulunanın da alacaklı olduğu gözetilerek mahkeme kararının onanması gerekirken Yargıtay 8. Hukuk Dairesince sehven bozulduğu anlaşılmakla, karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ : Alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü ile Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 05/12/2017 tarihli ve 2015/15250 E. – 2017/16192 K. sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, … 17. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 24/02/2015 tarih ve 2014/854 E. – 2015/208 K. sayılı kararının yukarıda açıklanan nedenlerle İİK’nin 366. ve HUMK’nin 438. maddeleri uyarınca ONANMASINA, 03/12/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Views: 377