GİZLİ AYIP HALİNDE TÜKETİCİ HAKLARI

Gizli ayıba değinmeden önce hukukumuzda ayıp kavramının ne olduğunun incelenmesi gerekmektedir.
Tüketici Kanunu MADDE 8- (1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır şeklinde düzenlenmiştir. Hukukumuz ayıp kavramını maddi , ekonomik ve hukuki olarak 3 başlıkta değerlendirmiştir.
Maddi ayıp kavramı malda gözle görülebilen ve kullanılmasını etkileyen ayıplardır. Ekonomik ayıp ise ürünün vaat edilenden daha masraflı çıkmasıdır. Örnek olarak elektrik tasarruflu A+ buzdolabının tasarruf etmemesi veya daha fazla elektrik harcamasından bahsedilebilir. Hukuki ayıp ise ürünün hukuk nezdinde kullanılamaz halde olmasıdır. Örnek olarak imar izni olmayan bir evin satılmasını vermek mümkündür.
Ayıplı maldan dolayı satıcıya başvurmak için malın tüketiciye teslim edilmiş olması ve ayıbın esaslı bir ayıp olması gerekmektedir. Ayrıca ayıbın teslimden önce var olması ve bunun ispatlanması gerekmektedir. Maldaki ayıbın varlığını bilerek alan kişi bu ayıbı kabul etmiş sayılır ve seçimlik haklarını kullanamaz.

Ayıp Halinde Tüketicinin Seçimlik Hakları


MADDE 11- (1) Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;
a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere
satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,

a)Tüketici malı eksiksiz ve aynen iade ederek ödediği bedeli geri alabilir.
b)Tüketici malı iade etmez ancak ödediği bedelin bir kısmını ayıp oranında satıcıdan talep edebilir.
c)Tüketici ayıplı maldaki ayıbın giderilmesi için masrafları satıcıya ait olmak üzere malın onarılmasını isteyebilir lakin onarım masrafının malın bedeline yakın ve fazla olduğu durumlarda mahkeme bu hakkın kullanılmasını engelleyerek diğer seçimlik hakları kullandırabilir.
d)Tüketici aldığı malı teslim ederek aynı malın ayıpsız bir halinin kendisine teslim edilmesini satıcıdan talep edebilir.

Bu seçimlik haklar gizli ayıplar için de kullanılabilir. Bu seçimlik hakların kullanılması tüketicinin tazminat isteme hakkını etkilemez. Seçimlik hakkını kullanan tüketici ekstra olarak tazminat talebinde de bulunabilir.

Açık Ayıp ve Gizli Ayıp Farkı Nedir?

Ayıbın malın teslimi sırasında açıkça görülebildiği veya basit bir göz gezdirmeyle görülebileceği durumlarda açık ayıptan söz edilir. MADDE 10- (1) Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim
tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu maddeden anlaşıldığı üzere 6 ay içerisinde basit ayıp için bildirim yapılması mümkündür. Satıcının ayıbın maldan değil tüketicinin hatasından kaynaklandığını ispatlamazsa tüketicinin seçimlik haklarını kullanma hakkı doğar.

Gizli ayıp ise malın teslimi sonrasında veya malın kullanımı sırasında ortaya çıkan ayıplara denir. Gizli ayıbın fark edilmesi üzerine derhal satıcıya ihbarda bulunulması gerekmektedir.

Garanti Süresi

Tüketici kanunu MADDE 12- (1) Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıldır.
Sözleşme serbestisi ilkesi sonucu taraflar bu süreyi belirleyebilir lakin tüketici kanunu bu sürenin alt sınırını iki sene olarak çizmiştir. Hile veya ağır kusur ile gizlenmiş olan işlemlerde ise herhangi bir zamanaşımı yoktur.

  1. Hukuk Dairesi 2015/2137 E. , 2016/228 K.

Dava konusu somut olaya ilişkin olarak … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/150 D. iş sayılı dosyasında yapılan tespitte ve mahkemece yargılama sürecinde icra edilen keşif sonucunda alınan makine mühendisi teknik bilirkişi raporlarında eserdeki ayıbın gizli nitelik arzetmekte olup, 5.989,00 TL turarında zararın oluştuğu saptanmıştır. Her iki rapor içeriği, hesap şekli açısından dosya kapsamıyla uyarlık arzetmekte olup, Yargıtay denetimine elverişlidir. Eser 17.10.2012 tarihinde teslim edilmiş, gizli ayıbın varlığı tespit sonucu alınan raporla 03.12.2012 tarihi itibariyle saptanmıştır. O halde gizli ayıbın ortaya çıkışı 2 yıllık garanti süresi içerisindedir. Gizli ayıbın ortaya çıkmasından itibaren uygun süre içerisindeki piyasa rayiçlerine göre oluşan zararın talep edilmesinde usul ve yasaya herhangi bir aykırılık da bulunmamaktadır.

Görevli Mahkeme


Ayıp halinde tüketicinin seçimlik haklarının kullanılması için tüketici mahkemesi görevlendirilmiştir. Lakin tüketici mahkemesine başvurmadan önce dava şartı olan alternatif uyuşmazlık ara yollarına başvurulması gerekmektedir. Tüketici hakem heyeti, tahkim veya arabulucuya başvuru şartı bulunmaktadır. Öncesinde bunlara başvurulmaması halinde dava usulden reddolunacaktır.

İlgili Yargıtay Kararları

  1. Hukuk Dairesi 2013/26934 E. , 2013/33340 K.

‘…Bir ayıbın gizli mi yoksa açık ayıp mı olduğu hususu mahkeme kararıyla belirlenecektir. Umumiyetle bilirkişi raporu kıstas kabul edilmekte olup, genel hayata tecrübeleri de ayıbın niteliğini ortaya koyabilir. Örneğin bir aracın kilometresiyle oynandığının anlaşılması durumunda bunun açık ayıp olmayıp, gizli ayıp olduğu kabul edilmelidir. Burada bilirkişi gerçekleşen eylemin yapılıp yapılmadığı ve ortalama bir kullanıcının bunun farkına varıp varamayacağı konusunda uzman olarak görüşünü bildirebilir. Yoksa, bunun açık ayıp/gizli ayıp ayırımının Mahkemece yapılması, diğer bir deyişle son sözün mahkemece söylenmesi hukuka daha uygundur. Nitekim, mahkemece, ayıbın gizli ayıp niteliğinde kabul edildiği ve aracın iadesiyle edelin davalıdan tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu karara karşı, Davalı temyiz yoluna başvurmuş ve karar dairemizce bozulmuştur. Bozma ilamında aynen şöyle denmektedir. “Davacı, davalıdan aldığı aracın gizli ayıplı olduğundan bahisle bedel iadesi istemiştir. Ancak dosya kapsamı incelendiğinde, davacı tanıklarından … verdiği ifadesinde, aracın satın alındıktan 1 ay sonra içine su aldığını belirtmiştir. Buna rağmen davacı tarafından derhal ayıp ihbarında bulunulmadığı, ilk olarak bu şikayetle 12.5.2011 tarihinde servise gelindiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, ayıbın süresinde ihbar edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir”. Bozma kararımızda da ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu konusunda bir tespit yapılmış ve süresinde ihbar yapılmaması nedeniyle davanın reddi gerektiği vurgulanmıştır. Kararımızın hiçbir yerinde ayıbın “açık ayıp” olduğu konusunda bir saptama bulunmamaktadır. Davalı taraf, bu karara karşı karar düzeltme yoluna başvurmadığından, diğer bir deyişle “ayıp açık ayıptır. gizli değildir.” yönünde bir karar düzeltme talebi bulunmadığından usulü kazanılmış hak nedeniyle artık ayıbın niteliği kesinleşmiştir. Dava konusu araçtaki ayıp “gizli ayıp” olup, açık ayıp olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Az yukarıda da açıklandığı üzere gizli ayıplarda 4077 Sayılı Yasa’nın 4. Maddesindeki süre de uygulanamayacağından re’sen nazara alınması mümkün olmayan ihbar süresi nedeniyle davanın reddi gerektiği yönündeki düşüncenin dayanağı bulunmamaktadır. Bu durumda Mahkemece verilen kararın onanması gerektiğinin düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma kararının kaldırılmasının reddine yönelik kararına katılamıyorum.’

  1. Hukuk Dairesi 2015/24044 E. , 2015/34589 K.

Davacının ayıp ihbarını yasada belirtilen sürede yaptığını ispat yükümlülüğü davacı tarafa aittir. Mahkemece, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı ile ilgili olarak davacının delillerini toplandıktan sonra mahkemece tesbit edilin ayıpların ortaya çıkış tarihleri ile ilgili olarak taraf ve yargı denetimine elverişli bilirkişi görüşü alınıp, davacının kesin kabul heyetinin duyurusu üzerine taşınmaz ve ortak alandaki bir kısım ayıp ve eksiklikleri bildiren 16.9.2008 tarihli başvurusu da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

Views: 52